Bu ayıba izin vermeyin!

Abartıyoruz.Sevgimizi de, yergimizi de abartıyoruz. Bir şeyi dozunda yaşamayı bilmiyoruz bir türlü...
İpin ucu kaçtıkça kaçıyor...
143 gün federasyon başkanlığı yapan Hasan Doğan’ın ölümü sonrası Türkiye Kupası’nın adının Hasan Doğan Kupası olarak değiştirilmesini teklif edenler dahi olmuştu. Şimdi ise “Hasan Doğan stadı” ismi rekor kıracak memlekette...
İnönü Stadı’nın adının değiştirilmek istendiği haberlerinin basına yansıdığı geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız bir şekilde Küçükçekmece Metin Oktay Stadyumu’nun adı Hasan Doğan Stadyumu olarak değiştirildi.
AKP’li Küçükçekmece Belediye Başkanı istedi Metin Oktay Stadı, oldu Hasan Doğan Stadı...
Hasan Doğan’ın adını ölümsüzleştirmek için, iktidara yaranmak için dağa-taşa Hasan Doğan yazmaya başladılar.
Elbetteki spora, futbola hizmet eden herkesin ismi bir yerlere verilmeli, ölümsüzleştirilmelidir. Buna bir şey diyecek değilim. Ancak bir takım değerleri öldürerek Doğan’ı ölümsüzleştirmek işgüzarlıktan, yağcılıktan başka bir şey değildir.
İlçelerimizi, kulüplerimizi, şehrimizi ve dahi ülkemizi yönetenler isimleri ölümsüzleştirmek istiyorsa eğer yeni tesisler yapabilir ve buralara değerli insanların isimlerini verebilirler. Ama bunlar zor zenaatlar değil mi? Günlük politikalara merhem olacak türden şeyler değiller. O zaman silin Metin Oktay’ın adını. Küçükçekmece Belediye Başkanı politikaya değilse de futbolumuza adını kazıdı.
Bir ismi ölümsüzleştirmek isterken, bir başka ölümsüz ismi yok saymak ne yaman bir çelişki...
Kolay mı Metin Oktay adını silebilmek?
Türk futbol tarihinin en büyük futbolcularından birinin, birçok insanın Galatasaraylı olmasını sağlayan birinin, rakip taraftarların bile saygıyla andığı birinin, birçok insanın isim babası olan birinin, attığı gollerin sayısına hala maç sayısı orantılandığında yetişilemeyen birinin,  ağları yırtıp giden gollerin efsanesinin, “Taçsız Kral”ın adını yok etmeye çalışmak...
AKP’li Küçükçekmece Belediye Başkanı istedi diye Metin Oktay Stadı, Hasan Doğan Stadı mı olacak?
Ey yetkililer bu ayıba izin vermeyin!
Ey okurlar...
Telefon edin, faks çekin... Bu ayıba daha fazla izin vermeyin!

Altı kaval üstü şeşhane
Geçtiğimiz haftalarda Aziz Yıldırım  Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda kaleci transferi yapmayacak olmaları nedeniyle yapılan eleştirilere yanıt vermiş ve “Kaleci sorunumuz yok. Gazetelerin yazdıklarıyla devam edersek bu işleri yapamayız. 20 yaşında kaleci, 1988 doğumlu Volkan Babacan. Ümit Milli Takım’ın kalecisi. Niye korkuyoruz kaleye geçmesinden. Real Madrid’deki Casillas örneği... Barcelona 20 yaşında vatandaşını koydu kaleye, Rüştü gitti oynayamadı. Sordum hocaya. ´Bir ihtiyacın var mı?´ dedim. ´2-3 ay sonra göreceksiniz, Ç 2. kaleciÇ 1. kaleci olacak´ dedi. Niye korkuyoruz? Korkmayın. Biz korkmuyoruz, siz niye korkuyorsunuz? Sonra hesabı ben vereceğim, arkadaşlarımız verecek. Gazetelerin yazdıklarına fazla itimat etmeyin. Biz gerekli açıklamayı yaparız” demişti.
Serdar’ın takımdan ayrılmasından sonra ikinci kaleciliğe yükselen Volkan Babacan’a Aziz başkanlarının güvenmesi, arkasında durması çok güzel bir şey. Taraftar sitelerinde de Volkan Babacan’a sahip çıkanların sayısı oldukça fazla...
Evet!
Volkan Babacan, Ümit Milli Takım’ın kalecisidir.
Ancak 3. kalecisi.
Vestel Manisaspor kalecisi Ufuk ve Trabzonspor’un yedek kalecisi Onur’dan sonra gelmektedir.
Geçen sezon birkaç kupa maçında oynamıştı Volkan Babacan ve performansı pek de göz kamaştırmamıştı doğrusu. 2006-2007 sezonunda kiralık olarak gittiği İstanbulspor’da da yedek kalmış, sadece 13 maç oynamıştı.
Milyon euroların döndüğü bir Şampiyonlar Ligi maçında Volkan Demirel sakatlansa ya da kırmızı kart görse (bkz: Çek Cumhuriyeti-Türkiye maçı) kaleye de maç tecrübesi oldukça sınırlı Volkan Babacan geçse...
O maç da kaybedilse...  O maçla beraber Babacan da bu yaşta kaybolmaz mı?
Çünkü, siz o zaman görün, şimdi Volkan Babacan’a sahip çıkanları, arkasında duranları... Enke’nin tek maç sonrasında apar topar gönderilmesi hafızayı yormayı gerektirmeyen hadiselerden... Aynı Enke’nin tası tarağı toplayıp döndüğü Almanya’da yılın kalecisi seçilmesi de cabası...
Umuyorum ki Volkanlar’dan Babacan’ın da başına benzer şeyler gelmez.
Umarım! Çünkü bizim her şeyimiz abartılıdır. Sevgimiz de, yergimiz de...
Bu sebepten Türkiye futbolundaki genç yetenekler bir vardırlar, bir yokturlar...
Aziz Yıldırım aynı Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda “50 milyon Euro harcandı, evet harcadık. Emre’nin 4,5 milyon Euro bonservisine verdik. Güiza’nın bonservisine 14 milyon Euro verdik. Aragones ve ekibine 3,5 milyon Euro veriyoruz. Bunların anlaşmaları 3-4 yıl. Parayı sokağa atmadık”  diye konuşmuştu.
Fenerbahçe yönetimi çok yerinde transferlerle parayı sokağa atmamış olabilir. Alınan oyuncular kulübe büyük katkı da sağlayabilir...
Ancak büyük hedefleri doğrultusunda 14 milyon Euro’ya golcü alan kulübün bir yedek kaleci dahi almadan 2008-2009 sezonunda 3 kulvarda yarışacak olması ne kadar doğru?..
3 topçu, bir teknik direktöre 50 milyon Euro harcayan kulüp, bir kaleciye de biraz para harcayabilirdi... O zaman takımın hali altı kaval, üstü şeşhena olmazdı.
Tabii ki Aziz Başkan’ın işine karışmak olmaz.
Ne me lazım. Muhabirlere attığı fırçalardan ben de nasibimi alabilirim sonra...