Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Trabzonspor’da sular durulacak gibi görünmüyor. Ne acıdır ki, 38 yıl sonra gelen şampiyonluğun keyfini çıkarmak uzun sürmedi. Geçen sezon “son şampiyon” olarak başlayan cümleler, şimdilerde geçmişe duyulan özlemi dile getiren ve hayal kırıklığı içeren söylemlere dönüştü.
Bu kulüpte yönetici de olmak zordur, teknik direktör de. İkisi birden arıza yaparsa, kimse camianın kabaran öfkesi karşısında duramaz. Tıpkı Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi.
Söylemek için erken olabilir. Ancak görünen köy kılavuz istemez. Bordo-mavili kulüpte işler iyi gitmiyor. Gideceğe de benzemiyor.
Başkan Ertuğrul Doğan’ın üstlendiği sorumluluk çok ağır. Kaptanı dümeni terk etmiş bir gemi devraldı. Beklentilerden uzaklaşmış bir takım kalmıştı elinde. Kariyerini “Trabzonspor’u şampiyon yapan hoca” unvanı ile taçlandırıp kestirme yolu tercih eden biri ile çalışmak da zordu.
Kazanan takım
Lafı gevelemeyeceğim. Bugün yaşanan sıkıntıların temelinde yanlış politikalar kadar, Trabzonspor ile kimyasının uyuşmadığını düşündüğüm teknik direktör tercihi yatıyor. Nenad Bjelica ile ilgili en çarpıcı tespit, öğrencisi Bakasetas’tan geldi. Sözleşme yenilemek istemeyen ve vatandaşı Siopis gibi ayrılmak isteyen Yunan oyuncu, şampiyonluk sezonu ile bugünü kıyaslarken “O kazanan bir takımdı. Bugün yenilmemeye oynayan bir takım var” ifadelerini kullandı. Trabzon’da Bakasetas gibi düşünen oyuncu sayısının az olduğunu sanmıyorum. Ve futbolcunun “kazanan bir takımda oynamak istiyorum” demesinin altında yatan gerçekleri kimse görmezden gelmemeli. Özellikle de başkan Ertuğrul Doğan.
Süper ligde zirveyi hedefleyen rakiplerinin durumu ortada. Bordo-mavili ekip şu anki kadro yapısı ve oyun mantalitesiyle onları zorlayacak güce sahip değil. İsteyen kızsın, kayıp bir sezon daha geliyor göz göre göre.

Haberin Devamı

Bu başkanlarla lig bitmez!

Dilimize pelesenk olmuş bir cümle var; “Bu hakemlerle bu lig bitmez.”
Yıllardır görüyoruz; bitiyor işte.
Peki ya bu kulüp başkanı ve yöneticileri ile lig biter mi?
Eylem ve söylemleriyle ortamı geren, kazanmak için her yolu mübah gören, yetersizliklerini gerilimle kapatan, hataları ile yüzleşmeyi acizlik sayan bu yöneticiler değil midir futbolumuza en büyük zararı veren?
Lakin onlarla da bitiyor efendim, bitiyor işte.
1980 askeri darbesi sadece ülkenin değil, futbolun da dinamiklerini değiştirdi. Bugün şikayet ettiğimiz ne varsa, onlara dair kötülük tohumları özenle atıldı. Şimdi her kulvarda bedelini ödüyoruz.
Ne demişler; “körler sağırlar birbirini ağırlar.” 6 şubat deprem felaketinde tek sıra dizilip birlik mesajı vermişti ya beyler, uzun sürmedi maskelerinin düşmesi. Gerçekler ortada.
Henüz ligin ikinci haftası oynandı. Hakemler günah keçisi, federasyon kötü niyetli, rakipler belden alta çalışır oldu.
Yaşama, insana, emeğe, alın terine ve farklı görüşlere saygı göstermeyenler, karşılığında ne bekleyebilir ki?

Haberin Devamı

Futboldan sonra sıra basketbolda

Körfez sermayesinin futbola sevdası malum. Özellikle bu sene ezber bozuyorlar. Öte yandan Amerika da futbolu yeniden keşfetme çabasında. Rakamlar, ödenen bonservis bedelleri, sponsorluk gelirleri ve sunulan olanaklar dudak uçurtacak cinsten.
Özellikle Suudi Pro Ligi, kanca atmadık futbolcu bırakmadı. İngiltere’den sonra sıra diğer Avrupa liglerinde. Ronaldo gibi emekliliği gelmiş yıldızların yanı sıra Neymar gibi kullanma tarihi geçmemiş futbolcuları sıcak iklim coğrafyasına çeken tek şey para elbette. “Altın vuruş” fırsatı kaçar mı?
Katar da futbol ülkesi olmak yolunda sınırsızca kullanıyor yer altı kaynaklarının sunduğu imkanları. Son dünya kupası organizasyonunda çöle inşaa edilen onlarca stat boş kalacak değil ya.
Peki “Sadece futbol mu?”
Geçtiğimiz günlerde Filipinler’in başkenti Manila’da yapılan Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) başkanlığına oy birliğiyle Katarlı Şeyh Saud Ali Al Thani seçildi. Ne alâkâ demeyin. Görünen o ki, Körfez ülkeleri dünya sporunda söz sahibi olmak için her türlü fedakârlığı(!) yapmaya hazır. Yakında NBA yıldızlarını Arap yarımadasında görürsek şaşırmayalım.

Haberin Devamı

"Vermeyin"

“Mutluyken söz vermeyin, kızgınken cevap vermeyin, üzgünken karar vermeyin.” - Zaid K.Abdelnour