PARİS’İN NEFES KESENLERİ

Bir couture haftasını konu edip, Elie Saab’dan bahsetmemek olur mu? Geçtiğimiz hafta Paris Haute Couture Moda Haftası’ndan ilk izlenimlerimi paylaşmıştım. İşte şimdi devamı:

Couture ustası: Elie Saab

Her sezon defilelerini yerinde takip ettiğim markaya olan sevgimi, tasarımcısına olan saygımı beni takip edenler bilir. Defilenin yeri, o büyülü atmosfer, müzik, modeller ve tasarımlar beni hep heyecanlandırmıştır. Özenle hazırlanmış davetiyesini aldığım andan itibaren, bu heyecanı hissetmeye başladım. Bu sezon Haute Couture Moda Haftası’na katılamadığım için bu heyecandan da mahrum kaldım! Marka, bu sezon yine çok zengin bir koleksiyonla couture ustası olduğunu ispat ediyordu. Farklı renkler, formlar, kumaşlar ve işlemeler en gösterişli şekilde karşımıza çıkıyordu. Meksika İmparatorluğu’ndan, krallığın o ihtişamından ilham alan koleksiyonda, en çok asimetrik kesimlerin hakim olduğu renkli parçaları sevdim.

Maison Valentino

Pierpaolo Piccioli’nin müthiş yaratıcı vizyonuyla her sezon harika koleksiyonlar ortaya koyan marka, bu sezon Haute Couture Moda Haftası’nın en iyileri arasındaydı! Her bir detayıyla çok etkileyici sonuçlar çıkaran, sadece kıyafetleriyle değil bütünüyle adeta bir büyü sunan marka; yine farklı, yaratıcı, ilham verici, alışılmışın dışında koleksiyon olmayı başarıyor. Farklı formlar, materyaller, renkler, işlemeler, renklerin birlikteliği, abartıyla yalınlığın dansı... Tüm bu detayları nefes kesici şekilde sunan koleksiyonda, en çok mor ve kırmızının birlikteliğini sevdim.

KOPENHAG MODA HAFTASI

Paris’ten rotayı Kopenhag’a çeviriyoruz. Size bu yazıyı moda haftası için geldiğim Kopenhag’dan yazıyorum. Bu sezon ilk kez Kopenhag Moda Haftası’na katılıyorum ve şehre de ilk gelişim. Uzun zamandır seyahat listemin başında yer alan, ilham dolu bu şehri keşfetmek oldukça keyifli. Defilelerden ve keşfettiğim detaylardan önümüzdeki hafta bahsedeceğim. Bugün söylemek istediğim, daha önce çokça dile getirdiğim bir söylemi daha da vurgulamak.
New York, Paris, Londra ve Milano gibi köklü moda başkentlerinde, moda haftaları artık çok oturmuş, şehrin kalkınmasında da yıllardır önemli rol oynayan etkinlikler. Son dönemde yeni moda başkentleri ortaya çıkıyor. Ve buraların duyulması, tanınması konusunda kilit nokta moda haftaları. Tiflis örneğinde olduğu gibi Kopenhag da rahat, cool, renkli stilini, moda haftaları aracılığıyla şehre gelen dünya basını, influencerlar sayesinde tanıtıyor. Sosyal medya da tüm bu tanıtımın başlıca destekçisi. Şehrin stilini, burada keşfedilmesi gereken bir şey olduğunu anlatıyor adeta. Bu da sosyal medyada önemli bir algı oluşturuyor. Böylece ben de dahil olmak üzere birçok insan bu şehre akın ediyor. Oteller full, taksiler yetişemiyor bu yoğunluğa...
Hem ekonomik hem de tanıtım olarak çok önemli, bu dışarıdan sadece eğlence görülen moda endüstrisinin moda haftası ayağı. Bizde de son dönemde çok daha özenle yönetilen sürecin global odaklı yürütülüp, dünya sahnesinde adından söz ettirmesi dileğiyle...
Ayrıca Kopenhag Moda Haftası’nın CEO’su tüm markaların, tasarımcıların sürdürülebilirliği gözetmesi gerektiğini duyurdu ve markalar da bu yolda yeni business planlar geliştirip, sürdürülebilir kumaşlar geliştirmeye odaklanan bir bakış açısına girdiler. Moda dünyasının, bütünüyle bu bakış açısına girmesi umuduyla...