SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Yüksek doz vitamin C derken neyi kastediyoruz?

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Sağlıklı kalmanın her zamankinden daha önemli olduğu bir pandemi döneminde yaşıyoruz. Genç kalmak, en azından hastalık sahibi olmadan yaşlanmak da günümüz insanın en büyük tutkusu haline geldi. Bu yüzden de hepimiz arayış içerisindeyiz. Bu amaçla en çok başvurduğumuz uygulamalardan biri vitamin C’dir. Normalde soğuk algınlığı için hastanelere başvurduğumuzda bize yapılan birer gramlık ampuller ama artık dilimize pelesenk olan bir yüksek doz vitamin C var ki, bu uğurda yapılan uygulamalar benim gibi bu işe biraz olsun kafa yoran doktorları ürkütüyor. Çünkü yüksek doz diye kullanılan vitaminlerin içeriği, uygulama şekli yarar yerine en basit ifadeyle zarar veriyor.

Asıl kaynağı meyve ve sebzelerdir, ancak besinleri kesme, doğrama, yıkama, pişirme işlemler sırasında vitamin C içeriğinde kayıp meydana gelebiliyor. Bağırsak geçirgenliğinde sorun olması da, hem besinler yoluyla alınan vitamin C’nin hem de takviyelerin emilimini azaltmaktadır. Ancak vitamin C, vücudun hemen tüm metabolik fonksiyonları için gereklidir. Yararlarına bir kez daha göz atalım...

Bağışıklık sistemi: İlk ve en önemli etkisi bağışıklık sistemi üzerinedir. Yapılan çalışmalarda beyaz kan hücrelerindeki vitamin C seviyesinin kandan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu da bize vitamin C’nin bağışıklık sisteminde önemli rolü olduğunun ispatı sayılabilir. Vitamin C’yi alınca soğuk algınlığı, solunum yolları enfeksiyonlarına daha az yakalandığımızı hepimiz tecrübe etmişizdir; yapılan çalışmalar da bunu kanıtlıyor. Enfeksiyonlara karşı savaşan T ve B hücrelerinin artmasını ve farklılaşmasını sağlar. Kovid-19 tedavisinde ve iyileştikten sonra akciğerler başta olmak üzere vücudun toparlanmasında etkili olduğunu kliniklerimizde görüyoruz.

Diyabet: Şekerin yükselmesi, hücrelere zarar veren serbest radikallerin oluşmasına yol açar. Serbest radikaller hepimizin bildiği oksidatif stresi oluşturur ve organlarda hasar başlar. Vitamin C takviyesi, artan oksidatif stresi düşürürek fazla şekerin yol açtığı organ hasarını önler ve pankreasta insülin salgılayan beta hücrelerini korur.

Nörodejeneratif hastalıklar ve psikiyatrik bozukluklar: Beyin fazla miktarda oksijen kullanır ve oluşan oksijen radikalleri bilişsel sorunların gelişmesine sebep olabilir. Vücuttaki en yüksek vitamin C konsantrasyonları, beyin ve nöroendokrin dokularda bulunmaktadır. Nörolojik hastalıklarda serbest radikal seviyesi ile karakterize olduğundan vitamin C hastalıkların gidişatını değiştirebilir.
Kemik hastalıkları: Kemik hücreleri osteoblast oluşumunu ve kemik hücresindeki dokunun en önemli bileşeni olan kolajenin oluşumunu sağladığı için kemik sağlığından da sorumludur.

Deri hastalıkları: Kolajen sentezini sağlamasının yanı sıra cildimizi UV kaynaklı hasara karşı melanin sentezini azaltarak antioksidan korumayı sağlamaktadır.

Üreme sistemi: İnfertilitede önemli bir faktördür. Yapılan araştırmalarda erkeklerde vitamin C alınmasından sonra sperm canlılığı, hareketi ve olgun sperm sayısının arttığı kaydedilmiştir. Kadınlarda da yumurta kalitesinin arttığına dair hayvan deneyleri bulunmaktadır.

Takviye olarak dozu ne olmalıdır?

Öncelikle sağlıklı insanlara anti-aging ya da bağışıklık sistemini destelemek amacıyla uygulanan yüksek doz vitamin C ile kanser hastalarında uygulanan dozu karıştırmamak gerekiyor. Bağışıklık sistemi için önerilen aslında 10-15 gramlık uygulamalardır. Piyasada var olan 7.5 gramlık uygulamaları çoğu zaman kişiye yeterli gelmez. Bu dozlar için de özel üretilen vitamin C’nin kullanılması gerekiyor. Birçok merkez bunu birer gramlık vitamin C ampullerini kırarak yapıyor ki, aslında bu bir o kadar toksik maddenin kişiye verilmesi anlamına geliyor; yani yarar yerine zarar görüyorsunuz. Unutmamak gerekir ki ampul, flakon, poşet içerisine giren her şeye koruyucu madde ilave edilir. Çok sayıda ampul kullanılarak yapılan uygulamalar da katlanmış koruyucu madde anlamına gelir. Bunun yerine yüksek dozların üretilip ambalajlandığı ürünlerin kullanılması gerekmektedir. Amacınız anti-aging veya bağışıklık sisteminiz bile olsa 7.5 gramlık uygulamalar yeterli gelmeyebilir.
Yarar yerine zarar görmemek için vücudunuza zerk edilen her şey gibi ne uygulattığınızı da lütfen sorun sorgulayın...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Dolgu, körlük ya da kanser yapar mı?
  2. Ezber bozan bir kitap!
  3. Kentsel planlamaya bütünsel yaklaşım
  4. Malign melanom ve tedavi yöntemleri
  5. Sağlıklı bir gelecek için...
  6. Neden B12'ye ihtiyacımız var?
  7. Kanserli hastalarda destek tedavileri
  8. Kanser konuştukça zayıflayacak...
  9. Karaciğer yağlanması
  10. Ah botoks...