Yaz geldi, güneş ışınları yine yükseldi, yasaklar da büyük ölçüde kalktı... “Keyfimiz yerinde, niye şimdi kanserden bahsediyorsun” diyeceksiniz ama doğru bilinen yanlışlardan birini konuşmamız gerekiyor. Bu doğru bilinen yanlışlardan gündeme bağlı en önemlisi ise, D vitamini sentezlensin diye güneşlenmek gerektiği, üstelik koruyucu krem, yağ olmadan!
D vitaminin bağışıklık sistemi için önemini biliyoruz. Eksikliği de birçok hastalığa yol açıyor. Yapılan çalışmalara baktığımızda, ağızdan alınan takviyelerin tek işe yaradığı vitamin diyebiliriz... Kanser hastalarında kemoterapi yan etkisi için değişik vitamin takviyeleri verildiğinde nüksetme ihtimali artıyor. Sigara içenlere verildiğinde akciğer kanseri riski artıyor. Cildin çeşitli hastalıklarında değişik takviyeler deneniyor; ancak sonuç yine değişmiyor, sadece D vitamini takviyesi işe yarıyor.
Pandeminin başında da hatırlarsanız, önce “C vitamini ve D vitamini takviyeleri hayat kurtarıcı olabilir” dendi, sonra da “C vitamini işe yaramıyor” sonucuna varıldı. D vitamini bizim için şart ama yiyeceklerden yeteri kadar alamadığınızı düşünüyorsanız lütfen kremsiz, yağsız yani koruyucusuz güneşlenme yoluna gitmeyin, takviyesini alın.

Yağda erir

Bilim sürekli değişiyor, gelişiyor ve bugün doğru dediğimiz bir durumun handikaplarını yarın keşfedebiliyoruz. Eskiden, “Ne olursa olsun güneşe çıkmayın ve mutlaka güneş koruyucu kullanın” diyorduk. Sonra, D vitaminin özellikle bağışıklık sistemi için önemi daha iyi anlaşıldı ve “Bu ihtiyacı karşılamanın en sağlıklı yolu el, yüz, kol ve ayakları haftada 3-4 kez, 15-20 dakika güneşlendirmek” dendi. Şimdi ise özellikle dermatologlar, cilt kanseri için kesin uyarıyor, “Güneşe koruyucu olmadan çıkmayın ve D vitamini gerekiyorsa takviye olarak alın” diyorlar.
D vitamini ayrıca büyük deniz balıklarında, tahıllarda, yoğurt ve yumurtada bulunuyor. Yeterli oranda alamadığınızı düşünüyorsanız en doğru yol, kan düzeylerini ölçtürüp ihtiyacınız olan miktarı takviye ile karşılamak. Ama takviye almaya başladığınızda düzeyini sadece D vitaminine bakarak karar vermek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Takviye alındığında kan düzeyi mutlaka yükseliyor ancak bu, vitaminin hücrelere geçtiği ve uygun şekilde kullanıldığı anlamına gelmiyor. Bu sebeple mutlaka kalsiyum ve paratiroid hormon seviyeleri ile birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Damla, şurup, ampul vb. değişik kullanım şekilleri var. En rahat kullanımı aylık içilen ampuller olsa gerek ama onunla ilgili de doğru bilinen yanlış şu; ekmeğin üzerine dökülmesi ya da meyve suları ile içilmesi! Oysa D vitamini yağda erir ve yağlı yiyeceklerle alınmalıdır. Süt veya yoğurt ile almak tercih edilmelidir.

DİKKAT YAZ GELDİGüneşten nasıl korunacağız?

Güneş koruyucu olmadan bırakın güneşlenmeyi dışarı bile çıkmayın ve her iki saatte bir güneş koruyucunuzu yenileyin. Etkileri genellikle uzun süreli değil ve sürekli yenilenmesi gerekir. Amerikan Dermatoloji Birliği, “En az 50 faktörlü olsun” diyor. Benim önerim de en az 30 faktör olması. Renkli güneş koruyucular ise son yıllarda en çok tercih edilenler. İçerdiği çinko, titanyum ve demir oksit içerikleri sebebiyle renkliler ve bu nedenle kapatıcı özelliğe de sahipler. Fondöten veya pudra sürüp cildimizi yaşlandırmak yerine bir taşla iki kuş vurmuş olabiliriz.
Mineral içeriği sebebiyle hassas ciltler için de daha iyi olabilir. Ayrıca beyaz kremler sadece ultraviyole ışığı engellerken, renkli kremler görünür ışığı da engellerler. Görünür ışık ekranlar, ampuller ve tıbbi cihazlardan gelebilir. Ciltte UV’den daha derine inerler ve melazma, koyu lekeler dahil olmak üzere aşırı pigmentasyona sebep olurlar. Normal beyaz kremleri güneşe çıkmadan 20 dakika önce uygulamak gerekir. Ama renklileri sürüp hemen çıkmanız mümkün, bu sebeple bile çocuklarda daha çok tercih edebiliriz.
Ülkemizin iklimsel zenginliği ve büyüklüğü bu önerileri herkes için hayati kılmasa da, güneyde yaşayan insanlarımız için son derece hayati. O bölgelerde güneşin gücü de malum. Her şeyin fazlasından kaçınmak gerektiği gibi ülkemizin iklimsel aşırılıklarına da dikkat etmek, korunmak gerekiyor. Aylar sonra kavuştuğumuz sosyal özgürlüğümüzün devamlı ve sürdürülür olması için bilgili, maskeli, özenli ve sağlıklı kalın.