Beyin tümörlerine biyoteknolojik çözüm

Bir kanser aktivisti olarak en büyük çabalarımdan biri ‘kanser eşit değildir ölüm’ algısını yerleştirmek ve kanserin büyük oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kabul ettirmek. Bu algının değişmesi durumunda kansere karşı en büyük zaferi kazanmış olacağız. Ancak burada ‘tamamen iyileştirebilir’ yerine ‘büyük oranda’ yazmamın sebebi olan birkaç kanser türü var, onlardan biri de glioblastoma multiforme (GBM) dediğimiz beyin tümörüdür. En agresif beyin tümörüdür ve gelişen bilime, teknolojiye rağmen hastaların yaşam süresi maalesef 15-18 ay arasındadır. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi GBM tedavisinde de çalışmalar devam ediyor ve hastalığın tedavisiyle ilgili süreci değiştirecek önemli çalışmalar yapılmaya başlandı. Bugün bu konuyu tek başına irdelemek için onkologların yanı sıra konunun bir başka muhatabı olan bir beyin cerrahına sordum. Kendisi cerrah ama aynı zamanda Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı ve Sağlık Sistemleri Yöneticisi Prof. Dr. Soner Şahin. Bu kadar görevi arasında cerrah olarak çalışmaya devam ediyor. Bize de vakit ayırdığı için kendisine teşekkür ediyorum ve hemen sormaya başlıyorum.

- Konuyla ilgili son gelişmelerden bahsetmeden önce GBM ve tedavisi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Glioblastoma beyin kanserleri arasında en agresif tümör tipi olarak gösterilmektedir. Genel olarak cerrahiyle çıkarılması tanı ve tedavideki ilk basamaktır. Ardından mutlaka radyoterapi ve radyoterapi ile birlikte eş zamanlı kemoterapi uygulanır. Glioblastoma tümör biyolojisinin karakteristik yapısı ve tümörün konumu nedeniyle hastalığın tedavisinde çeşitli zorluklar yaşanmaktadır.

- Hasta ve hasta yakınları beyinde bir tümör olduğunu nasıl anlayabilir?

Tümörün yerleştiği yere ve boyutuna göre belirtileri değişse de en sık baş ağrısı gözlenir. Baş ağrısı, özellikle sabah uyandığınızda daha belirgindir ancak gece uykuda da olabilir. Bulantı, kusma, nöbet geçirme, kollarda ve bacaklarda güçsüzlük, uyuşukluk diğer belirtiler arasındadır.

- Baş ağrısının tek sebebinin tümör olmadığının da altını çizmek gerekir belki.

Evet kesinlikle, baş ağrısının onlarca sebebi sayılabilir.

- Diğer kanser türlerinin tedavisinde sağladığımız başarıyı, GBM’de niye elde edemedik. GBM tedavisi hâlâ emekleme çağında demek yanlış olmaz...

Tedavi süreçlerinin başarısız olmasının en önemli sebeplerinden biri, ilaçlar da dahil kanda dolaşan büyük moleküllerin direkt beyne geçmesini engelleyen ‘kan-beyin bariyeri’ dediğimiz özel bir sistemin varlığıdır. Bu sistem beyin için koruyucudur; toksinlerin, zararlı maddelerin beyin hücrelerine zarar vermesine izin vermez. Ancak aynı zamanda ilaçlar için de bir bariyerdir. Bu sebeple bu bariyeri geçebilecek özel taşıyıcı sistemler üzerine çalışılmaktadır. Örneğin John Hopkins ve Minnesota Üniversiteleri tarafından nanoteknoloji ile geliştirilen ve tek zincirli DNA molekülü içeren bir nanotüpün kan beyin bariyerini geçip tümörlü dokuya ulaşabileceği ve hastalığı tedavi edebileceği öngörülmektedir. Nanotüp hedefe ilacı taşıyan bir kurye gibi davranıyor demek yanlış olmaz.
Translocator 18, üzerinde çalışılan bir diğer protein. Tümör metabolizması ve epigenetik üzerine çok sayıda çalışma yürüyor, yakın gelecekte daha tatminkâr tedavi sonuçlarına ulaşıp, GBM’i de tedavi edilebilir kanserler arasına almayı umuyoruz.

- Bu tümörün görülme sıklığı açısından cinsiyet farkı var mı?

Dünya çapında GBM’den ölümlerin erkeklerde daha fazla olduğu kaydedilmiştir. Tümörün neden kaynaklandığını bulursak, tedavisine yönelik bir metot veya ilaç bulma olasılığı da artar. Bu sebeple erkeklerde rakamların niçin daha kötü olduğu üzerine de kafa yoruluyor.

Beyin tümörlerine biyoteknolojik çözüm

Türk bilim dünyasında neler oluyor?

- Bizim ülkemizde yürüyen çalışmalar var mı?

Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Birsu Çinçin, glioblastoma tedavisinde kanser kök hücresi çalışıyor. Bu hücreler hem kanser hücrelerinin gelişimine yardım eder hem de tümörün büyümesi için bağışıklık sistemini baskılamaktadır. Kök hücre çalışmaları ile beyin tümörlerinin tedavisi için yeni ve etkili immün tedavi sistemlerinin geliştirilebileceği öngörülmektedir. Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Biyoteknoloji Geliştirme Merkezi bünyesinde ayrıca, GBM’e yönelik yeni ilaç taşıyıcı sistemlerinin geliştirilmesi ve bu sistemlerin etkili olabileceği genetik mekanizmaların keşfi üzerine çalışmalar devam etmektedir.
Üniversitelerimizde gerekli altyapı sağlandığında ve bir meseleye yoğunlaştığında çok sıkı iş çıkarabilecek insan kaynağımız mevcut; sadece doğru ve güvenilir yöneticilere ihtiyacımız var. Soner Hoca’mın önderliğinde de üniversitenin bilimin önde gelen temsilcilerinden olacağına güvenim ve inancım sonsuz.

Bilginin ve bilimin ışığında sağlıklı günler dilerim.

www.berrinpehlivan.com