Asker, doktor, polis olmak çocukluk hayallerimizin ilk sırasını oluşturmuştur, kuşkusuz. Günümüzde ise hedefler ve hayaller o kadar çok ki, hangisini yazsak?
Doktor ve oyuncu olmak benim en büyük hayalimdi, olamadım. Bizim çocukluk dönemlerimizi anlatmaya gerek yok. Bir yanda eğitim, diğer yanda geçim derdi. Ben ikisini bir arada yürüttüm, iki hayalimin uzağında gazeteci oldum. 1973 yılında başlayan gazetecilik, diğer yanda evlilik çoluk-çocuk derken, bugünlere geldik, doktor ya da oyuncu olamadım ama çok mutluyum, çünkü işimi seviyorum. Hakkını da vermeye çalışıyorum, hâlâ...
Dönelim asıl konumuza, yani hedeflerime, hayallerime... İki kızım var, ikiz, 41 yaşındalar. Biri uzman doktor Ekin, diğeri ise tiyatro oyuncusu Başak... İkisi de kendi branşlarında başarılılar, onlarla gurur duyuyorum, onlar benim hayallerimi gerçekleştirdiler. Tiyatro Pera’da yaklaşık 18 yıldır birçok yapıtta yer alan, ödüller kazanan Başak’ın yer aldığı oyunları izliyorum, mutlu oluyorum. Elbette Tiyatro Pera’nın sanat yönetmeni Nesrin Kazankaya’yı unutursak ayıp ederiz. Başak onun öğrencisi, artı Kazankaya yüzlerce oyuncu yetiştirdi, müthiş başarılı bir yönetmen.

Onlar benim hayallerim


Tek kelime müthiş
Omuzlarındaki apoletlerde yıldızları çok fazla. Oyuncu, çevirmen, oyun yazarı ve tiyatro eğitmeni, daha ne olsun? Kazankaya, 15 yıl Ankara Devlet Tiyatrosu’da, bir yıl Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oynayan sanatçı, Devlet Konservatuvarı mezunudur. 2000 yılında Tiyatro Pera’yı kuran Kazankaya’nın oyunculuk, yönetmenlik ve yazarlık dallarında ödülleri bulunuyor. Başak’ın da yer aldığı son oyunu TER’i izledim, tek kelimeyle müthiş... Amerikalı yazar Lynn Nottage’in Pulitzer Ödüllü oyununu çeviren ve oyunu yöneten Zeynep Özden, Kazankaya’nın öğrencilerinden. Dramaturgi, yani metnin sahneye çıkmasına kadar geçen süreç. Bu anlamda da Şafak Eruyar’ın büyük emekleri var, her ikisini de kutluyorum, ekip olarak müthiş yapıtlara imzalarını atıyorlar. Sanat Yönetmeni Nesrin Kazankaya’nın tüm oyunlarında mezun ettiği öğrencilerine yer vermesi işin başka güzelliği. TER’de Nesrin Kazankaya, Başak Meşe, Doruk Akçiçek, Alican Yılmaz, Ömer İvedi, Nazmi Karaman, Bahar Karaoğlu ve Alican Öztürk, hepsi Tiyatro Pera patentli, hepsi de çok yetenekli.
Alkışınız bol olsun...

Onlar benim hayallerim

Onyekuru nokta atışı
Şampiyonlar Ligi’nde aradığını bulamayan, iç hatalara dönüş yapan Galatasaray’ın Süper Lig’deki ilk yarı karnesi de pek iyi değil. Nitekim en en büyük kanıtı Süper Lig’in zirvesinden uzak kalmasıdır. Fatih Terim’in hep başarıları kovalayan bir teknik adam olduğunu cümle-alem biliyor. Üç puanlı ligde on puanlık fark elbette önemli, ama kapanır, taşlar yerine oturur. Şampiyonlar Ligi’nde aradığını bulamayan, iç hatalara dönüş yapan Galatasaray’ın Süper Lig’deki ilk yarı karnesi de pek iyi değil. Nitekim en en büyük kanıtı Süper Lig’in zirvesinden uzak kalmasıdır. Fatih Terim’in hep başarıları kovalayan bir teknik adam olduğunu cümle-alem biliyor. Üç puanlı ligde on puanlık fark elbette önemli, ama kapanır, taşlar yerine oturur. Geçmişte de bunun örneklerini yaşadık. Görüyoruz ki, Galatasaray ikinci yarıya daha güçlü bir kadroyla girmenin hesapları içinde. Aslan, Urugaylı sol bek Saracchi ve Onyekuru’yu kiraladı... Saracchi’nin fazla tanınmışlığı yok, mutlaka o bölgeyi kontrol edecek niteliktedir. Bence asıl nokta atışı Onyekuru’dur. Onyekuru’yu tanıyoruz, çabuk ve teknik, Aslan’ı üçüncü bölgeye taşıyacak en büyük güçtür bence. Artı, hem Aslan’ı hem de ligimizi iyi tanıyor, bu da Fatih Terim ve ekibi için büyük avantajdır. Çok sıkı, kora-kor bir ikinci yarı bizleri bekliyor, dileriz bu mücadele futbol kalitesine yansımalar yapar, bizler de keyifli maçlar izleriz.

Avcı’nın en zor sınavı
Her takım gibi Beşiktaş’ın da ara transferde nokta atışlarına gereksinimi var, biliyoruz. Gelin görün ki, harcama limitine takıldılar! Türkiye Futbol Federasyonu ile yönetim kanadı limit konusundaki girişimlerini sürdürüyor, çözülür mü, çözelmez mi belli değil!
Diyelim ki, limit konusu aşılamadı, Kartal kendi yağıyla kavrulmak zorunda bırakıldı! Valla, bu konuya başka açıdan bakmak istiyorum. Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın elindeki kadro belli, kısıtlı, alternatif yok gibi! İşte teknik adamın görevi de aslında burada başlıyor. Bu kadroyu verimli kullanmak, başarılı saha sonuçlarına imza atmak zorlukların en büyüğüdür. Şunu demeye çalışıyorum, sezona sıkıntılı bir başlangıç yapan, ancak ilerleyen haftalarda yükselişe geçen Kartal’ın bugünkü fotoğrafı, kadro yetersizliğine karşın pozitiftir. Yani Abdullah Avcı başarılıdır. Tabii ki, her şey şampiyonluğa endeksli, olamadınız mı, vay halinize?
Yönetim kanadı da ekonomik yönden köşeye sıkışmış durumda, kasanın hali malum! Acaba camia ve taraftarın hem yönetime, hem de teknik kadroya biraz sabırlı davranması ve destek olması gerekmez mi? Neticede bu darboğazın ancak camianın desteğiyle aşılacağını biliyoruz. Son söz, Avcı ve ekibi bu takımı şampiyon yapar veya yapamaz, Kartal’ı zirve yarışının içinde tutsa bile bu tabloda büyük başarıdır.