SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

YUMURTALIK KANSERİ

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Yumurtalık kanseri de hemen her kanser türü gibi, bir iyi bir kötü haberle hayatımızdaki yerini alıyor. Kötü haber, tedavisinin zor ve meşakkatli olduğu, iyi haber ise erken evrede yakalandığında tedavi şansının son derece yüksek olduğu. Bu durum hep böyle değildi; birçok türde olduğu gibi bu kanser türünde de son yıllarda çok yol alındı ve büyük oranda kronik bir hastalık haline geldi.
Yumurtalıklar (over) karın boşluğunda, rahmin iki yanında badem şekli ve büyüklüğünde yer alan üreme organlarıdır. Östrojen, progesteron gibi kadınlık hormonlarını salgılarlar ve doğurganlığı sağlayan yumurtaları depolarlar. İltihabı, kisti biçiminde uzayan başlıklarda birçok hastalığı olsa da en istemediğimiz tablo, elbette kanser olarak karşımıza çıkmasıdır.

Belirtileri

- Karnın şişmesi veya basınç hissi,

- Karın veya kalçada ağrı,

- Yemek sonrası şişkinlik,

- Sık idrara çıkma.

Bu belirtiler her durumda ortaya çıkabilir, kansere özel değildir ama geçmemesi ve süreklilik arz etmesi halinde mutlaka araştırılması gerekir.

Risk faktörleri

Aile hikayesi: Yumurtalık kanserinin ailesel olma olasılığı yüzde 20, BRCA1 ve BRCA2 denilen gen mutasyonlarını taşıyan ailelerde meme kanseri ve yumurtalık kanseri olasılığı artıyor. Ailesinde bu iki kanserin sık görüldüğü kişilerin mutlaka genetik danışmanlık alması gerekiyor.

Yaş: Birçok kanser türü gibi yaşla gelen bir hastalık. Genelde 50 yaş üstünde görüyoruz, yaş arttıkça yumurtalık kanseri gelişme olasılığı da artıyor.

Hormon kullanımı: Menopoz sonrası hormon kullananlarda risk artıyor. Hormon kullanımı ile yumurtalık kanseri bağlantısını, en çok tek başına östrojen içeren, progesteron içermeyen ilaçları 5-10 yıl boyunca kullanan kadınlarda gözlemliyoruz.

Obezite: Birçok kanserde olduğu gibi fazla kilo, yumurtalık kanseri olma riskini artırırken, kanser sebepli ölüm riskini de artırıyor.
Yumurtalık kanserine karşı güvenli bir tarama testi maalesef yok, hasta belirtilerle başvurduğunda bile geç evrede yakalama ihtimali var. Bu sebeple kontrollerimizin periyodik olması her zamanki gibi şart. Şüphe olduğunda; fiziki muayene, ultrason, CA-125’i araştıran kan testleri, tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme yöntemleri tanı koyucu olarak önemli. Son yıllarda kaydedilen ilerlemeler geç evreleri bile tolere edebilecek durumda olsa da tedavide öncelikle yapılan kemoterapi ve cerrahi, erken evrede yakalamayı önemli hale getiriyor. Yine yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler, hastanın hayat kalitesini bozmadan son derece olumlu sonuçlarla tedavi imkanı tanıyor. Kemoterapi sonrası kalıntı hastalıkta ya da metastazlarda uygulanacak radyoterapi de hastaya zaman kazandırırken, hayat kalitesinin bozulmasına engel oluyor.

Riski azaltmak için

- Düşük yağlı diyet,
- Uygun doğum kontrol hapı,
- Gebelik,
- Tüplerin bağlanması,
- Yumurtalıkların belli bir yaştan sonra alınması (sadece yüksek riskli olanlara) önerilebilir.

Bunların en önemlilerinden biri ise, tedavi sonrası hayat kalitesinin göz ardı edilmemesidir. Kanser vakalarında odaklanılan başarı, bu detayın sıklıkla göz önünde tutulmasını da beraberinde getiriyor. Özellikle bu türde, cerrahi sonrasında yumurtalıklar olmayacağı için artık östrojen ve progesteron üretemeyen bir bedenle kalırız. Hormonların azalmasıyla birlikte kemik erimesi, ateş basması gibi menopoza ait bulgular, sürekli yorgunluk, yumurtalık kanseri tedavisi sonrası en çok görülen sorunlardan biridir... Sizin fiziksel özelliklerinize en uygun spor ve diyet programı, hem hayat kalitenizi artıracak hem de hastalığınızın tekrarlama riskini yok edecektir. Sadece yüzde 10’u kalıtsal olan bir kanserde, bizi kansere götüren sürecin büyük oranda elimizde olduğu gerçeğiyle hareket edip, hastalık ve tedavi yan etkilerini minimuma çekerek hayatımızı düzene sokmak gerekiyor. Sağlıklı bir yaşamın ve sağlığın kaybı durumunda bunu telafi etmenin, karma bir uzmanlık gerektirdiğini lütfen unutmayın. 

Benzeri birçok sorunda, doktorunuzun yanı sıra, psikolog, diyetisyen ve fizyoterapistlerden destek almayı ihmal etmeyin.
Bilgili, sağlıklı, mutlu ve maskeli kalın.

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. İKİ MASKE DAHA KORUYUCU OLABİLİR Mİ?
  2. YOL GÖSTER YA DA YOLDAN ÇEKİL
  3. KANSER AĞRISI VE TAMAMLAYICI TEDAVİLER
  4. İMMÜNOTERAPİ VE BESLENME
  5. KAN KANSERLERİ
  6. LENFOMA OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ?
  7. SPOR SALONLARI VE PANDEMİ
  8. MESANE KANSERLERİ
  9. GLUTATYON MUCİZESİ
  10. YUMURTALIK KANSERİ

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.