Geri Dön

AKDENiZ’iN ORTASINDA BiR SiNEMA SAHNESi MALTA

Sezon sonuna doğru, Royal Caribbean gemilerinden biriyle Lizbon’da sona eren bir yoculuk yapma fırsatım oldu.

AKDENiZ’iN ORTASINDA BiR SiNEMA SAHNESi MALTA

İlk olarak Malta Adası’ndan bahsedeceğim size

Malta, tarihimizdeki yeri itibarıyla önemli olmasının yanında muhteşem görselliğiyle insanı etkiliyor. Akdeniz’in tam ortasında Sicilya’dan yaklaşık 100 kilometre açıkta olan ada ülkesi, özellikle Saint John Şövalyeleri’yle tanınmış. Malta, Gozo ve Comino adlarında üç adadan oluşuyor.

AKDENiZ’iN ORTASINDA BiR SiNEMA SAHNESi MALTA

Osmanlı kuşatması
Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1522 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Girit’i ele geçirmesi, buradaki şövalyelerin sürgün edilmeleri ve yeni bir yer aramasına sebep olmuş. V. Charles’ın Malta Adası’nı kendilerine vermesiyle yeni bir yurt edinmişler. Şövalyelerin asıl amacı, hac yolculuğu yapan hıristiyanları korumak ve yardım etmekmiş. Ancak zaman içinde hıristiyan olmayanlara karşı savaş vermeye varan bir misyona dönüşmüş. Kısaca hıristiyan dini askerlerine dönüşmüşlerdir. Şövalyelerin bu adaya yerleşmesiyle ekonomik ve kültürel bir değişim ve gelişim gösteren, hızla kalkınan ülke, Osmanlı’nın batıya açılışında muhakkak alınması gereken bir konumda olması nedeniyle, 1565 yılında Kanuni’nin donanmasını adayı ele geçirmek için göndermesine yol açar. Ancak dört ay süren kuşatma başarısız olur ve şövalyelerin konumunu hıristiyan aleminde güçlendirir, kalkınma hızlanır. Şehrin savunan Jean de Valletta’nın Osmanlı’ya karşı başarısı, adının ülkenin başkentine verilmesiyle sonuçlanır.

Bütün medeniyetlerden etkilenmiş
Başkent Valletta, tam anlamıyla bir kale görünümünde. 7 bin yıla varan tarihiyle her zaman ilgi merkezi olan ada, yönetenlerin şehri korumak için sürekli güçlendirdikleri surlarla çevrili ve her tarafı, Roma Katolik kilisesi etkisinde ve özellikle de Barok mimari örnekleriyle dolu. Fenike, Yunan, Roma, Arap, Norman, Haçlı, Fransız ve İngiliz etkileri, ülkenin kültürel zenginliğinin çeşitliliğine tabii ki büyük katkıda bulunmuş.

AKDENiZ’iN ORTASINDA BiR SiNEMA SAHNESi MALTA

Pastoral güzellikŞehrin en etkileyici yanıysa, çok iyi korunmuş olmasının yanı sıra inşaatlarda kullanılan sarı renkli malta taşının yarattığı pastel renk hakimiyetindeki görüntüsü. Dar sokakları, biraz da Türk mimarisini andıran cumbalı bal rengi taş evleri, kapı kolları, bize çok da benzeyen insanları, saraylar ve katedralleriyle çok güzel bir akdeniz kenti. Bu noktada sizleri şaşırtacak ve Londra’da sanmanıza sebep olacak telefon kulübeleri ve tabii ki ters akan trafiğiyle karşılaşacaksınız. Bunun sebebi, uzun yıllar Malta halkının tercihini İngiliz yönetiminden yana kullanması.
St. Elmo Kalesi’ni, oradan da dar sokakları takip ederek St. John Katedrali’ni muhakkak görmelisiniz. Bu katedral, adanın en önemli binası denilebilir. Ayrıca içinde bulunan dokumaları, gümüş eserleri ve birçok şövalyenin katedralin zeminine kazınmış mermer mezar taşları ilginizi çekecek.
Yine, yolunuzun üzerindeki Palace of Grand Masters’ı görmeden geçmeyin. Şimdilerde Malta Parlementosu olarak da kullanılan binada resimler, büyük kuşatmayı resmeden freskler ve çeşitli dönemlere ait silah ve zırhları görmek mümkün.

Her yan tarihi eser“Sessiz Şehir” de denen Mdina ise, belki de kale-şehir tanımı için en iyi örnek. Bir tepenin üzerine kurulan şehrin surlarından dışarı baktığınızda dağları bulunmayan bu ülkenin farklı bir görüntüsünü yakalayabiliyorsunuz. Yürüyerek gezebileceğiniz şehirde, İnguanez Sarayı ve Malta’nın ilk kilisesi Mdina Katedrali’ni görebilirsiniz.
Mosta’daysa dikkate değer en önemli eser 18’inci yüzyılda Roma’daki Parthenon’dan esinlenerek yapılmış kilise. Bu ihtişamlı eser, dünyanın en büyük üçüncü desteksiz kubbesine sahip. Kilise, ülkenin tüm ocaklarından toplanan numunelerden seçilen taşlarla yapılmış ve güneşin altında sarı, turuncu ve kızıl renge bürünmüş.

Bana sorarsanız...Benim bu seyahatte en beğendiğim yerse, Malta’nın güney doğusundaki Marsaxlokk. Burası bir balıkçı kasabası ve Valletta’nın yarım saat uzağında. Teknelerin hemen tamamı, mavi, yeşil ve sarı renklerde boyanmış. Bunların onlarcasını bir küçük limanın içinde bir arada görmek inanın çok güzel. Hemen liman içindeki lokantalarda anlarda yemek yiyebilir ve mağazalardan meşhur Malta dantellerinden satın alabilirsiniz.
Malta, 2-3 günlük bir yurt dışı seyahati için ideal ülkelerden biri. Arap lehçesiyle İtalyanca konuşuluyor gibi lisanı, ağırlıklı İtalyan mutfağı ve balığıyla, tertemiz sokakları, meydanları ve sanki bir film karesinin içindeymişsiniz hissini veren mimarisiyle sizi mutlu hissettirecek bir ülke.

AKDENiZ’i CRUISE’LA KEŞFEDiN

Setur, Royal Caribbean gemileriyle kısa ve uzun Akdeniz turları düzenliyor. Yaz sezonu boyunca her hafta farklı alternatiflerle düzenlenen turların bazılarını sizin için listeledim:
* Akdeniz’in en büyük yolcu gemisi Liberty of the Seas’le uzun Akdeniz turları, 02 Haziran, 21 Temmuz, 18 Ağustos, 22 Eylül ve 20 Ekim’de.
* Yine aynı gemiyle kısa Akdeniz turları, 03, 18, 23, 28 Mayıs’ta.
* 5 Yıldızlı Mariner of the Seas’le Batı Akdeniz turları, 23 Haziran, 14, 21 Temmuz ve 18 Ağustos’ta.
* Adventure of the Seas ile Batı Akdeniz turları, 01, 08 ve 15 Temmuz’da. Setur Tel: 444 0 738 www.setur.com.tr

18 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteniİşte magazin dünyasında öne çıkan gelişmeler...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber