Bu tarihi zaferi sanırım iki 60 dakika olarak iki bölüme ayırmak lazım: İlk bir saatte Beşiktaş adına sadece 3 zorlama uzaktan şut var: Olcay, Serdar ve Gökhan’la. Liverpool’un da pek pozisyonu yok diyebilirsiniz, evet ama zaten ihtiyaçları da yok. 60’a kadar onların tam istediği futbol ortamı vardı Olimpiyat Stadı’nda. Büyük bölümü kördövüşü olan, 3 gün 3 gece dövüşseler gol çıkmayacak bir yalancı kavga.
Bu tarz kör dövüşlerinde düzeni büyük futbolcular bozar. Bir ekstra çalımla, bir ekstra şutla... Olimpiyat’ta görev adamları işini yaptı: Serdar ve Necip sakin. Veli çalışkan. Opare, Motta’yı çöpe attı. İş yapması beklenenlerden Demba Ba özellikle son bölümde sazı ele aldı. Gökhan sola geçtikten sonra Ibe’ı zorlayıp değiştirtti. Ama büyük olduğunu sandığınız Sosa, bu eşleşmede her iki maçta unufak oldu. 60’ta da çıktı. Maçın da kaderi orada gizli: Onun çıkışıyla her hareketi Beşiktaş’a umut aşılayan Büyük Tolgay girdi.
Sonrası... Aman Allahım, sonra herkes büyüdü. Tolgay’ın cesareti, takımı ateşledi. Girer girmez attığı etkili şutu...Müthiş golü... Garrincha çalımı...
Sanırım bu maçı yıllar sonra biraz da 90+1’de Tolgay’ın Liverpoolluların başını döndüren çalımıyla hatırlayacağız. O çalıma Fransızlar Marsilya dönüşü, Brezilyalılar Garrincha dönüşü derler. Dünyanın çeşitli bölgelerinde aynı çalım, Zidane veya Totti dönüşü olarak da anılır. İngilizler bugüne kadar o çalıma “double drag-back” diyorlardı. Herhalde bugünden sonra “Türk dönüşü” olarak hatırlayacaklardır! 2008’de ne söylemişlerdi: “Türkler otobüse binmeden maç kazanılmış sayılmaz”... Bravo çocuklar size... Böyle bir maçı, böyle bir dakikada çevirecek yeteneğe ve yüreğe sahip olduğunuz için...

Hakem notu: Bu tarz eşleşmelerde, turu geçeni küçük detayların belirleyeceği keskin maçlarda hakemlerin daha hassas olması gerekir. Eğer maçı tekrar izleme şansınız varsa 35’inci dakikayı lütfen seyredin: Liverpool kalecisi Mignolet 34:02’te yükselip aldığı topu ancak 34:20’de, yani tam 18 saniye sonra elinden çıkardı. Kuralın müsaade ettiği 6 saniyenin 3 katı. Skomina, UEFA’nın finaller için hazırladığı, Cüneyt Çakır’ın jenerasyonundan bir hakem. Böyle bir maçta, o dakikada 7-8 metreden kazanılacak bir endirekt vuruş, turun kaderini etkileyebilirdi. Kaçırması üzücü.