Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Merkez Hakem Kurulu’nun yeni başkanı Kuddusi Müftüoğlu’nu ilk günden acımasızca eleştirenlere sözümüz...

Tenis Federasyonu Başkanın Danıştay üyesi, Hayvanat Bahçesi Müdürünün TÜBİTAK Başkan Yardımcısı, Belediye Zabıtasının Şehir Tiyatroları Genel Müdürü, muhaberatcı başçavuşun Devlet Televizyonunda Haber Müdürü olarak atanması yadsınmazken, üst düzey hakemlik yapmış bir futbol emekçisinin MHK başkanı olmasından rahatsızlık duyulması ne büyük çelişkidir, değil mi?..

Müftüoğlu’nun siyaseten bu göreve getirildiğini ileri sürenler, hakemliği bıraktıktan sonra yorumcu olarak spor medyasına balıklama atlarken arkalarında kimler vardı, bu aleme nasıl ve hangi koşullarda girdiler, nasıl yol aldılar, anımsıyorlar mı acaba?

Haberin Devamı

Şöhretin baş döndürücü dünyası böyledir Türkiye’de. Özellikle futbol camiasında önyargılı olmak, her konuda ahkam kesmek, rol biçmek, sonra sıkılmadan çark etmek, misyonlarının gereğidir onlar için!

Müftüoğlu babamın oğlu değil. Lakin, insan olarak iyi tanır ve tutarlı bir kişiliği olduğuna inanırım. Dürüsttür, sözünün eridir. En ufak rüzgarda yaprak gibi savrulmaz. Fırtınada eğilip bükülmez.

22 yıllık hakemlik kariyerinde zirveyi de görmüştür, dibi de. Hata da yapmıştır, en kritik düdükleri de çalmıştır. Seveni kadar sevmeyenin olması, camianın tedavi edilemez kronik hastalığıdır.

İlk icraat olumlu

Öte yandan TFF, hakemliği 1.5 yıl önce bırakmış bir ismi MHK başkanlığına atarken, büyük risk üstlenmiştir. Futbolun en çok eleştirilen, hatası affedilmeyen, en korumasız unsurunun başına Müftüoğlu gibi “idealist” bir yönetici getirmek, ciddi bir sorumluluktur.

Bu görev; deneyim, özveri, usanmadan çalışma gerektirir. Kuddusi Müftüoğlu ve kurulunun başarısız olması, kuşkusuz önce Futbol Federasyonu’nun başını ağrıtır.

Dolayısıyla, MHK’nin acilen iç barışı sağlaması, adalet mekanizmasını doğru işletmesi, eğitim çalışmalarına kaldığı yerden devam etmesi, olumlu eleştirilerden gocunmaması, küskünlükleri sonlandırması ve nihayetinde hakemine güven aşılaması şarttır.

Güven derken, Kuddusi hoca ilk icraatinde geçer not almış ve iki ay önce gözden çıkarılan isimleri kadroda tutma cesaretini göstermiştir. Kimse üzerine alınmasın. Dikte edilmeye hazır yönetici profilini iyi tanırız. Yeni MHK başkanı bu tabuyu yıkmış ve hakemine sahip çıkmıştır.

Haberin Devamı

Avantajı büyük

Kuddusi Müftüoğlu ve vekili Bünyamin Gezer, mevcut hakem kadrosu ile uzun yıllar aynı havayı solumuş, sorunları birlikte yaşamış, onlarla sevinip üzülmüş, rekabeti tatmış, şimdi de masanın diğer tarafına geçmiş iki yöneticidir. Bu, hem kurul hem hakem için avantajdır. Verilen şans ve sunulan imkanı değerlendirmek ise, kendi ellerindedir...

Yüz milyonlarca dolarlık futbol sektöründe Müftüoğlu MHK’si ve hakem ekibi, amatör bir takım gibi ortada bırakılmamalıdır. Özellikle TFF başkanı, yöneticilikte genç jenerasyonun elini taşın altına sokması olarak adlandırılan bu projenin sonuna kadar arkasında durmalıdır.

Değişim, gelişim ve devrim isteniyorsa, sancılı da olsa dik durmak şarttır!

Sil baştan başlamak gerek bazen

Haberin Devamı

Sorun, formanın kumaşında, dizaynında veya renklerinde değil. Sorun, o formayı sahiplenecek, üzerine geçirip sokaklarda gururla dolaşacak taraftarın nasıl bir ruh hali içinde olduğunda. Başarıya aç, sevinmeye muhtaç insanlara anlatamazsınız derdinizi.

Trabzonspor’un yeni formaları beğenilmemiş, sıradanmış ve şu ana kadar sadece 200 adet satılmış... Kimin umurunda?

Galatasaray geçen sezon şampiyonluk ipini göğüsledikten sonra taraftarı 4 yıldız temalı 400 bine yakın lisanslı ürün almış.

Fenerbahçe daha şimdiden yıldız transferlerine sarılmış. 15 günde 50 binin üzerinde forma satılmış.

Beşiktaş yeni stadına dönüş hazırlığı yaparken, görücüye çıkardığı formalar beğeni kazanmış, hedef geçen seneye göre ikiye katlanmış. Bu tabloya bakan Trabzonspor’u yönetenler sakın hayıflanmasın, önce şu soruları yanıtlasın;

2010 ruhu bir daha yakalandı mı? Verilen sözler yerine getirildi mi? Şampiyonluğa oynayacak bir kadro kurulabildi mi?

Azıcık aklı başına gelen Trabzonsporlu yöneticiler, artık şampiyonluk sözcüğünü ağzına almıyor. Biliyorlar ki, lafla peynir gemisi yürümüyor.

Şebnem Ferah’ın şarkısındaki gibi, ne kadar seversen sev, “Sil baştan başlamak gerek bazen...”

Bu senaryoyu biliyoruz!

80 öncesi idi. Ülkeyi felakete sürükleyen kardeş kavgasına bizzat tanıklık etmiş, yaşımız erdiğinde ise o tehlikeli oyunun kimlere hizmet ettiğini ancak anlayabilmiştik. 90’lı yıllarda aynı coğrafyada yaşayan halkları birbirine kırdırmaya çalışan, binlerce masum insanın canına kast eden benzer bir tezgah çıktı ortaya. Ocaklardaki ateş, yüreklerdeki acı sönmedi hâlâ... Son bir haftadır din ve ayrımcılık kisvesi altında yine çirkin senaryolar sahnelenmeye başladı. Asker, sivil, polis, genç, kadın, hedef gözetmeksizin yapılan alçakça saldırılarda, onlarca canımızı yitirdik. Zehirlenmiş beyinler kimlere uşaklık ediyorsa... Pis iplerini kim tutuyorsa... Ve bu ortamı kimler hazırladı ise, hepsine lanet olsun. Ulusumuzun başı sağ olsun!