Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Lokeren maçından 24 saat önce yaşananlara bir bakalım. Trabzonspor kulübü yöneticileri Ersun Yanal’a teknik direktörlük teklifi götürüyor ve gelişme anında medyaya yansıyor. Yerine halef aranan Vahid Halilhodzic olup bitenden haberdar oluyor. Aynı Halilhodzic basın toplantısında Cardozo ile Constant’ın eski kulüplerinde istenmeyen adam oldukları için transfer edildiklerini ve kendisinin ilk tercihi olmadıklarını açıklıyor. Bu şok sözler çok kısa bir süre sonra kamptaki iki futbolcunun kulağına gidiyor. Constant adeta çıldırıyor. Takımla birlikte olan yöneticiler ise müthiş bir hafiyelik örneği sergileyerek, internet medyasını sallayan açıklamanın Constant’a nasıl ulaştığının izini sürüyor! Bu arada hep yurt dışı maçında futbolcularının yanına giderek onlara moral veren başkan kamp yapılan otelin önünden bile geçmeyerek “yol arkadaşına” sözüm ona mesaj veriyor.

Dallas dizisinin senaristi duysa, küçük dilini yutar vallahi! Trabzonspor gibi bir kulüpte yöneticisinden teknik direktörüne garip bir ruh hali hakim iken, iş yine sahadaki futbolculara düşüyor. Artık böyle bir ortamda, bunca gerilimin içinde nasıl maç kazanılır siz karar verin.

Tüm bunlar yetmiyor, Boşnak hoca maçın 28. dakikasında Fatih’e yapılan ve sarı kartla cezalandırılan pozisyon sonrası yine kendinden geçip soluğu tribünde alıyor.

Maç mı? Bu psikolojideki bir takım ne yapabilirse, Trabzonspor da onu yaptı. Grupta kendisine asla rakip olamayacak bir takımdan 4. dakikada evlere şenlik bir gol yedi, benzeri pozisyonlarda iki de çok ciddi tehlike yaşadı kalesinde. Waris’in ilk yarının uzatma bölümünde attığı gol ise sadece moral oldu takıma.

Artık ne Mehmet Ekici’nin sol açıkta oynatılmasının, ne Fatih Atik’in orta sahanın göbeğinde görev yapmasının, ne savunma güvenliğinin, ne de Trabzonspor’un bir maçı daha kulübede hocasız tamamlamasının önemi vardı. Herkes bildiğini okuyacak, ama en azından maç kaybedilmeyecekti. Kısacası kimin ne yaptığının, takımın nasıl oynadığının değil, gruptan çıkmak adına alınacak tek puanın değeri vardı. Öyle de oldu.

Bu maç öncesi ve sonrasında yaşanacak olası gelişmeleri bir kenara not edelim. Çünkü artık teknik direktör ile futbolcu, başkan ile teknik direktör arasında onarılması çok zor görünen bir güven sorunu var. İlk günden bu yana Halilhodzic tercihi ve İbrahim Hacıosmanoğlu’na alkış tutup, umut tüccarlığı yapanlar bile bugün rüzgar gülü misali dönebiliyorsa, Trabzonspor’u çözümsüz olmayan ama güç bir süreç daha bekliyor demektir!