SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

GLUTATYON MUCİZESİ

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Glutatyon, hücrelerde üretilen bir antioksidan ve üç temel aminoasitten oluşuyor; glutamin, glisin ve sistein. Glutatyonu vücudumuz kendi üretse de bazen sorunlar olabiliyor; yetersiz beslenme, çevresel faktörler, stres ve yaşla birlikte üretim seviyesi azalabiliyor. Sürekli yorgunluk hissedenler, alkol-sigara içicileri, Covid-19 döneminde bağışıklık sisteminden endişe edenler, damardan, burundan veya ağızdan takviye yoluna gitseler de ağızdan alınan yöntemin emilimi ve güvenliliği yeterli olmayabilir.

Serbest radikal ve oksidatif stres nedir?

Serbest radikaller eşleşmemiş elektronu olan atom, molekül veya iyonlardır. Bu eşleşmemiş elektronlar çok reaktiftir ve serseri mayın gibi hareket ederek hücreye zarar vermeye başlar. Serbest radikaller, vücut metabolizmasına bağlı olarak oluşur ve hücrenin yapıtaşı DNA, RNA, lipit ve proteinlere zarar verir. Ortamda yeteri kadar antioksidan yoksa oksidatif stres ortaya çıkar. Yani serbest radikallerin üretimi ile vücudun bunlarla savaşma yeteneği arasındaki dengesizlik. Oksidatif stresin yüksek seviyede olduğu durumlar, kanser, diyabet, romatoid artrit gibi birçok hastalığın habercisi olabilir. Glutatyon ise bu oksidatif stresi kaldırmaya yardımcı olur.

Karaciğer hastalıkları

Karaciğerimiz besinleri vücudumuzun kullanabileceği yararlı enzimlere çevirir, birçok enzim ve proteinin yapımından, şeker metabolizmasından sorumludur. Dışarıdan aldığımız hemen hemen tüm ilaç ve besinler, işlendikten sonra vücuda geçer. Metabolizma sonucu oluşan serbest radikaller nedeniyle karaciğer hücresinde yeterli seviyede glutatyon gibi bir antioksidan yoksa hücreler zarar görmeye başlar. Yapılan çalışmalarda, glutatyonun alkole veya başka sebeplere bağlı yağlı karaciğer hastalığı olan bireylerin kanındaki protein, enzim ve bilirubin düzeylerini iyileştirdiği gözlenmiştir. Yüksek doz glutatyon verildiğinde karaciğer hücrelerindeki hasar belirteci ‘malondialdehid’ seviyesinin azaldığı rapor edilmiştir. Tabii ki hayat tarzı değişikliğiyle birlikte glutatyon uygulaması yapılıyorsa işler daha da yoluna giriyor; bu da çalışmalarda gösterilmiş. 

Kanser

Glutatyon, antioksidan etkisi sebebiyle hücrelerin yapısının bozulması ve kontrolsüz büyümesini engelleyerek kanser oluşumunu engeller veya geciktirir. Aynı şekilde bazı kemoterapi ilaçlarının vücuttan atılıp, normal hücrelere zarar verme ihtimalini azaltabilir. Glutatyonun tek başına kanser tedavisinde kullanılabileceği düşünülmemeli ancak kemoterapi yan etkileri için ya da tedaviler sonrası kişinin kendini daha az yorgun, bitkin hissetmesini sağlamak için uygulanabilir.

İnsulin direncine etkisi

Hem hayvan hem de klinik insan deneylerinde, insülin direnci ile glutatyon seviyesi uygulandığında düşük glutatyon seviyesinin daha az yağ yakımı ve daha çok yağ depolamasıyla ilgili olduğu belirtilmiştir. Diyete glutatyonun yapıtaşı aminoasitler eklendiğinde insülin direncinin ve yağ yakımının iyileştiği gözleniyor.

Uzun süreli kan şekeri yüksekliği glutatyon seviyesini düşürüyor. Çalışmalar “Diyete sistin ve glisin aminoasiti eklendiğinde oksidatif stres azalabilir” diyor ama bende takviyelerin ağızdan alımıyla ilgili hep bir soru işareti var. Vücuda bağırsaklardan geçen miktar ne kadar? Hücreler tarafından kullanılacak forma dönüşebilme oranı nedir? Bu sorular sürekli zihnimi işgal ediyor.

Otoimmün hastalıklara etkisi

Otoimmün hastalıkların yarattığı kronik inflamasyon, oksidatif stresi artırır. Otoimmün hastalıklar bazı hücrelerde oksijenli solunumu gerçekleştiren ve hücreye enerji sağlayan mitokondriye saldırırlar. Glutatyon da serbest radikalleri ve dolayısıyla oksidatif stresi azaltarak, mitokondriyi korur.

Otizmli çocuklarda etkisi

Otizmli çocuklarda yapılan çalışmalar, bu çocuklarda oksidatif stres oranının arttığı, glutatyon seviyesinin ise azaldığını gösteriyor. Bir klinik çalışmada sekiz hafta süreyle çocuklara, cilde yapıştırılan bantlarla glutatyon uygulandığında otizme ait şikayetlerin azaldığı saptanıyor.

Solunum yolu hastalıkları belirtileri

N-asetilsisteyn, astım ve kistik fibrozis gibi hastalıklarda kullanılan bir ilaç; iltihabi hücreleri ve mukusu azaltır. N-asetilsisteyn de glutatyon yan ürünüdür.

Glutatyon ciddi bir ihtiyaç olarak gündeme gelse de, ön önemlisi bunu doğal yollardan yani yediklerimizden temin etmek. Ek olarak uyumadığımızda, stresi yaşam biçimi haline getirdiğimizde, spor yapmadığımızda da vücudumuzdaki serbest radikallerin arttığını unutmayalım. Yaşama biçimimiz ve alışkanlıklarımız, birçok madde gibi glutatyonu da üreterek kendi dinamikleriyle dengeleyebilir.

Bilgili, sağlıklı, mutlu ve maskeli kalın.

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. COVID-19 VE RADYOTERAPİ
  2. ‘HER ŞEY MERAKLA BAŞLIYOR’
  3. İKİ MASKE DAHA KORUYUCU OLABİLİR Mİ?
  4. YOL GÖSTER YA DA YOLDAN ÇEKİL
  5. KANSER AĞRISI VE TAMAMLAYICI TEDAVİLER
  6. İMMÜNOTERAPİ VE BESLENME
  7. KAN KANSERLERİ
  8. LENFOMA OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ?
  9. SPOR SALONLARI VE PANDEMİ
  10. MESANE KANSERLERİ

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.