Çocukluk yıllarımızda yaşadığımız kentte boş arsalar, parklar çoğunluktaydı. O dönemlerde öyle bugünün futbol topları yoktu, plastik topların peşinde koşuştururduk. Boş arsayı bulduğumuz anda, taşlardan kale yaparak, akşama kadar meşin yuvarlakla haşır-neşir olurduk.
Bizim dönemin insanları anımsar, futbolcular o irili-ufaklı boş arsalardan, ya da parklardan çıkardı. Dönüyoruz bugüne, malumunuz İstanbul mega kent... Öyle boş arsa bulmak ne mümkün? O arsalar yerini devasa gökdelenlere bıraktı. Çocuklarımızın meşin yuvarlağa olan tutkuları hiç değişmedi, onlar da fırsat buldukça caddelere taşıyorlar, trafiği yoğun olmayan yerlerde top oynamaya çalışıyorlar.
Bizler şanslı bir jenerasyonduk... Elbette nüfusun giderek artması, doğal olarak yapılaşmayı da beraberinde getirdi. Efendim, Nazım Paksoy iş adamı... Kendisi Galatasaray Divan Kurulu üyesi... Öyle ki, divanın en kıdemli üyesi... Yıllardır tanırım, Beyoğlusporlular Derneği’nde ne zaman karşılaşsak futbol üzerine hoş sohbetler yaparız. Nazım Ağabey’e takılmadan duramam. Hiç kızmaz, sanırsınız ki sinirlerini tek tek aldırmış.
“Yeni parklar, Mutlu yarınlar” kampanyasına katıldı Nazım Ağabey... 1230 metrekarelik arazisini Sultanbeyli Belediyesi’ne bağışladı. Ve ortaya harika bir çocuk parkı çıktı, açılışı da geçtiğimiz günlerde yapıldı. Parkta yok yok... Çocuklarımızın nefes alabileceği, basketbol ve futbol oynayabilecekleri alanlar var. Kendisine çocuklarımıza, gençlerimize böylesi bir olanağı sunduğu için onların adına teşekkür ediyorum. İyi ki varsın Nazım Ağabey... O, bu anlamda örnek bir fotoğraftır benim gözümde... Nazım Ağabey’in attığı bu adıma yeni adımların eklenmesi dileğiyle...

Sıra Quaresma’ya gelmesin
Gelibolu yeni yaşam noktam... Günümün büyük bir bölümünü çarşı da dostlarla sohbet ederek geçiriyorum. Ne zaman çarşıya adımımı atsam, Beşiktaşlı taraftarların sorularıyla karşılaşıyorum, varsa-yoksa transfer! Hele iki tatlı belalım var ki, biri İbrahim Ablay, diğeri Hakan Pehlivan...
Ayrılmaz üçlüyüz. Sürekli transferleri soruyorlar, “kim geldi, kim gelecek?” diye... Artı ikisi de kongre üyesi... Başkaları da var Gelibolu’da... Dilim döndüğünce anlatıyorum, “Ekonomik kriz nedeniyle Kartal’da transfer trafiği yavaş gidiyor” diyorum. Böyle diyorum demesine de, gel de taraftara anlat! Başkan Fikret Orman’ın “Daralmak zorundayız” şeklindeki açıklaması, Kartal’ın fotoğrafını iyi anlatıyor.
Tyler Boyd tamam, yeni Dorukhan olarak gösterilen Eskişehirsporlu Mehmet Özcan ile pazarlıklar sürüyor. Lecce, Burak Yılmaz’ın peşini bırakmıyor, Atınç Nukan imzaya kaldı.
Takımla işbaşı yapan Quaresma’daki belirsizlik sürüyor. Bakın, eyy yönetim... Kartal’ın elle tutulur bir yıldızıdır Quaresma... İşinize karışmak gibi bir niyetim yok. Ama görünen köy de kılavuz istemez! Babel’i kaptırdınız, aman ha sıra Quaresma’ya gelmesin.

Yılmak yok Alp
İkinci kez MHK Başkanlığına getirilen Zekeriya Alp ağabeyimi yıllardır tanırım. Güzel adamdır vesselam Zekeriya Ağabey... Ağabey diyecek kadar da yakınımdır kendisine... İnsani ilişkileri mükemmel ötesidir, asla kırıcı kelimeler kullanmaz, tepkisini içinde yaşar.
Tamam, Beşiktaşlıdır ama görevde olduğunda da tarafsızdır. Her renge saygılıdır, adaletlidir, haksızlığa tahammülü yoktur Zekeriya Ağabey’in...
Görüyoruz ki, MHK’de işbaşı yapar yapmaz radikal kararlara imza attı ekibiyle birlikte... Geçtiğimiz sezonun iki tartışmalı hakemi Serkan Çınar ve Bülent Yıldırım küme düştüler, her ikisi de üst klasmanda yerlerini alamadılar.
Eee herkes işini iyi yapacak, saha içinde adalet dağıtacak!
Ne güzel VAR diye bir sistem girdi futbolumuza... Gelin görün ki, VAR’a karşın inanılmaz hatalara tanıklık ettik geçtiğimiz sezon! Sahadaki VAR’daki arkadaşlar sorumluluk alacaklar, kaçmayacaklar, top çevirmeyecekler! Bunları yapamıyorsanız, sonuçlarına katlanacaksınız...
Zekeriya Alp ve ekibine bu zorlu maratonda başarılar diliyorum. Biliyoruz, gözler hep onların üzerinde olacak, hakem hatalarının faturası onlara çıkarılacak. Yılmak yok Zekeriya Ağabey... Bizler senin doğrucu davut olduğunu biliyoruz, üstesinden gelecek kadar da donanımlısın.

Eski dostlar buluşması
Milli takım teknik direktörü Şenol Güneş’in ekibine geçtiğimiz günlerde Mehmet Kulaksızoğlu da katıldı, valla çok sevindim. Sadece o mu... Bayram Bektaş, Şeref Çiçek ve Analizci Eren Şafak da ay-yıldızlı ekibin başarısı için ter dökecekler.
Kadroya bakıyorum, hepsinin yolu Beşiktaş’la bir şekilde kesişmiş. Güneş’in bu tercihleri sabaha kadar doğrudur. Her ne teknik adam güvendiği ve tanıdığı ekiple yoluna devam eder. Milli Takım’daki bu yapılanmaya “eski dostlar” buluşması dersek abartmış olmayız.
Örneğin Güneş hocamız, 22 yıldır birlikte çalıştığı Mehmet Kulaksızoğlu’na yanına almasından doğal ne olabilir ki? Kaldı ki, Kulaksızoğlu futbolun içinden geldi, bu oyunu da iyi biliyor, isabetli öngörüleriyle tanınıyor. Yolunuz açık, şansınız bol olsun.