SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

REFLÜ-KANSER İLİŞKİSİ

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Reflü, neredeyse herkeste görülen yaygın bir rahatsızlıktır. Peki kanserle ilişkisi nedir? Risk var mıdır ve önlenebilir mi? Bugün sizlere bu konuda bilgiler vereceğim...

Her yaştan insanda görülen ve araştırıldığında birçok şikayeti ve sebebi olan reflü, hem gırtlakta hem de yemek borusunda kansere giden süreci başlatabilir.

Reflünün en karakteristik belirtisi, midede yanma ve ekşimedir. Ayrıca sürekli tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, göğüs ağrısı, ses kısıklığı, acı ağız tadı, yediklerin ağza gelmesi, sürekli öksürük ve bozuk uyku düzeniyle de kendini gösterebilir ama bu belirtilerin herhangi bir hastalık semptomuyla karışması, tanı konmasını kolayca geciktirebilir. Reflüye uzun süre maruz kalmak, yemek borusunun iç yüzeyini döşeyen mukozada hasara yol açar, bu kansere giden hücresel değişiklikleri tetikleyebilir ama korunmak o kadar da zor değildir.

Mide asitlerinin, boğaz ile mideyi bağlayan yemek borusuna sürekli olarak kaçmaya başlaması, reflüyü ortaya çıkarır. Obezite, gebelik, skleroderma gibi bir bağ dokusu hastalığı, gecikmiş mide boşalması gibi sebepler reflüye eğilimi artırabilir. Bunların üzerine eklenecek sigara alışkanlığı, yemek yiyip hemen uyuya dalmak veya geç yiyerek yatağa gitmek, yağlı gıdalar ve alkol, reflüye davetiye çıkaran diğer unsurlardır.

Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (National Institutes of Health-NIH), Amerikalılar’ın yüzde 20’sinde reflünün saptandığını belirtiyor. Herkeste kansere yol açmasa da, önlenebilir bir sebeple kanser riskini artırmak mantıklı değil.

Reflülü hastaların yaklaşık yüzde 10-15’inde barret özofagusu olarak bilinen yemek borusu mukozası deformasyonu var; bu hastaların da yüzde 0.5’inde kanser gelişiyor. Yemek borusunun alt kısmında hasar ya da yara oluşturan mide asidi, yemek borusunun daralmasına yol açabiliyor. Yemek borusunda ülser oluşturup, zaman zaman kanama ve ağrıya sebep olabiliyor. Kişi ayrıca yutma güçlüğü hissediyor. Sadece bu
oluşumlardan bir veya birkaçı bile hayat kalitesini bozmaya yetiyor.

Kılavuzlar, yemek borusu kanserinin en sık sebepleri arasında reflünün de olduğunu söylüyor. Amerika’da yapılan bir çalışma da bunu destekler şekilde; 50 yaş ve üzeri 490 bin kişide yapılan incelemede reflü hastalığı olanlarda yemek borusu ve gırtlak kanseri oluşma ihtimalinin iki kat arttığı kaydediliyor. Yaklaşık 16 yıl içinde bin 200 kişiye yemek borusu kanseri, 876 kişiye de gırtlak kanseri teşhisi konuyor.

Özetle reflü diye es geçmek, tedaviyi ertelemek sorun haline geliyor.

Tedavi ve ilaçlar

Antiasitler: Hızlıca şikayetleri giderebilirler, ancak sürekli iltihaplanma sonucu gelişen hücresel değişiklikleri engelleyemez veya oluşanları geri çeviremezler.

Asitin etkisini engelleyen ilaçlar: Mideden asit üretimini azaltırlar, ancak antiasitler kadar hızlı etki etmezler.

Asit üretimini azaltan
ilaçlar:
Proton pompa inhibitörü olarak da bilinirler. Bu ilaçlar yemek borusunun iyileşmesini de sağlayabilirler.

Ancak midenin besinleri parçalaması için aside de ihtiyacı var. Mide aynı zamanda zararlı mikroorganizmalara karşı bir bariyerdir. Asit oranı bozulursa bu bariyer fonksiyonu bozulabilir ve bağışıklık sistemimizi sıkıntıya sokabilir. Ayrıca bu ilaçlar karaciğerde emilir ve sürekli kullanımı karaciğerimizi yorabilir.

Cerrahi süreci

Tüm bunlara rağmen sonuç alınamadığında tabii ki yapılacak şey cerrahi yöntemdir. Ameliyat sadece nadir vakalarda uygulanır. En yaygın uygulananı ‘nissen fundoplikasyonu’dur. Bu işlemde midenin bir kısmı kaldırılıp, mideyle yemek borusunun birleştiği kavşakta sıkılaştırılır ve o bölgede bulunan kapakçık sağlamlaşır.

Reflü için herhangi bir tarama testi yok. Bu sebeple de geçmeyen bir şikayetiniz olduğunda mutlaka hayat tarzında değişikliklerle sorunumuzu çözmeye çalışmalıyız. İlaçlar veya cerrahi yöntemler sonraki tedbirler açısından önemli. Eskilerin dediği gibi, “İnsanın canı hasta olan yerindedir”, küçük gibi görünen rahatsızlıklar hayat kalitemizi bozmadan tedbir almayı ihmal etmeyin. Bilgili, maskeli, sağlıklı ve mutlu kalın.

Zararlı alışkanlıklar ve küçük değişiklikler

 

Reflüyü artıran zararlı alışkanlıklar şöyle sıralanabilir:

Yağlı yiyecekler veya yağda kızartılmışlar,

Alkol, kahve, soda ve karbonatlı yiyecekler,

Çikolata,

Soğan,

Domates sosları,

Baharatlar...

Tıbbi tedavilerin yerine hayat tarzında yapacağınız küçük değişiklikler de sizi bu konuda epey rahatlatabilir:

Sigara içmemek,

Kilonuzu dengede tutmak,

Yatarken yüksek yastıklar kullanmak,

Yemekten sonra en az üç saat yatmamak,

Yavaş yemek ve çok çiğneyerek yutmak,

Dar kıyafetler giymemek gibi...

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. MESANE/İDRAR TORBASI KANSERİ
  2. Alfa lipoik asit
  3. GECE TERLEMESİ
  4. Hormon dengesi yaşam dengesi
  5. EGZERSİZ AŞININ ETKİNLİĞİNİ ARTIRIYOR!
  6. Wellness, Wellbeing, velhasıl
  7. AYRINTILARIYLA MAGNEZYUM
  8. Olmazsa olmazlardan çinko
  9. SELENYUM NEDEN BU KADAR ÖNEMLİDİR?
  10. Doktor anonsu yerine kokpit çağrısı alırsak!

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.