New York, Londra ve Milano’yla devam eden moda haftası rüzgarı yönünü Paris’e çevirdi. Defile ve sunumları izlemek üzere Milano Moda Haftası’nda hazır bulundum. Etkinlik Max Mara defilesiyle başladı. Şehrin en merkezi yerlerinden birinde gerçekleşen defile, ‘street style/sokak stili’ fotoğrafçılarının gözünü gönlünü açacak kalabalığa sahne oldu. Defile ise gerçekten çok başarılıydı. Müzik, atmosfer ve ‘bir sonraki yaz hemen gelsin’ diye iç çektiren capcanlı renkler…

Defile sonrasında koleksiyonu yakından inceleme fırsatım oldu ve gerçekten bir kez daha hayran kaldım. Özellikle turuncu, sarı ve mavinin hakim olduğu, sportif şıklığın ustalıkla yansıtıldığı parçalar favorilerim arasında. Hele bir de beyaz bir palto var ki, alıp üzerinizden asla çıkarmak istemeyeceğiniz cinsten.

Fendi’de rokoko dönemi

İkinci adresim Fendi’ydi. Her zaman büyük heyecan ve merakla beklediğim koleksiyon yine baş döndürücüydü. Nefes kesen parçaları showroom’da dokunarak, hatta deneyerek inceledim! Harika kumaşlar, müthiş bir işçilik… Rokoko dönemini en modern ve seksi şekilde günümüze taşıyan Fendi, yeni sezonda birbirinden romantik önlükleri hayatımıza sokuyor. Çizgi ve düğme detayları, kaburga dekolteli crop üstler, 90’lara gönderme yapan ayakkabıları sevdim.

Yaldızlar, kurdeleler, işlemeler, el boyamaları ne ararsanız var. ‘Kişiye özel’liği her zaman vurgulayan marka, yine tüm kadınlara kendi Marie Antoinette filmlerini kurgulamayı vaat ediyor.

Prada’dan kadınlara gönderme

Prada defilelerini tüylerim ürpererek seyrediyorum hep. Yine durum değişmedi. Kadının her zaman şık ve rahat olmasını hedefleyen Miuccia Prada, SS17 Koleksiyonu’nda da birçok farklı dönemden izler taşıyan fakat herkesin dolabında bulunan parçaları retro dokunuşlarla bugüne taşıdı.

Püskül detaylarının eşlik ettiği pijamalar, gömleklerin üzerine giyilen 60’ların bikinileri, bele takılan kemerlerle kombinlenen retro deri ceketler ve koleksiyonun geneline hakim olan layer etki, gerçekten takdire şayandı. Ayrıca defile anında David O. Russel’ın yönetmenliğinde ortaya çıkan ‘Past Forward’ filmi hep yolda olan, koşturan fakat işini tutkuyla yapan günümüz kadınına gönderme yapıyor.

MİLANO MODA GÜNLÜĞÜ

Armani’de maviler ağırlıkta

Ertesi güne Giorgio Armani defilesiyle başladım. Armani her zamanki klasıyla ve maviliğiyle karşımızdaydı. Payetler, işlemeler ve yüksek kalite kumaşlar adeta süzülüyordu. 20’lerin gösterişli asaleti mavinin, morun ağırlıkta olduğu renk ve desenlerle, ışıltılı ama zarif işlemelerle modernize edilerek günümüze taşınmış.

Öne çıkan çantalar

Katıldığım sunumlardan en masalsı olanı, Alberto Guardiani’ye aitti. Zımbalar, fermuarlar ve hafifliğiyle şaşırtan kalın tabanlar bizlere ışıltılı rahatlık vaat ediyor. En leziz olanı ise Pasticcino çantalarıyla Weekend Max Mara koleksiyonuydu. Benim için en özeli, dahil olduğum Mandarina Duck markasının 10 Corso Como’da, Vogue Italia ile gerçekleştirdiği etkinlikti. Dergi için verdiğim röportajla gün son buldu. Orada da dediğim gibi, artık seyahatlerimin başrolünde sırt çantaları var.

Kısa NotlarMİLANO MODA GÜNLÜĞÜ

- Prada defilesinin backstage’inde Miuccia Prada’yla sohbet edip, onu öpme şansına eriştim.
- Armani defilesinden önce Armani Teatre’da Anna Wintour’la karşılaştım ve birlikte bir fotoğraf çekmeyi teklif ettim. “Şimdi olmaz” yanıtını aldım.
- Giorgio Armani ile Corso Como’da aynı yerde yemek yedik. Kendisini iki kez görme şansına nail oldum.
- Bu yıl defilelere giderken vintage parçalar tercih ettim. Ayrıca uygun fiyatları, harika kalıpları ve iş birlikleriyle adından söz ettiren Trendyol’un Raisa Vanessa ve Milla koleksiyonlarını da kullandım.
4 Furla’nın kreatif direktörü Fabio Fusi, Jimmy Choo’nun kreatif direktörü Sandra Choi röportaj yaptığım isimler arasındaydı. Beklemede kalın...
4 Bvlgari’nin yakından incelediğim koleksiyonu da önümüzdeki hafta sizlerle olacak.