Şaka değil. Aynıyla vaki.

Trabzonspor’un bugün başlayacak kongresinde kim başkan seçilirse seçilsin, Denetleme Kurulu’nun raporuna göre 60 milyon lirayı masaya koyamazsa, yandı gülüm keten helva!

O da günü kurtarmak için haaa.

Yabancı oyuncuların üçü ayrıldı, diğerleri kapı eşiğinde bekliyor.

Aylardır hak ettikleri ücretleri alamayan tüm takımın da gözü kongrede.

Hani gittikleriyle kalsalar iyi. Dersiniz ki, kulüp ciddi bir mali yükten kurtulur.

Kazın ayağı öyle değil işte.

Giden alacaklarından vazgeçip gitmiyor...

UEFA var, FİFA var, yerli futbolcular için TFF var...

Herkes çatır çatır alacak parasını.

Kayıp üç yönlü.

Sezon başında transfer ederken ödediğin bonservis bedeli.

Futbolcuya taahhüt ettiğin yıllık ücret...

Ve bunca harcamaya karşın elde var sıfır.

Bir bakmışsınız Aralık ayı sonunda Trabzonspor’un elinde kalan oyuncu sayısı on!

Ve elbette trajik son...

Ardından transfer yasağı, Avrupa’dan men, puan silme vs.

Yanlışa tahammül yok

Bu tablonun mimarı İbrahim Hacıosmanoğlu ilginç bir insan...

Başkan adayları İbrahim Usta ve Celil Hekimoğlu’ndan 50’er milyon lirayı bankaya bloke edip seçime öyle girmelerini istemiş!

Ne günlere kaldı koskoca Trabzonspor?..

Kimse plan, proje ve geleceğe dönük hedefleri konuşamıyor, yarın iflas bayrağını çekmemek için taze paranın kokusunu takip ediyor!

Çeyrek asır heba oldu

Açıklanan resmi borç 400 milyon lira. Kayıt dışıları tanrı bilir.

Son 2.5 yılda tribüne oynamak adına yapılan hesapsız kitapsız harcamanın faturası işte bu!

Meşhur ata sözümüz ne der? Ayağını yorganına göre uzat, yoksa bir tarafın açıkta kalır.

Yorgan mı kalmış Trabzonspor’da? Kışın ortasında donuyor camia.

Şimdi Hacıosmanoğlu çıkmış, “Başarılıyım. Hatalar yaptım ama düzelteceğim” deyip yeniden başkan adayı olduğunu açıklıyor.

İyi de, bugüne dek kimin parası çarçur edildi? Trabzonspor’un.

Kimin geleceğine ipotek kondu? Trabzonspor’un.

Bankalara yüz milyonlarca liralık kredi borcu kimin? Trabzonspor’un.

Bordo-mavili kulüp, tarihinin en önemli ve kritik kongresini yapacak bugün.

Vizyon sahibi, sorunlara kalıcı çözüm üretebilecek, büyük kulübü yönetecek kadar büyük düşünecek, taraftarı kandırmayacak bir yönetimi seçmek, delegenin vicdanına kalmış artık!

Geçmişte hayal tacirleri kulübün çeyrek asrını heba etti neredeyse. Fazlasına tahammül yok.

Velhasıl bu kongre, TrabSon olmasın sakın...

Bahtı kara Ankara

Devletin son 5 yıl içindeki en önemli yatırımlarından biri, yeni stat projeleri.
Spor Bakanı Çağatay Kılıç’ın “1950’li yıllardan kalma beton yığınları yerine, kentin dokusuyla uyumlu, standartları yüksek, sosyal ve kültürel alanlar da içeren dev yapıları hizmete sunuyoruz” söylemi, yapılan icraatle uyumlu.
Peki nerelere yapılıyor bu statlar?
Hemen sayalım; Batman, Afyon, Çorum, Edirne, Eskişehir, Diyarbakır, Elazığ, Hatay, Kocaeli, Malatya, Akhisar, Turgutlu, İzmir, Sakarya, Sivas, Trabzon ve Bursa.
Antalya, Konya, Mersin, bitti. Diğerinin çoğu proje aşamasını geçti, bir bölümü de tamamlanmak üzere.
Lakin ülkenin başkentinde, hâlâ yeni stat için arazi aranıyor olması ve yıllardır bir arpa boyu bile yol alınmaması düşündürücü!
Eskiden Devlet Planma Teşkilatı yeni yatırımları açıklardı. Pek çoğu politik ve içi boş vaadler idi. Çivisi bile çakılmayan tesis mezarlığına dönmüştü ülke.
O günlerin geride kalması memnuniyet verici.
Tek istisna bahtı kara Ankara. Neredeyse 20 yıldır konuşulan, ancak eyleme geçilmeyen tek kent, başkent.
Ve 1936 yılından bu yana direnen 19 Mayıs stadı! Yıkıldı, yıkılacak.
Sayın Bakan, arazi aramanıza gerek yok.
Tıpkı tarihi İstanbul İnönü stadındaki gibi, bürokrasiyi aşıp şehrin göbeğindeki bu tesisi yeniden inşa etmek, sadece Ankara’ya değil, Türkiye’ye verilecek en değerli armağan olacaktır. Dört gözle bekliyoruz!
Her şeye yabancıyız zaten!
Türk futbolunda teknik adam yetersizliği, oyuncu beceriksizliği, yönetici kifayetsizliği derken, hakemlerin günah keçisi ilan edilmesi çok doğal.
Bu kadar çok şikayet varsa, yapılacak iş belli.
Yabancı hakem getireceksiniz tabii ki.
Üstelik pek çok avantajı var projenin.
Örneğin, bir teknik direktör hava alanında karşılaştığı ve maçını kötü yönettiğini düşündüğü hakeme hakaret edemeyecek.
Onlarca insan arasında kabadayılık yapıp, onu hırsızlıkla suçlayamayacak!
Neden? Türkçeyi hakkıyla konuşamaz iken, elin gâvurunu görünce dili tutulacak, cesareti kırılacak, hırsını evine saklayacak!
Saha kenarında da öyle. Beğenmediği hakem kararına nasıl itiraz edecek bu saatli bombalar?
Belki “f.. off” der, ona da Avrupalı gülüp geçer!
Adamlar zaten televizyon seyretmez gazete okumaz, dolayısıyla etki altında da kalmaz!
Tek zararı, anlı şanlı medyanın reyting işleri...
TFF yönetimine naçizane önerimdir.
Sıkılıp bunaldı iseniz hakem hatalarından.
Ve madem Türk futbolunun gelişmesinin önündeki tek engel bu hakemler...
Çok değil, 4 haftalık bir ithalat politikası zarar vermez federasyon bütçesine.
Hem daha hesaplı olur, hem bizim çocuklar da seyredip feyzalır.
Unutmadan... Bir de tutturmuşuz çizgi hakemliği diye!
Alın işte Kasımpaşa- Galatasaray maçı.
Çizgide isen, topun düştüğü yeri göreceksin kardeşim!
Görmüyorsan çaresi var. Bastıracaksın parayı, getireceksin kamerayı!
O da olmazsa çipli top, bibli top var.
Yabancı hakem, gol teknolojisi derken...
Eliniz değmişken, bir de yabancı MHK ve gözlemci getirin, bitsin bu kavga gürültü!
Medya mı? İğne çuvaldız meselesi. Hâlâ hangisini nereye batıracağını bilmiyor bizim cenah!