SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

İMMÜNOTERAPİ FARKINDALIK AYI

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Kanser tedavisinde son yıllarda en çok tartışılan konu hiç şüphesiz ki immünoterapiler... İmmünoterapi çok anlam ifade etmeyebiliyor ama Küba aşısı olarak daha bilindiğini söylemek mümkün. Yakın dönemde çok popülerdi ve bir dönem kanser tedavisinde umut olarak yoğun biçimde pazarlandı. Bu ay da immünoterapi ile ilgili farkındalık ayı ve daha çok konuşulsun, önemi anlaşılsın istiyoruz.

Tanımı nedir?

Kişinin bağışıklık sistemi aktive edilerek ya da baskılanarak uygulanan bir tedavi yöntemidir. İlk geliştirilen immünoterapiler monoklonal antikorlardır. Monoklonal antikorlar bir çeşit savunma proteinleridir. Daha sonra check point inhibitörleri dediğimiz kontrol noktası inhibitörleri geliştirildi. Bugünlerde ise gen tedavileri veya aşılar üzerine çok sayıda çalışmalarla devam ediliyor. İlk çalışılan kanserler küçük hücre türü akciğer, bir cilt kanseri türü olan malign melanom, prostat, mesane ve böbrek tümörleriydi. Günümüzde ise neredeyse çalışılmadığı kanser türü yok gibi. Yine ilk yıllarda standart kemoterapilere uygun olmayan tümörlerde veya metastaz yapmış hastalıkta immünoterapilerin çalışıp çalışmayacağına bakılıyordu. Ancak artık birçok hastalıkta ilk basamak tedavi olarak, yani tanı anında alınmaya başlanan ilk tedavi protokolünde kullanılmaya başlandı. Geleneksel kemoterapilere göre daha az yan etkisi var, ancak tamamen yan etkisiz olduğu da söylenemez.

Bağışıklık sisteminin aşırı aktifleşmesine bağlı yan etkiler gözlemleyebiliyoruz ki, bunlar bazen tedaviyi kesmeyi gerektirebiliyor. Ya da tümörün olduğundan daha büyük görünmesini sağlayıp kafa karışıklığına sebep olabiliyor.

Olmazsa olmazlar

İmmünoterapi tüm başarısına rağmen halen belli bir grup hastada, belli bir süre işe yarıyor; yani tedaviye verilen cevap kişiden kişiye değişiyor. Verilen tedavilerin etkisini artırmak için yapılacaklar elbette önemli; öncelikle bağışıklık sistemimizi -normalde de- güçlü kılmak için ne yapıyorsak onları yapmaya devam etmeliyiz. Tedaviler sırasında iyi uyumak çok önemli; gecenin erken saatlerinden sabahın erken saatlerine kadar karanlık ortamda uyumak, egzersiz yapmayı ihmal etmemek, çok yüklenmemek kaydıyla düzenli ve ritmik yürüyüşler tahmininizden çok daha fazla yararlı olacaktır. Stresinizin kontrol edilmesi, dengeli ve düzenli beslenme de olmazsa olmazımız!

Çoğu zaman tedaviyi veren doktorların da pas geçtiği bir gerçek var: Mikrobiata! Bağırsaklardaki mikroorganizmalara mikrobiata diyoruz. Yapılan çalışmalarda mikrobiatanın birçok kanser türünün gelişmesinde ve yayılımında etkisinin olduğu gösterildiği gibi, immünoterapilerin faydası üzerinde de etkili olduğunu artık biliyoruz. Hayvan deneylerinde immünoterapilerin etkinliğinin mikrobiyata üzerine yapılacak manipülasyonlarla değiştiği gözlemleniyor. İnsanlarda yapılan çalışmalarda en etkili sonucun dışkı nakli ile alındığı, ancak probiyotik takviyelerinin de etkili olabileceği belirtiliyor.

İmmünoterapilerin etkinliğini artırmada hipertermi yani ısı tedavisinin etkisi de gösterildi. Meslektaşlarımızın büyük bir kısmı halen yüksek doz C vitaminine karşı çıksa da artık Amerikan Kanser Cemiyeti, özellikle de immünoterapi alan hastalarda C vitamini kullanımıyla ilgili açıkça deklarasyonda bulunuyor.

Radyoterapinin gücü

Hiç tartışılmayacak başka bir konu daha var ki, o da radyoterapi. Radyoterapinin kendi immünolojik etkisi olduğu gibi çok sayıda çalışma, immünoterapilerin etkisini de artırdığını belirtiyor. Önceden biz radyoterapiyi sadece lokal tek bir noktada bulunan hastalık için veya ağrı, kanama gibi şikayetleri gidermek için verirdik. Ancak immünolojik etkisi açıklandıktan sonra tümör yükünü azaltmak veya immünolojik etkiyi artırmak için de yaygın hastalıkta kullanabiliriz. İmmünoterapi alan hastalara önemli tavsiyem; mutlaka bir radyasyon onkoloğundan da görüş almanız.
Radyoterapinin gücünü sonuna kadar kullanabilme amacıyla olsa gerek ki, yurt dışında birçok ülkede immünoterapiler radyasyon onkologları tarafından uygulanıyor.

Kanserin kolektif uzmanlık ve kararların uyumuyla tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu lütfen unutmayın!
Multidisipliner, her yönüyle düşünülmüş, belli bir plan program dahilinde uygulanan tedaviler daima daha güvenli ve verimli. Günümüz bilimi ve teknolojisi, her sorunun kişiye özel çözümünü öngörüyor. Kanser tedavisi yerleştiği organa göre değil de, genomik ve immünolojik özelliklere göre sınıflandırıp tedavi edilmesi gereken eşiğe hızla yaklaştı. Bu yaklaşımla iyileşme ümidi olmayan hiçbir kanserin olmadığını da unutmayalım.

Maskeniz, dikkatiniz ve özeninizle yeni normalin tadını çıkaracağınız günler dilerim.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. MESANE/İDRAR TORBASI KANSERİ
  2. Alfa lipoik asit
  3. GECE TERLEMESİ
  4. Hormon dengesi yaşam dengesi
  5. EGZERSİZ AŞININ ETKİNLİĞİNİ ARTIRIYOR!
  6. Wellness, Wellbeing, velhasıl
  7. AYRINTILARIYLA MAGNEZYUM
  8. Olmazsa olmazlardan çinko
  9. SELENYUM NEDEN BU KADAR ÖNEMLİDİR?
  10. Doktor anonsu yerine kokpit çağrısı alırsak!

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.