SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

HASTALARIMIZ İÇİN ŞARKI SÖYLEDİK

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Daha birkaç gün önce ilgi uyandıran bir projede yer almanın gururunu yaşadım. Onkologlardan kurulmuş bir ekiple hastalarımız için şarkı söyledik. Üstelik yine bir onkolog tarafından, hastalarımız, bizler ve ekip arkadaşlarımız için özel yazılan bir parçayı seslendirdik. Bu benzersiz çalışmanın fikir, söz-müzik kurgusunun sahibi Dr. Tayfun Hancılar ve diğer solist arkadaşlarımla konuştum.

- Sayın Hancılar, sizinle başlamak istiyorum. Bu şarkıyı hangi duygu durumuyla yazdınız, biraz bahseder misiniz?

Dr. Tayfun Hancılar: İki yıl önce meme kanseri hastalarımızla Türkçe rock söylediğimiz bir konser organize ettik. 50 ve 80 yaş aralığında dokuz kadınla çok benzersiz bir konser verdik, bu fikir ilk kez o zaman aklıma geldi. Performans, dünyada ilk kez yapıldı; öncesinde onkologların kendi hastalarına şarkı yazarak yorumladığı benzer bir
etkinlik yok.
Elbette hastalarımızla tam bir empati yapamayız ama gerek söz, gerekse müzikle duygularımızı elimden geldiğince yansıtmaya çalıştım. Sevgili Suat’ın son dokunuşlarından sonra eser bu hale geldi.

- Peki değerli solist arkadaşlarıma döneyim, sizler bu şarkıyı söylerken ne hissettiniz?

Dr. Yeşim Eralp: Ben bunun çok özel bir farkındalık projesi olduğunu düşünüyorum. Dünyada ilk kez onkologlar birleşerek hastaları için şarkı söyledi. Bütün olumsuzluklardan arınmış bir ruhla, bir dayanışma ve umut mesajı iletmeye çalıştık.
Müziğin gücüyle, kalplere dokunarak kendilerinin yanında olduğumuzu ve duygularını paylaştığımızı ifade etme fırsatı bulduk. Sadece tedavi eden bir hekim değil, el ele birlikte yürüyebilecekleri, gerektiğinde omzuna yaslanabilecekleri bir güç olarak yanlarında olduğumuzu göstermek istedik.
Dr. Banu Atalar: Ben çok karışık duygular hissettim, çünkü hepimizin hayatında bir şekilde hasta ve hasta yakını olmak da var... Ama bana en çok onkolog olarak diğer hekimlerden ne kadar farklı olduğumuzu hissettirdi. Çünkü bizim evde bir doktor daha var ve o hastalarını iyileştirip, mutlu evlerine gönderirken ben onlarla uzun bir yolculuğa çıkıyorum, sonu bazen mutlu bazen hüzünlü oluyor ama neticede bizler de hastalarımızın ailelerinin birer parçası haline geliyoruz. Ve beraber yürüdüğümüz bu uzun yolda, onlara söylemek istediğim her şey bu şarkıda var. Yani sevgili Tayfun 20 yıllık meslek hayatım boyunca hissettiklerimi dile getirmiş.

- Bu şarkıyı arkadaşlarıma dinlettiğimde, bir sevgiliye yazılmış olduğunu ve uyarlandığını düşündüler. Oysa işimiz zaten o kadar her şeyin önünde ki; sevgili, aile, arkadaş, kendi özel hayatımız... Dolayısıyla bu derinlikte anlamalarını ve böyle düşünmelerini yadırgamadım.

T.H.: Bütün arkadaşlarına selamlarımı ileterek, sevgilimin de böyle bir şarkının kendisi için yazılmadığına sitem ettiğini belirtmek isterim.
Dr. Burçak Erkol: Bana ilk söylendiğinde böyle bir beklentim yoktu ama bir anda kabul ettim. Bir araya gelmiş olmamızın da çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Hepimizde bir sahne ya da kamera tecrübesi yoksa da kendimizi iyi ifade ettiğimizi düşündüm. Zaten güzel bir şarkı, melodi ve kurgu üzerine, kendimizden bir şeyler kattık ve başardık.
Dr. Hale Başak Çağlar Özkök: Müzik iyileştirici bir güce sahip, ben sadece hastalarımızı değil; bizi de iyileştirdiğini düşünüyorum.

- Salih Bademci ve Emir Ersoy’a değerli katkılarından dolayı teşekkür etmemiz lazım. Bu söyleşide olan birçok meslektaşımın Emir Ersoy’un ‘Karnaval’ albümünü keyifle hatırladığını ve dinlediğini de eklemem gerek. Peki bizden müzikal çıkar mı acaba?

T.H.: Müzikal yazmak benim haddime değil ama ilk aklıma gelenlerden sayın Suat Suna gibi, bu işe çok hakim müzisyenler bize destek verirse neden olmasın? Hayal etmenin hiç sakıncası yok.

- Ben, Banu ve Hale’nin müzik anlamında neredeyse profesyonel olduğunu düşünüyorum ve ekipte bir yetenek taraması yapmak istiyorum. Bu grubun başka hobileri var mı?

H.B.Ç.Ö.: Yetenek anlamında iddialı olmasam da hobilerim var. Mesela edebiyat, sinema, konservatuvar eğitimi kaynaklı müzik vb. sayabilirim.
Y.E.: Derin dalış yapıyorum, fırsat buldukça vatoz ve köpek balığı dalışlarına gidiyorum. Denizin altındaki dünyanın zihnimi onardığını, yenilediğini düşünüyorum.
B.A.: Bende sadece müzik var, caz ve popla ilgileniyorum. Aslında bu ilgimin bir sınırı da yok, mesela türkü de söylüyorum.
B.E.: Ben voleybol oynuyordum, uzun süre de veteran voleybola devam ettim. Sonrasında sağlık sorunları yüzünden bıraktım... Beş yıldır, değişik yöntemlerle özellikle de uzun pozlama tekniğiyle fotoğraf çekiyorum, İFSAK üyesiyim. Linol baskı yapıyorum.
Müzik de hayatımda hep vardı.
Dr. Sevil Bavbek: Her türlü el işi, marangozluk, ahşap oyma, bitki ve çiçekler gibi meraklarım var. Keşke müzik daha fazla hayatımda olsa ama hekimlik çok alan kaplıyor. Elimle yaptığım işler beni oyalıyor.

‘Yüreklere dokunduğumuzu hissettik’

- Hekimlik dışında edindiğimiz ya da merak duyduğumuz bütün bu yetenekler hayatla olan ilişkimize neler katıyor?

S.B.: Bizim işimiz üzerimizde psikolojik baskı yaratan bir iş. Ben kendi adıma meşguliyetle terapi oluyorum. Bakış açımın değişmesine gelince, mesela doğa değiştiriyor. Doğada ‘Bu da geçer yahu!’ düşüncesini yaşıyorum çünkü sadece o döngü bunu sunuyor.
Projeyle ilgili de şunu söylemek istiyorum. Özellikle pandemiyle, iletişimimiz kesildi. Hastamla ya da yakınıyla ciddi şeyler konuşurken maskeli olmak beni rahatsız ediyor. Şarkıyla bir nebze yüreklerine dokunduğumuzu hissettim ve çok sevdim. İnşallah bu seslenişimiz adresini bulur.
H.B.Ç.Ö.: Bize de iyi geldi ve farklı bir iletişim kurduk. Klipteki son sahnede, ekrana bakışlar beni çok etkiledi.
B.A.: Böylesi bir oluşumun parçası olmak gurur verici. Ayrıca belki bazı hastalarımız, bizim de insan olduğumuzu ve onlarla yaşadığımız iletişimi, her hastamızla defalarca deneyimlediğimizi, bu çokluğun da yıpratıcılığını anlar diye umut ediyorum.
B.E.: Bu beyaz önlüklerin içinde, sadece tedavi kılavuzlarını takip edip, ilaç tedavileri planlıyor gözüksek de empati yeteneği olan ve hastalarımızı tanımaya, anlamaya çalışan insanlarız. Bu proje, bizim de insan olduğumuzu anlatmanın iyi bir yolu oldu diye düşünüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. GLİSEMİK İNDEKS VE GLİSEMİK YÜK NEDİR?
  2. KANSERE KARŞI BİR ONKOLOG VE İKİ ANİMASYON SANATÇISI
  3. KOVİD-19 SONRASI BESLENME
  4. SAĞLIK SİSTEMİNİ TÜMÖR AGNOZİ ÇAĞINA HAZIRLAMALIYIZ!
  5. KANSERDE KETOJENİK DİYET
  6. SAĞLIK İLETİŞİMİNDE BİR DUAYEN
  7. KADIN DÜNYAYI DEĞİŞTİRİR!
  8. HASTALARIMIZ İÇİN ŞARKI SÖYLEDİK
  9. KANSER HAFTASI
  10. HER TAŞIN ALTINDA TİROİD!

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.