Igor Tudor Şubat ayını görecek mi?

Temmuz ayında, tarihinin en kötü başlangıçlarından birine imza atan Galatasaray, pazar gecesi ise Trabzon’da sezonun en etkisiz oyunlarından birini oynadı. Bir önceki hafta Fenerbahçe karşısında kaybedilen puan ve o karşılaşmada oynanan etkisiz oyuna rağmen Galatasaray teknik heyeti hak ettikleri eleştirileri almadı. Oysa ki Fenerbahçe maçından önce oynanan 8 maçta, sahayı rakiplerine dar eden; hücumsa hücum, savunmaysa savunma yapan bir takım nasıl olur da 2 hafta içerisinde bu değişime uğradı?

Gelin filmi başa saralım. Galatasaray, Temmuz ayında Östersunds maçıyla Avrupa Kupalarına veda etmişti. İsveç’te oynanan maçta, Östersunds 68. Dakikada golü buluyor. Igor Tudor ise hamle yapmakta geç kalmıyor ve hemen akabinde Gomis’i oyundan alıp yerine Eren Derdiyok’u sahaya sürüyordu. O gün Galatasaray sahadan 2-0 mağlup ayrılıyordu. Bir hafta sonra oynanan maçta ise Galatasaray kendi evinde İsveç temsilcisiyle 1-1 berabere kalıyordu. Sezon başı formsuzluk, rakibin erken form tutması ve daha birçok sebebi bu mağlubiyet için sıralayabiliriz. Telafisi olmayan bir maç olsa da bu kötü başlangıcın tam tersine müthiş bir seriye imza atarak lig tarihinin en iyi başlangıçlarından birine imza atıyordu. Sekiz maçta alınan yedi galibiyet, Tudor’un elinde sihirli değnek mi var sorusunu gündeme getiriyordu.

Alınan galibiyetlerin baş mimarlarından biri olan Gomis, ceza sahası içinde bitirici vuruşlarla Galatasaray’ı sonuca götürüyordu. Diğer oyuncuların kişisel yetenekleri de buna eklenince sol ön oyuncusu olmadan! 4-2-3-1 oynamaya çalışan takım doğaçlama bir futbolla galibiyetler almaya devam ediyordu. Bu şartlar altında Igor Tudor, Gomis’i ancak taraftarına alkışlatmak için oyundan alabiliyordu. Tüm bu maçları göz önüne aldığımızda Gomis’in tam bir ceza sahası içi golcüsü olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Ceza sahası dışında Belhanda, Feghouli, Ndiaye, Fernando gibi top yapmayı bilen oyuncular Gomis’in ceza sahası içinden ayrılmamasını sağlıyorlardı. Bu sekiz maçlık periyotta Fernando, Ndiaye ikilisinin destekçisi olarak Tolga Ciğerci de sakatlık yaşamadığı sürece forma şansı buluyordu. Tolga Ciğerci ise bu süre içerisinde müthiş bir totoyla oynayarak beş gole imza atıyordu. Bu dönem içerisinde Tolga Ciğerci’nin hangi pozisyonda oynadığını kestirmek ise oldukça zordu. Bilinen tek şey ise Galatasaray, Feghouli haricinde bir kanadından yoksun bir şekilde maça çıkıyordu.

Galatasaray; Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarında ise hücum gücünden çok yoksun bir takım görüntüsü çizdi. Buna rağmen ligin zirvesinde yer alan Galatasaray, önümüzdeki dört hafta içerisinde yine zorlu bir fikstüre girecek. Bu dört haftada alınacak olan puanlar Igor Tudor’un Galatasaray serüvenini belirleyecektir.
Igor Tudor’u eleştirirken saha içinde yaptığı yanlışlara bir kez daha göz atalım.
Takım savunması dörtlü oynamaya alışmışken,Fenerbahçe maçında üçlü savunmaya geçen Tudor, üçlü savunmanın merkezine dağınık ve risk almayı seven bir oyuncu olan Denayer’ı yerleştiriyor ve Galatasaray merkezden atak üstüne atak yemeye devam ediyordu.

Yine aynı maçta takım 10 kişi kaldığında Eren Derdiyok gibi durağan bir oyuncuyla kontra atak futbolu oynamaya çalışıyordu. Oyundan aldığı oyuncu ise ligin gol kralı Gomis’di.

Latovlevici gibi bir ismi Galatasaray’a yakıştırıp savunmanın solunu ise ona emanet etmekten kaçınmıyor bir de üstüne üstlük Latovlevici’nin önüne yine stabil bir oyuncu olan Tolga Ciğerci’yi koyup Galatasaray’ın sol kanattan atak yapamamasına sebebiyet veriyordu.

Trabzonspor maçında Ndiaye’nin her an kırmızı kart görebileceğini hemen hemen herkes görürken halen onu oyunda tutmak ise bir başka sorumsuzluk örneğiydi.
Bursaspor maçında ise panik anında Mariano yerine Yasin, Latovlevici yerine Feghouli oyuna dahil olurken Galatasaray iyi bir dönüşle maçı kazanıyordu. Ancak yapılan bu değişiklikler bile Tudor’un kaos anında aldığı kararların eleştiriye çok açık olduğunun bir göstergesiydi.

Igor Tudor için görüşüm hiç değişmedi. Galatasaray kazanırken de eleştiriyor ve Galatasaray’ın hocası olmadığını düşünüyordum bugün de görüşüm değişmedi. Galatasaray doğaçlama oynuyor ve saha kenarından bir katkı alamıyor. Başakşehir takımında Abdullah Avcı’nın saha içi organizasyonlarını görünce, Galatasaray’ın bu kaliteli oyuncu havuzuyla, Igor Tudor’la boşuna zaman geçirdiğini düşünüyorum. Şubat ayı geldiğinde Galatasaray’ın hocasının Igor Tudor olacağını da düşünmüyorum.