Carrie’nin günlükleri günümüz ergenini kesecek mi?

Bizim topraklarda da yayımlanmaya başlayan “Gossip Girl” dizisiyle gördük ki liseli kızlar artık sadece liseli kızlar değil. Entrika, kuyu kazma, seks, uyuşturucu... Ne ararsan var.
Geçtiğimiz günlerde öğrendik ki fenomen “Sex and the City”nin yazarı Candace Bushnell yeni bir projeye dalıyor. Bushnell ana karakter Carrie’nin ergenlik maceralarını (Carrie’s Diaries/Carrie’nin Günlükleri) yazacakmış. Peki sizce “şehir ve seks”i anlatan Carrie’nin maceraları yeni gençliği tatmin edecek mi? Kampüs ve romantizm günümüz ergenlerini kesecek mi? 

Carrie’nin günlükleri günümüz ergenini kesecek mi

İhtimal o ki Carrie’nin ilk gençliği şimdilere göre epey saf kalacak.
Varsayalım...  
Carrie: Tepem attı Charlotte. Futbol takımındaki çocuklar bana “motor” diyormuş.
Charlotte: Motor ne demek?
Carrie: Charlotte, çok safsın, dünyadan haberin yok. “Kolay kız” demek.
Charlotte: Nereden duydun böyle dediklerini?
Carrie: Bella söyledi.
Charlotte: O senin yeni ceketini kıskanıyordur.
Miranda: Ne ceketi? Kızlar, mezuniyet gecesi yaklaşıyor ve Carrie mezuniyete Bella’nın gözüne kestirdiği çocukla gidiyor. Konumuz mezuniyet gecesiyse, bir erkek arkadaş ceketten çok daha önemlidir. Bunu asla unutmayın!
*  *  *
(Okulun bahçesinde öğle yemeğinde)
Carrie: Bugün okul eteğinin üzerine çiçek desenli kazak giydiğim için Mrs. Peacock’tan uyarı aldım. Eğer bir kez daha kıyafet kurallarına uymazsam bana uzaklaştırma vereceklerini söylüyor. Amerika’da binlerce okula serbest kıyafetle gidilirken annemin beni bu okula gönderdiğine inanamıyorum.
Charlotte: Ben de bu eteklerin belini kıvırmaktan çok sıkıldım. Kıvrık yerler kabarıyor ve göbekliymişim gibi duruyor. Ne diyorsun Miranda?
Miranda: Aklınız fikriniz kıyafette. Ben kendi derdime düşmüşüm. Neden okuldaki çocukların hiçbiri benden hoşlanmıyor?
Carrie: Erkek gibi giyindiğin için olabilir mi acaba?
Miranda: Ne yani, senin gibi annemin ayağımı vuran ayakkabılarını mı çalayım?
Carrie: Eğer bir ayakkabıya âşık olmak istiyorsam, oluyorum. Bir ayakkabı benim aşkıma karşılık veremez ama diğer yandan bir ayakkabı beni çok da üzemez. Ve annemin sürüsüyle güzel ayakkabısı var...
*  *  *
(Carrie ve Charlotte okul koridorundaki dolapların önünde mızmızlık ederken Miranda gelir)
Miranda: Kızlar, keşke hafta sonu New York’a gelebilseydiniz. Samantha diye bir kızla tanıştım. Elinden uçan kuş kurtulmuyor. Biliyor musunuz, bekâretini 13 yaşında kaybetmiş.
Charlotte: Iykkk!
Miranda: Biz çok geç kaldık! Üniversiteye gitmeden bu işi aradan çıkarmamız lazım. Kalıbımı basarım, orada bizden başka bakire kız olmayacak. Geçen ay tiki Cindy’nin babasının Hamptons’daki evindeki partide sekiz kız bekâretini kaybetmiş. Erkekler sayının dokuz olduğunu söylüyor ama kime inanacaksın?
Charlotte: Dokuz mu? Ne bu katliam mı? Biliyorsunuz ben o özel kişiyi bekliyorum. Ve onun da benim hazır olmamı beklemesi gerekecek. Bana saygı duyacak, benimle yatıp toz olmayacak biri olmalı.
Miranda: Charlotte, Samantha’yla tanışmanı çok isterim. Birkaç saat içinde seni bu düşünceden vazgeçireceğine eminim. Eminim şöyle derdi: “Bir erkek ilk buluşmada onunla birlikte olduğun için senden ayrılabileceği gibi, 10’uncu buluşmaya kadar beklersen de ayrılabilir.”
Carrie: Kızlar size bir sır vereyim mi? O partideki dokuzuncu kız benim.
Miranda: ????!!!!!????!!!
Charlotte: Neeee??!! Bunu hemen atlatabileceğine emin misin? Biliyorsun ki birini unutmak onunla geçirdiğin sürenin en az yarısına mal oluyor.
Carrie: Mr. Little’la dört dakika geçirdiğime göre, sanırım iki dakika unutmama yetti. Bir gün Mr. Big’le karşılaşacağım! O günü iple çekiyorum.
Dış ses- (Carrie’nin sesi): O gün ilişkilerle ilgili düşünmeye koyuldum. Kimileri insanı yeni ve egzotik bir şeylerle tanıştırıyor; kimileri eski ve tanıdık oluyor, kimileri çok sorgulamana yol açıyor, kimileri seni beklenmedik bir yerlere taşıyor, kimileri seni başlangıç noktandan çok ileri götürürken kimileri de geri getiriyor. Ama hepsi içinde en heyecan verici, zorlayıcı ve belirgin olan aslında kendinle ilişkin. Ve eğer, senin sevdiğin seni sevecek birini bulursan bunun da tadından yenmiyor.