‘Gemiyi terk edersek fareler basar’

Funda Arar, kötü giden müzik piyasasına rağmen sektörü hiçbir zaman bırakmayacağını açıkladı. Sanatçı, “Hiç düşünmedim. Gemiyi terk edersek, fareler basar. Ben savaşçı bir insanım ve mücadeleye devam edeceğim” dedi.

‘Gemiyi terk edersek fareler basar’

Konserden konsere koşan Funda Arar’la Kurban Bayramı röportajı için bir araya geldik. Son günlerde gündeme gelen ‘rap, pop müziği geride bıraktı’ söylemlerine katılmadığını söyleyen sanatçı, “Sosyal medya gerçek değil; sanal... Şöhret sarhoşluğuna kapılanlar, geçici olacaklar” dedi. Arar’la, müziği, eşi Febyo Taşel’i, oğlu Aras’ı ve eski bayramları konuştuk.

Yaz ayları nasıl geçiyor? Tatil yapma fırsatı bulabildiniz mi?
Yaz ayları, konser programımdan dolayı yoğun geçiyor. Harbiye’de konser verdik. Önümüzde bayram konserleri olacak ve sonrasında da sahne programlarım devam edecek. Fırsat buldukça 4-5 günlük tatiller yapmaya çalışıyorum.

Çok sahne alan isimlerden birisiniz, sesinizi ve formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Sahneden sonra iyi uyumaya ve dinlenmeye çalışıyorum. Çok sıcak içeceklerden kaçınıyorum. Bir insan sağlığına dikkat ederse, sesine de dikkat etmiş olur. Formumu korumak için de pilates yapıyorum ve beslenmeme önem veriyorum. Unlu yiyecekler yemiyorum.

‘Çık Aradan’ şarkısı nasıl oluştu, hikayesi nedir?
Menajerim Can, ben ve Febyo, albüm repertuvarı hakkında konuşurken, yaz için bir şarkıyı seçmeye karar verdik. Dans parçası olmasını istedik. Derya Uluğ-Asil Gök’e ait ‘Çık Aradan’ı seçtik. Birbirimizi ateşledik ve yapımcım Samsun Demir de bu fikri onayladı.

Klibi için özel dans dersleri aldınız. Eğitimler nasıl geçti?
Uzun bir eğitim almadım. Bir gün yoğun çalıştık, öncesinde de birkaç saat gittim. Dansçı arkadaşların enerjileri çok güzeldi. Klipte de güzel göründüğünü düşünüyorum. Danslar senkronizeydi. Nihat Odabaşı bu şarkı için dans performansı istedi, çok yorucuydu. Son zamanlarda çekilen en güzel klip olduğunu düşünüyorum.

Harbiye Açıkhava Sahnesi’ne, savaşçı kostümüyle çıktınız. Savaşçı ruhlu biri misiniz?
Hayat zaten bir savaş. Sürekli mücadele etmek ve işin ucunu bırakmamak gerekiyor. Hep üretmek ve çalışmak çok önemli... Songül Sarpbaş, böyle bir kıyafet tercihi yaptı. Orada güçlü bir kadını sembolize etmek istedik.

Rap müziğin, popu geride bıraktığı konuşuluyor. Popçuların nerede hata yaptığını düşünüyorsunuz?
Bu düşünceye katılmıyorum. Pop müzik, Türkiye’de her zaman var olacak. Şu anda gençler, rap müziği kendine yakın buluyor. Yurt dışında da böyle... Bir müzik tarzı popüler olduğu zaman, diğerinin öldüğünü söyleyemeyiz. Her müzik tarzının kendine göre bir dinleyicisi var. Rap yıllarca sansürlendi, radyo ve TV’ler yayınlamadı. Artık sosyal medyanın da sağladığı özgür bir ortam var. Bu şekilde insanlar, rap müziği daha rahat keşfetmeye ve samimi bulmaya başladı. Popüler dizilerde, rap şarkıların yer alması ve dizilerin çok izlenmesi de etkili oldu.

Sosyal medya sayesinde birçok isim sektöre adım atıyor. Neler söyleyeceksiniz?
Bu uzun bir yolculuk. Mesele, sosyal medyada birkaç şarkıyla tanınmak değil; bu zorlu yolda yıllarca başarıyla yürümektir.
1-2 parçayla popüler olan çok insan gördük ama şimdi yoklar. Bu yolu emek vererek sürdürmek gerekiyor. Sosyal medyaya güvenerek, “Ben yapıyorum, bu kadar da takipçim var, ne yaparsam gider” diye düşünmemek lazım. Orası gerçek değil; sanal bir ortam. Dikkatli davranmak gerekiyor. Bu şekilde tanınmış olmak ve şöhret, geçicidir. Önemli olan iyi ve kalıcı işler yapabilmek. Şöhret sarhoşluğuna kapılanlar, geçici olacaklar.

Bu dönemde müzik sektörüne atılsaydınız, şimdiki gibi başarılı olabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Niye düşünmeyeyim? Bu işin eğitimini almış biriyim. Müzik aşkıyla yola çıkmıştım, şimdi de olsa yine aynı aşkla hareket ederdim.

Sektör tamamen konserler sayesinde ayakta duruyor. 90’lı yıllardaki ihtişamlı günlerine dönebilir mi?
Artık her şey dijital platformlara döndü. Belki birkaç yıl sonra fiziki albüm, CD bile satılmayacak. 90’lı yılların müzik anlayışı başkaydı. O dönemlere dönülemez. Ben o zamanlar öğrenciydim, albümlerin iyisi de kötüsü de bir şekilde satıyordu. Sektörde, her dönem evrilme yaşanıyor. Şu anki halini de pek iç açıcı bulmuyorum. Çabuk tüketim, 90’lı yıllarda başladı. Bu sürekli tüketim ve üretim, duyguyu öldürmeye başladı.

Müzik dünyası kötü durumdayken hiç ara vermeyi düşündünüz mü?
Hiç düşünmedim. Gemiyi terk edersek, fareler basar. Ben savaşçı bir insanım ve mücadeleye devam edeceğim.

Bayramlar sizin için ne ifade ediyor?
Bayramlar, çocukken daha çok şey ifade ediyordu ama şimdi sürekli çalıştığımız için aklıma sadece iş-güç geliyor. Yine de her bayramda aile ziyaretleri yaparız. O kültürü çocuklarımıza aşılamamız lazım ama bu dönemde herkes, bayramları tatil fırsatı olarak değerlendiriyor. Eskisi gibi bayram sevinci yaşanmıyor. Bayramlar, çocuklara güzel...

Eski geleneksel bayramları Aras’a yaşatmaya çalışıyor musunuz?
Aile ziyaretlerini çok önemsiyoruz. Büyüklerimizin elini öpmek, akrabalarımızla aynı sofrada olmak, bizim için çok önemli. Aras da bunları çok seviyor.

Çocuklar egoyla büyümemeli
Aras ünlü bir ailenin çocuğu olduğunun farkında mı?
Beni televizyonda görüyor. Bir yere gittiğimizde tanıyan insanlar gelip, fotoğraf çektirmek istiyor. O da bunların farkında ama ben hiçbir zaman bu şekilde yetiştirmek istemiyorum. Çocuklar egoyla büyümemeli. Herkesin bir işi ve mesleği var. Bizimki de bu. Ünlü olmanın hiçbir önemi yok. Önemli olan, işini iyi yapman.

Aras’a kardeş düşünüyor musunuz?
Şimdilik öyle bir şey düşünmüyoruz.

‘Gemiyi terk edersek fareler basar’

‘Özel hayatıma dikkat ediyorum’
Funda Arar ismi bir marka oldu. Bunu için nelere dikkat ediyorsunuz?
Her şeye dikkat ediyorum. Mesela Harbiye’de konserim varsa, o güne yakın başka bir konser almıyorum. Her haftanın başında, ofiste toplantı yaparım. Sahne alacağım her organizasyonun bilgilerini, en ince detayına kadar edinirim. Gerekirse sahnedeyken bile repertuvarı anında değiştiririz. Çünkü gördüğümüz ortam, bizi başka bir yere götürebiliyor. Sanat müziği, halk müziği, pop ve rock gibi türleri izleyip, sahnede iyi şekilde sunabilirim. Hep söylediğim bir söz vardır: “Sanatçı sahnede yaptığı işle ya bir konsere daha davet edilir, ya da bir daha çağırılmaz...” 90 dakika sahne süremi bazen 120 dakikaya çıkartıyorum ve bunlar bana olumlu dönüşler getiriyor; herkes beni tercih ediyor. Başarı tesadüf değil. Bir markayı oluşturmak gerçekten zor. Çok titiz çalışmak gerekiyor. Her şey değişiyor ve değişime ayak uydurmak lazım. Özel hayatıma dikkat ediyorum. Herkesin hataları olabilir ama bunları telafi edebilmek önemli. En başta, yaptığınız işe saygı duymak ve şımarmamak; bulunduğunuz yeri taşıyabilmek, markayı bir yere getirebiliyor. Gelen konser tekliflerini titizlikle değerlendiriyoruz. Çok sevilen sanatçıların, her sahneye çıkmaması lazım.

‘Verimli ve dinamik hissediyorum’
40’lı yaşlarınızdasınız, hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
Çok iyi bir dönemdeyim. 40’lı yaşlar, bir kadının en verimli olduğu; kendini özel ve güzel hissettiği yaşlardır. Kendimi çok verimli ve dinamik hissediyorum. Bu yaşlar, kadınlara iyi geliyor.

Eşinizin müzisyen olmasının evlilikte, avantaj ya da dezavantajları ne?
Birbirimizi anlıyoruz ve ortak paydada buluşabiliyoruz. Bu avantajlı bir durum. Fikir farklılıklarımız olabilir, bu çok normal ama Febyo aynı zamanda sahnede de olduğu için beni anlayabiliyor. Eğer Febyo müzisyen olmasaydı, bu yoğun tempoda zorluklar yaşanabilirdi.

Funda Arar ‘Çık Aradan’ şarkısıyla müzik listelerinin üst sırasında yer alıyor.

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber