10 Haziran'dan önce ev sahibi avantajıyla Fransa ve turnuva takımı olma özelliğiyle Almanya, şampiyonanın favorileri olarak görülüyordu

10 Haziran'dan önce ev sahibi avantajıyla Fransa ve turnuva takımı olma özelliğiyle Almanya, şampiyonanın favorileri olarak görülüyordu. Fransa-Romanya maçı ile başlayan turnuvada Fransızlar, Dimitri Payet haricinde takım olarak beklentilerin altında kaldı. Keza ilk maçta iyi performans sergileyemeyen Pogba ve Griezmann yerlerini Coman ve Martial'e bıraktılar. Fransızlar turnuvanın en zayıf takımlarından biri olarak düşünülen hatta olaylı Sırbistan maçında aldıkları hükmen galibiyet sayesinde EURO 2016'ya katıldıkları savunulan Arnavutluk karşısında gol için taraftarlarını 90 dakika beklettiler. Ve A grubunun son maçında İsviçre ile golsüz berabere kalarak 7 puanla grubu lider bitirmelerine karşın futbol kamuoyunu memnun edemediler.


Her turnuvaya büyük bir çoşku ile başlayan fakat sürekli hüsrana uğrayan İngiltere de 3 maçında beklentilerin çok uzağında bir oyun ortaya koydu. Rusya maçında Eric Dier'in sürpriz frikik golü, Galler karşısında Vardy ve Sturridge'nin karambolde attığı goller İngiltere'yi grup ikincisi olarak gruptan çıkardı. İki galibiyeti olan ve İngilizlere son dakika golü ile kaybeden Galler şimdiden turnuvanın merakla izlenen takımı konumunda.
Lineker'in o meşhur "Futbol 22 kişinin oynadığı ve sonunda Almanlar'ın kazandığı bir oyundur." sözünü her zaman haklı çıkaran Almanya da, turnuvaya şampiyon oldukları 2014 Dünya Kupası performanslarından bir hayli uzak görüntü sergileyerek başladı. İlk maçlarında zayıf Ukrayna'yı net pozisyon bulamadan kazanan Almanya, Polonya karşısında da gol atma başarısını gösteremedi. Turnuva öncesi favori olarak görülmeyen İtalya klasik "katenaçyo" taktiği ile Belçika'yı ve İsveç'i devirdi. Conte'nin öğrencileri iki maçta 6 puanı cebine koydu.


Bütün yıl beklenen, futbolseverler için yaz ayını şölene çevirmesi beklenen turnuvanın seyir zevki açısından büyük bir problemi var. Dünyada değişen futbol aklı, defansın ofanstan önde tutulması ve turnuvanın üçüncüleri de gruptan çıkarma kuralı alışılagelmiş şölen havasının dışında bir futbol turnuvasını gözler önüne seriyor. Maçların ilk yarıları genellikle 0-0 bitiyor, takımlar dengeli oyun anlayışını benimseyerek pozisyona dahi giremiyor. İşte bütün bu gelişmeler doğrultusunda akıllara gelen bir soru var...


2004 yılında Portekiz'de düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda mutlu sona ulaşarak tüm dünyayı şaşırtan Yunanistan da Otto Rehhagel yönetiminde bu tarz, defansif güvenliği ofansif kazançtan önde tutan bir anlayış benimseyerek başarı sağlamıştı. Turnuvanın şu ana kadarki genel görüntüsünde de favorilerin 'favori' gibi oynamaması, sürpriz ihtimalleri akıllara getiriyor.


Bale önderliğindeki Galler için, kaptan Srna'nın önderliğinde çok iyi futbol oynayan Hırvatistan için , 2 maçta yalnızca bir gol yiyen, takım oyununu çok iyi yansıtan Macaristan için, Milk ve Lewandowski ile muhteşem hücum gücüne sahip Polonya için, en iyi üçüncüler kontenjanından üst tura çıkacak Slovakya, İzlanda gibi sağlam fizik durumları ve taktik disiplinleri ile ön plana çıkan takımlar için 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası, 2004 yılında Yunanistan'ın yaptığını ve yaşattığını tekrarlamak için en uygun fırsat!