Beşiktaş’ta işbaşına gelen Başkan Ahmet Nur Çebi ve arkadaşlarını, böylesi bir ekonomik krizde taşın altına ellerini koydukları için alkışlıyoruz.
İşleri öyle pek de sanıldığı kadar kolay değil... Borç almış başını gidiyor, kasa tam-takır! Dostlar, mayıs ayına kadar 500-600 milyon gibi paraya gereksinim olduğunu söylüyorlar.
Valla, başkan Çebi’nin bu yükün altından nasıl kalkacağını camia gibi, ben de merak ediyorum.
Kolay mı, o borcun altından kalkmak, kulübü düzlüğe çıkarmak? Bir yanda borçları sıfırlayacaksınız, diğer yandan takımı yarışın içinde tutacaksınız!
Neyse ki, Ümraniye yani siyah-beyazlı takım müthiş bir çıkış yaptı. Kartal zirveye kanat çırpıyor, yönetim de biraz olsun yüzler gülüyor. Gelin görün ki, başkan ve arkadaşları her gün toplantı üstüne toplantı yaparak çözüm üretmeye çalışıyorlar. Yönetim, sponsor firmalarla yeniden masaya oturup, teklifler götürecek; artı, yeni sponsor arayışına girecek. Yani sizin anlayacağınız yönetim kanadı, kolları sıvamış, boş durmuyor, sıcak para peşinde koşuyor.
Elbette işbaşındaki yönetimin bu krizin tamamen üstesinden gelmesini beklemek hayal olduğunu cümle alem biliyor.
Dememiz o ki, hem camiaya hem de o ‘vefalı’ taraftara bu anlamda görev düşüyor.
Kartal’ın binlerce, hatta milyonlarca taraftarı var, en zor günlerde takıma hep sahip çıkmışlardır, biliyoruz.
Takım tamam, şimdi sıra yönetime parasal anlamda destek vermenin zamanıdır. Yaparsınız iyi biliyoruz. Nereye varmak istiyorum, Türkiye’nin her kentinde Kartal Yuvası var, herkes bir ürün alsa, Beşiktaş’ın kasasına milyonlarca lira girer, yönetim de biraz olsun rahat nefes alır.
İşin özeti, haydi bakalım eyyy o vefalı taraftar...
Kartal Yuvası’na uğrama ve alışveriş yapma zamanı... Ne dersiniz?

Odabaşı’nı unutamayız

Uzun yıllar Sarıyer, Trabzonspor, Fenerbahçe ve Karabükspor formalarını giyen, ayrıca Sarıyer Kulübü’nde yöneticilik yapan ve 1992 yılında Balkan Kupası’nı kazanan mavi-beyazlı kulübün o dönem genel kaptanlık görevini de yürüten ve 2015 yılında kaybettiğimiz Eyüp Odabaşı’yı yarın akşam Tarabya’da anacağız.
Oyuncu ve yönetici olarak efsaneleşen ve çok sevilen rahmetli Odabaşı’nın anma gecesini eski Sarıyerli yönetici Kenan Tuncer organize ediyor. Katılanlar arasında kimler yok ki, TSYD Genel Başkanı Oğuz Tongsir, Ali Şen, Şansal Büyüka, Abdullah Avcı, Necdet Ergün, Mehmet Ekşi, Yılmaz Vural, Güvenç Kurtar, Gökhan Keskin ve Metin Tekin. Spor medyasının da çok yakından tanıdığı Eyüp Odabaşı’yı bir kez rahmetle anıyor, geride bıraktığı yakınlarına uzun ömürler diliyorum.

Ortada bir gariplik var

Maçlarda şu hakemlerin çifte standart uygulamaları var ya, inanın beni deli ediyor! Yahu arkadaş, bir maçta penaltıyı tekrar ettiriyorsun, eyvallah... Bir başka maçta aynı pozisyon, ne hakemden ne de VAR’dan tık yok!
Gelelim şu Göztepe-Fenerbahçe maçına... Kazanılan penaltıyı Alpaslan kullandı, Altay çıkardı, ne var ki VAR’a takıldı, tekrar edildi, gole dönüştü! Biliyorsunuz penaltı atışlarında çizgi hakemi de kaleye yakın yerini alır. Peki kardeşim, sen ne iş yaparsın? Burnunun dibinde Altay’ın atıştan önce iki metre öne çıktığını görmedin mi, niye VAR’a sığınıyorsun? O zaman oraya geliyorsan, gözlerini aç, göremiyorsan orada ne işin var arkadaş?
Şu VAR sistemi de müthiş ağır işliyor, arkadaş bir pozisyonun incelenmesi niye üç-dört dakika sürer, merak ediyorum? Avrupa’ya bakın, örnek alın! Ya VAR’ı kullanmasını bilmiyoruz ya da sistem tamamen oturmamış... Ortada bir gariplik, bir terslik var!

Biraz sabır biraz destek

Beşiktaş taraftarını yıllardır tanırım, önce ‘döver’, sonra ‘sever’... Ama sahip çıktıkları anda adı kim olursa olsun, sarılır-sarmalar, arkasında dururlar.
Kartal’ın Kayserispor’u farklı yendiği maçtan sonraki, bir tablo var ki çok hoşuma gitti. Süper Lig’e kötü giriş yapan ve bu süreçte ‘istifaya’ çağırdıkları Abdullah Avcı’ya maç bitiminde taraftarın gösterdiği sevgi seli var ya, işte o tablo... Beşiktaş taraftarı vefalı olduğu kadar da sabırsızdır, şartlar ne olursa olsun, başarı isterler. Ne var ki, bu oyunun sürprizler oyunu olduğunu bir an için unuttular, ‘istifa’ seslerini yükselttiler. Onlar penceresinden haklı olabilirler!
Biz ne demiştik, bu köşede düşüncelerimi dile getirmiş, tribünlerden ‘sabır’ göstermelerini işaret etmiştim. Ne oldu?
Abdullah Avcı konusundaki öngörülerim de haklı çıktım. Neyse ki, tribünler Kayserispor maçından sonra Avcı’yı soyunma odasından çıkarıp, uzun süre alkışlamaları, ona çiçek vermeleri de çok doğruydu.
Bu tablo şunun en büyük göstergesidir, artık tribün ile Avcı arasında barış köprüsünün temelleri atıldı, o köprünün bundan böyle yıkılacağını hiç ama hiç düşünmüyorum.
Lüften şunu da unutmayalım sevgili taraftarlar... Avcı hocanın elindeki kadro çok alternatifli değil, eksiği-gediği var! Yani eldeki malzeme bu, Avcı da bunu iyi kullanma adına kılı kırk yarıyor.
Beşiktaş, göze hoş gelen futbolun biraz uzağında da olsa, en azından kazanmayı biliyor. Haa kazanırken, bile attığı kadar da kaçırıyor! Tabi ki Avcı da takır-takır top oynayan, rakibini presiyle boğan bir Beşiktaş yaratmanın peşinde. Biraz sabır, biraz destek, nokta...