Kanser haftası ve kanser, 1-7 Nisan tarihleri arasında yeniden gündemimizde olacak. Amaç tüm farkındalık zamanları gibi, bu konudaki bilinci ve duyarlılığı artırmak. Bu hafta koronavirüs ve siyasi gündem elverdiğince kanseri yazıp, konuşacağız. Ama artık bu konuda konuşma şeklimizin ve algımızın değişmesi gerekiyor. Teknoloji ve bilim geliştikçe, kanser konusundaki bilgimiz artıkça bakış açımız da değişmeli.

Adını duyduğumuzda tahtaya vurduğumuz, kaderimiz olup kaçamadığımız, tüm hayatımızı mahveden bir durum olmasından çok, bir hastalık, üstelik baş edilebilir, yarattığı algıyla yaşayan, mağlup edilebilir bir hastalık olduğunu görmemiz gerekiyor. Gelin, bu yılın kanser haftasını, şimdiye kadar geçirdiğimiz tüm kanser haftalarından farklı yaşayalım. Öncelikle önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kabul ettiğimiz, algıladığımız ve bunu tüm hücrelerimize kadar sindirdiğimiz yeni bir anlayışa geçelim. Gelişen teknoloji ve bilime rağmen bu hastalığa yeniliyor olmamızın en büyük sebebi, adını duyduğumuzda takındığımız sorgusuz çaresizlik ve teslim olma halimizle ilgili. Bu hastalığı duyduğumuzda artık aklımıza, eğitimimize, sahip olduğumuz her şeye yakışır bir tavır almamızın zamanı geldi ve geç bile kaldık…

Önlenebilir bir hastalıktır!

Kanser hakkında ilk doğru bildiğimiz yanlış, kalıtsal bir hastalık olduğu. Genlerle ilgili bir hastalık olması kalıtsal olduğu izlenimini doğursa da sadece yüzde 10-15’i böyle. Bir ailede kanserin fazla olması, her zaman kalıtsal olduğu anlamına gelmez. O ailenin bir veya birkaç şeyi beraber yanlış yaptığı, ya da hep beraber bir kansorejene maruz kaldığı anlamına da gelebilir. Yanlış beslenen, hareket etmeyen, sigara içen bir topluluk kanseri kendi davet ediyordur, genellikle kader değildir.

Tedavi edilebilir

Özellikle de erken evrede başvurduğumuz zaman tedavi edebiliyoruz. Kanserin kötü algısının en önemli sebeplerinden biri, kemoterapi alan hastaların geçirdiği süreç. Ancak erken evrede başvuran hastalarımızın birçoğunu bizler radyoterapi veya cerrahi ile tedavi ediyoruz.

Yani sadece tümörü çıkarmak ve radyoterapi ile yok etmemiz yeterli oluyor. Ancak ilerleyen evrelerde gelen tümörlere kemoterapi uygulamak zorunda kalıyoruz.

Tümör gelişmesi çok karmaşık
bir mekanizma ve biz kemoterapi ilaçları veya akıllı ilaçlar ile gelişimine sebep olan mekanizmalardan sadece birkaçını bloke edebilirken, henüz belki de hayalimizde bile olmayan onlarca mekanizma çalışmaya devam ediyor ve kanserin çoğalmasını engelleyemiyoruz.

Sonuç; bizi yoran, üzen kemoterapi sürecine maruz kalmak ve sağlık ekibinin kontrol etmekte zorlandığı kanser! Öyleyse yapmamız gereken şey; kanser taramalarını düzenli olarak yaptırmak, vücudumuzda hatta ruhumuzda, zihnimizde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda doktora başvurmak. Erken dönemde yakalanan kanserin sıradan bir hastalık gibi bertaraf edildiğini göreceksiniz.

KANSER HAFTASI

SİZE HERKES GİBİ DAVRANILMAMALI

Hepimiz birbirimizden farklıyız, birimize iyi gelen diğerimize rahatsızlık verebiliyor. Genetik yapımız, metabolik tepkileri ve beslenmeye bağlı hastalıklara karşı duyarlılığımızı etkiliyor. Aynı şekilde besinler, gen ifadelerimizi değiştirip, metabolik tepkileri moleküler seviyede değiştiriyor. Dolayısıyla, besinler hem hastalığa yatkınlığı belirliyor hem de hastalıktan nasıl korunacağını. İnsanlar arasında görülen biyolojik varyasyonlar, ihtiyacımız olanın da farklı olduğunu gösteriyor.

Ve 21’inci yüzyıl bilimsel farkındalığında, herkese uyan bir diyet artık yok. Bu durum ilaçlar, iksirler ve akla gelebilecek diğer yöntemler için de böyle; her şey bize özel, kişiye özel... Bu durum, hayatımızı ve tercihlerimizi baştan sona değiştirmeli. Bize artık herkesmiş gibi davranıp herkese verdiği tedavileri, sağlıklı yaşam reçetelerini sunanlardan uzak durmalıyız. Unutmayın, genetik yapınızın kendine özgü tüm detaylarının çözümlendiği bir çağda, vücudunuzun, zihninizin ve ruhunuzun kendine özgü kabullerini ve faydalarını sorgulamak hakkınız. 

Lütfen bu hafta her yerde kanseri konuşalım, araştıralım, anlatalım ve yazalım. Karşımızda konuştukça, bilgimiz arttıkça zayıflayacak bir hastalık var. Size  her konuda yardımcı olmaya hazır bir sağlık ordusu ise hep yanınızda. Her zaman bilimin ışığında kalın, sormaktan sorgulamaktan ve merak etmekten çekinmeyin.

Bilgili, maskeli, sağlıklı ve mutlu kalın.