Beşiktaş eski teknik direktörü Slaven Bilic, ülkemiz futbolunu yorumlarken çok yerinde bir tespit yapmış ve; “Türkiye’de temel problem şu; bilgisi olanların yetkisi, yetkisi olanların birçoğunun da bilgisi yok” demişti. Bunu yaşamın her alanına genellemek lazım!
Hafta sonları televizyonlarda maçlar konuşuluyor. Bir-ikisi dışındakiler sanki magazin programı. Kullanılan dil, üslup, hitap tarzı, kendi aralarındaki tartışmalar filan... Sokak raconu kesenler dahi var içlerinde. Ne diyelim, onlar da böyle prim yapmaya çalışıyor.
Lakin; futbolu, pozisyonları, kritik kararları anlatmaya çalışırken müthiş bir bilgi kirliliği yaşandığını görüyoruz.
Hadi futbolculuktan gelmiş ve takım amigoluğu yapanlara bir şey demiyorum. Bir yol tutturmuş, gidiyorlar.
Temiz bilgi şart!
Ya hakem kökenliler?.. 20 yıl geride kalmış, kendini yenilememiş olanlar var.
Oyun kuralları ile ilgili Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB), belli periyodlar ile ihtiyaca göre kararlar alıp duyuruyor.
Ofsayt, ceza alanı içinde topun ele teması, penaltı, kasıtlı ve yaralayıcı hareketler vs.
Video Asistan Hakemliği’nin kullanımı ise bizde başlı başına olay! Kulakları çınlasın MHK eski başkanı Yusuf Namoğlu ve VAR sorumlusu öyle kafa karıştırmışlar ki! Çeke çeke sündürmüşler protokolü. Hakemler bile doğrusunu uygularken güçlük çekiyorlar, oturdukları yerden ahkâm kesenler ne yapsın?
Lafı uzatmayacağım. Demek istediğim; Sabri Çelik MHK’si en kısa sürede medyada futbol konuşup yazanları ve geniş kitleleri yönlendirenleri toplayıp bir “eğitim semineri” düzenlemeli.
Camiadaki dostlarım sağ olsunlar. Yenilikleri ve değişiklikleri kâh bizimle, kâh sosyal medyadan paylaşıyorlar. Ama hâlâ “bilgi fakiriyiz.”
“Ben biliyorum, sular seller gibi ezberledim” diyenlere sözüm yok.
Bunun ciddi bir ihtiyaç olduğunu ve TFF ile MHK’nin sosyal sorumluluk alanına girdiğini düşünüyorum. İğneyi kendimize batırmadan, çuvaldızı sağa sola sallamanın zamanı geçti.
En azından yeni sezonda, her kafadan bir ses çıkmasın artık!

Hakemlikte vefa!
MHK Başkanı Sabri Çelik göreve geldikten bir hafta sonra eski kurul üyelerini bizzat arayarak, gözlemciliğe devam etmelerini istedi.
Dilekçe verenler son haftalarda maçlara gitmeye başladı. Metin Tokat, Erol Ersoy, Murat Ilgaz, Kadir Tozlu ve Alican Lakot, Süper Lig’de şu ana kadar görev alan isimler.
Küslük, kırgınlık, geçmişle hesaplaşma yoktu bu samimi yaklaşımda.
Belki de yıllardır özlediğimiz kucaklaşma bu idi.
Aynı MHK başkanı hafta içerisinde inanılmaz bir jest daha yaptı.
Yusuf Namoğlu MHK’sinin atletik koşuda başarısız olduğu gerekçesiyle bir dakikada amatöre düşürdüğü FİFA eski yardımcı hakemi Baki Tuncay Akkın’ı üst klasman hakem seminerine davet etti.
O dönem Akkın ile konuşmuştum. Çok üzülmüş ve böyle veda etmenin ağır geldiğini söylemişti.
Sabri Çelik tüm Süper Lig ve yardımcı hakemlerinin önünde Baki Tuncay Akkın’a plaket vererek hizmetlerinden dolayı teşekkür etti, ayakta alkışlattı. Hak yerini buldu.
Her kurulun eleştirilecek yanı olabilir. Kimse dört dörtlük değil. Ama vefa çok önemli. Sabri Çelik ve ekibini, unutmaya başladığımız bu güzellikleri hatırlattığı için kutluyorum.

Karmaşa yabancı” değil!
Sevgili Gürcan Bilgiç bir süre önce Süper Lig’deki yabancı oyuncu kontenjanının kısıtlanmasına dair haber yazdı.
O günden bu yana konuşulup tartışılıyor. Gözlerin çevrildiği Kulüpler Birliği Vakfı’nda da derin görüş ayrılığı var.
Defalarca söyledik, bugünden yarına radikal bir karar alınması mümkün değil. Öncelikle kulüplerin yaşayacağı değer kayıpları dikkate alınmalı, sonra altyapı vurgulanmalı.
257 yabancıdan, 154’nün sözleşmesi devam ediyor. Eğer düzenleme yapılacaksa bir plan-program dahilinde rakamlar ortaya konur, kulüpler kendi tablolarını anlatır, kademeli indirim gündeme gelebilir.
“Şu kadar kulüp kabul etmedi, diğerleri düşürelim dedi” açıklamaları, aslında Vakfın ne kadar hazırlıksız olduğunun kanıtı.
Görüyoruz ki, Beşiktaş dışındaki İstanbul kulüpleri bu tarz toplantılara başkan düzeyinde katılmayı gereksiz buluyor. Havanda su dövüldüğü görüşü hakim. Futbol Federasyonu’na tavsiye niteliğinde sunulacak bir taslak bile oluşturulamıyor.
Elbette farklı sesler ve görüşler dile getirilmeli. Ama siz Süper Lig kulüplerini temsil eden bir kurum iseniz, yakın geçmişte olduğu gibi ortak noktada buluşup kararlı bir duruş göstermek zorundasınız.

Altınordu’ya büyük onur
Konu Altınordu kulübü olunca ve güzel haberler gelince, bize de paylaşmak düşüyor.
Hafta başında dünya Fair-Play Konseyi (CIFP) 2018 yılı ödüllerini açıkladı. Altınordu Başkanı Seyit Mehmet Özkan’ı da “Fair-Play Hizmet ve Tanıtım” kategorisinde Willi Daume büyük ödülüne layık gördü.
Bu sıradan ve göz ardı edilecek bir başarı değil. Altınordu kulübü tesislerini yerinde inceleyen CIFB başkanı Jeno Kamuti’nin ve kurulun hayranlığının bir ifadesi.
Doğru işler yapan, sadece Türkiye’nin değil pek çok Avrupa ülkesinin imrenerek izlediği “Altınordu felsefesinde” taşlar yerine her geçen gün oturuyor. Anlamlı ödül sadece Özkan’a moral olmayacak. Bu büyük ailenin her bireyini daha fazla motive edecek.