Ne diyordu beyler?.. “VAR gelecek dertler bitecek.”
Bitti mi? Bitmedi, bitmez. İnsan unsurunun olduğu her yerde hata yapılacaktır, kaçınılmaz.
Açıkçası Video Asistan Hakemliği devreye girince, hakem yorumcularının işleri kesat gidecek diye düşünmüştüm. Yanılmışım; şimdi eskisinden daha çok malzeme çıkıyor insanlara. Hem hakem konuşuluyor, hem VAR’ın varlığı tartışılıyor.
Hayatında hakem yazmamış meslektaşlarımız büyük bir iştahla konuya müdahil oluyor. Garipsemiyorum, çok normal. Konu cazip, herkes fikir beyan edecek elbette.
Aylardır söylüyorum. Teknoloji sayesinde hakem hatalarının asgari düzeye indirilmesi fikrine karşı değilim. Ancak esas olan hakemin eğitimi, donanımı. Güncel bilgilere sahip olması. Bu konularda büyük eksiklik olduğunu düşünüyorum.
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Namoğlu ve VAR uzmanı kurul üyesi, yaklaşık bir yıldır işi gücü bıraktı tüm mesailerini Video Asistan Hakemliği’ne harcadı. Asli görevleri sadece bu imiş gibi.
İyi de daha üçüncü haftada bariz kural hatası konuşuluyorsa, yolunda gitmeyen bir şeyler, ciddi eksikler var demektir. Ofsaytlar atlandı, penaltılar çözülemedi, kırmızı kartlar doğru süzülemedi.
Peki neden? Beylerin gerekçesi hazır; zaman gerek.
Doğrudur; ama hiç şikayet etmeyin. Hazırlık sürecini iyi yönetemediğiniz ve VAR’a balıklama atladığınız için tüm bu eleştiriler. Sandınız ki yıllardır tartışılan hakem hataları bıçak gibi kesilecek, futbola adalet gelecek, siz de huzura ereceksiniz.

Suyunu çıkardık bile!
Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in projeye başından beri sıcak bakmadığını biliyorum. Koşullar bu noktaya getirdi. Lakin geçen yıl TFF genel kurulunda yaptığı konuşmada bugünlere dikkat çekmişti, uyarıları kibarca idi.
Ben daha açık tekrarlayayım; “VAR’ın suyunu çıkarmayalım. 4 ana başlık var, bunu 14’e yükseltirsek kaos yaşarız.”
Evet bir ayda suyunu çıkardık. Hem yorumcular, hem hakemler, hem MHK, hem futbolcu ve teknik adamlar olarak.
İğneyi önce kendimize batıralım. Federasyon sezon başlamadan VAR’ı kapsamlı biçimde anlatan bir kitapçık hazırladı. Tüm medya mensuplarının ulaşabilmesi için de internet sitesine koydu.
Video Asistan Hakemliği’nin nerelerde uygulanacağı çok açık belirtiliyor. İlgilenen, ahkam kesmek isteyen herkesin okumasında fayda var. Ama nafile.
Yine sezon öncesi tüm Süper Lig kulüpleri ziyaret edilerek detaylı bilgi verildi. Futbolcular, teknik adamlar katıldı bu toplantılara.
Hakemlere gelince. Bir yıla yakın süredir eğitim alıyorlar. Belli ki bir o kadar daha süreye ihtiyaçları var. Çünkü bu işin teorisi farklı, uygulaması farklı.
MHK ise ısrarla belli hakemleri kullanıyor. Oysa 25 kişilik bir kadro mevcut. Örneğin 3. haftada dokuz maçta 4 hakem görev yaptı. Bülent Yıldırım ve Fırat Aydunus 3’er, Ümit Öztürk 2, Barış Şimşek 1 maçta VAR oldu.
Bu seviyedeki hakemleri sürekli Riva’daki o odaya kapatırsanız, her insan gibi onların da konsantrasyonunu ve psikolojisini bozar, hataya zorlarsınız.

Rosetti önerdi
Bir konunun daha altını çizelim. Eski UEFA eğitim sorumlusu Roberto Rosetti seminerde altını çizmişti. Tercüme eden MHK yetkilisi ise nedense öneriyi es geçmişti. Oysa hakemlerin çoğu söyleneni anlayacak kadar İngilizce biliyordu!
Rosetti, İtalya’da VAR’ın yardımcı hakemlerden seçilmesinin gündemde olduğunu anlatmış, özellikle ofsayt pozisyonlarının çözümünde katkı sağlayabileceklerini ifade etmişti. Gayet mantıklı. Hafta içinde sevgili Deniz Çoban da bu konuya değindi.
Bizde olur mu? Süper Lig kadrosundaki deve dişi gibi hakemlerin dahi acemilik çektiği süreçte zor. Zaten bazılarının işine gelmez yardımcıları işe bulaştırmak!
Sonuç olarak şunu söyleyelim; camiada binlerce hakem var. MHK’nin asıl işlevi bunların eğitimi, gelişimi olmalı. Uzun zamandır bu konularda sıkıntı yaşandığını biliyoruz. Sesini bölge sorumlularına dahi duyuramayan hakemler, huzursuz ve mutsuz.
Sayın Yusuf Namoğlu ve VAR sorumlusu kurul üyesi, Video Hakemliği sayesinde o makamlarda daha uzun süre kalacaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar.
MHK talimatının 5. maddesini alıp dikkatlice okusunlar. Gerçek görevleri ve sorumlulukları ne imiş, orada uzun uzadıya yazıyor!

Comolli’nin hayali!
Fenerbahçe Sportif Direktörü Comolli, meslektaşlarımızın “transfer performansınızı nasıl buluyorsunuz?” diye sorunca, “bunun yanıtını iki sene sonra verebilirim” demiş.
Doğrusunu söylemiş. İcraatlerin karşılığını görebilmek için sabır gerek. Ama burası Türkiye. Üstelik görev yaptığı kulüp Fenerbahçe. Yaşadıkça nasıl bir futbol iklimine geldiğini anlayacak.
Ben Comolli pozisyonundaki insanların uzun soluklu çalışabildiklerine şahit olmadım. Hep kurumsallıktan, işi ehline teslim etmekten söz ederiz ya. Henüz o seviyede bir futbol kültürümüz olduğunu düşünmüyorum. Umarım bu kez yanılırım.
Comolli tanınmış ve Avrupa’da güçlü ilişkileri bulunan bir futbol adamı. Kariyeri belli. Çalıştığı kulüplere yaptığı katkı da öyle.
İki yıl sonra aynı yerde kalırsa önce kendisini tebrik etmek, sonra transfer ettiği oyuncular için alkışlamak isterim.

Söz uçar, yazı kalır..
Kulüplerin sosyal medya hesapları can sıkmaya ve kriz yaratmaya devam ediyor.
Geçen sezon Süper Lig’de rekabet adı altında karşılıklı atışmalara neden olmuştu. Bu hesapları kim yönetiyor, nasıl bir mizah anlayışları var bilmiyorum ama, kurumsal yapılarına büyük zarar veriyor.
Örneğin Altınordu. Taraflı tarafsız herkesin sempatisini ve beğenisini kazanmış bir kulüp. Medya departmanında çalışanların önemli bölümü yakın arkadaşım. Ama Karabükspor maçı öncesi atılan bir mesaj, gereksiz ve yersizdi. Hoş değildi. Kısa süre sonra özür dilense de bir camia kırılmış, üzülmüş oldu. Başkanın kulübe bir ay sosyal medya yasağı koymasına gelince. Söz uçar, yazı kalır!
Kulüpler milyonlarca insan tarafından takip edilen resmi hesaplarını kullanılırken, çok daha özenli olmalı ve empati yapılmalı.