Geçtiğimiz hafta Kaliforniya Menlo Park’tan gelen haber hepimizi heyecanlandırdı. Yeni geliştirilen ve ‘Galler’ adlı verilen bir kan testi ile çoğu rutin olarak kontrol edilemeyen 50’ye yakın farklı kanser türünün tespit edilebildiğinin haberini aldık. Testi Grail adlı Menlo Park merkezli bir şirket geliştiriyor ve basit bir şekilde kişiden alınan kan ile çalışılıyor. Testte kanser hücrelerinden dökülen DNA inceleniyor ve kanser sinyallerinin olup-olmadığına bakılıyor. Üstelik sadece iki hafta içerisinde sonuç alınıyor.

Tüm kanserlerin yüzde 5’i kanser taramalarıyla tespit ediliyor. Taramayla tespit edilen kanserler genel olarak fazla bulgu vermeden, çok başında yakalanan kanserlerdir ve kür şansı vardır, yani tam olarak vücuttan temizlenebilir. Oysa hasta biraz daha ilerlemiş bir kanserle karşımıza geldiğinde hiçbir zaman tam kür olma ihtimalinden bahsedemiyoruz. Hastalığı tedavi etsek bile sonrasında her zaman nüks etme ihtimali olduğu konusunda hastalarımızı uyarıyoruz. Kanser tarama testlerini rahim ağzı, meme, kolon (bağırsak), akciğer ve prostat kanserine karşı yapabiliyoruz ve hepsi için ayrı testler uygulanıyor. Onlarca çeşit kanser olduğu düşünülürse birçok kanserin erken tanı şansı olmuyor aslında. Amerikan Kanser Derneği, kanser ölümlerinin yüzde 71’nin normalde taranmayan testlerden kaynaklandığını belirtiyor. Grail’den yapılan açıklamada ise 50 farklı kanser türünü tespit etmenin mümkün olacağı belirtiliyor, tek bir kan testi ile ve kanser taramayla saptanacak boyuta bile gelmeden...

Başarılı olursa...

Test, kanda tümör kaynaklı küçük DNA parçalarını bulup, sıralıyor ve tümör için bir sinyal olup-olmadığını değerlendiriyor. Laboratuvarın yaptığı açıklamaya göre, kanserin nereden kaynaklanabileceği hakkında da bilgi veriyor test. Bunu yıllarca süren araştırmalardan sonra kansere karşı mücadelede oyun değiştirici olarak kabul edebiliriz. Ancak altını çizmemiz gereken bir nokta var; laboratuvar bu testin genel kılavuzlarda önerilen kanser taramasının yerini almasını amaçlamadığını, tüm kanserleri tespit edemeyeceğini belirtiyorlar. Bu testin daha da erken kanser habercisi bir test olarak doktorlara insanların kanserden kurtulmasına yardımcı olmanın anahtarı olarak sunulacağını vurguluyorlar. Bu sebeple testi kanser için yüksek risk faktörü taşıyan insanlara uygulamak daha yerinde olacağı öngörülüyor. Şu an için testin FDA onayı bulunmuyor. Maliyeti 950 dolar civarında... Test bu kadar başarılı olursa, yani kanseri bu kadar erken safhalarda tespit edebilirsek, kanserin tam anlamıyla tedavi edilebilir bir hastalık olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Bu testin geçerliliğini araştırmak için İngiltere’de de çalışmalar başlatılıyor. Tüm ülke çapında yaşları 50-77 arasında değişen 140 bin gönüllüye mektup gönderiliyor. Alınan ilk kan örneğinin ardından birinci ve ikinci yılda tekrar kan örnekleri alınması ve ilk sonuçların ise 2023 yılında elde edilmesi planlanıyor. Eğer başarılı olursa çalışma sonrasındaki iki yılda, 1 milyon gönüllünün daha araştırılması öngörülüyor.

Taramanın önemi 

Ancak tekrar altını çizmek isterim ki bu test, bizim klasik kanser tarama testlerinin yerini alamayacak. Pandemi döneminde Amerika istatistiklerine göre yüzde 80-90 oranında azalan kanser taramalarını sizlere bir kere daha hatırlatmak isterim. Pandemi döneminde sporsuz kaldık, sürekli maske ve pandeminin verdiği depresyon ile zayıflayan bağışıklık sistemimiz, kanser dahil birçok hastalığa eğilimimizi artırmışken, bir de taramaları yaptırmamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Kanser taramalarına tekrar göz atarsak:

Rahim ağzı kanseri: Vajende dökülen hücrelerin toplanıp, incelendiği pap-smear testi, beraberinde Human Papilloma Virüsü’nün (HPV) araştırılması ile taraması yapılır. İlk smear testi cinsel aktivasyonun başlamasından itibaren yapılır ve HPV saptanmaması durumunda beş yılda bir yapılması gerekir.

Kolon kanseri: Dışkıda gizli kan testi ile yapılır. Ancak bu test negatif bile gelse 50 yaşından sonra 10 yılda bir tekrarlanan kolonoskopi yapılır. Ailede kolon kanseri varsa taramalara daha erken başlanır.

Meme kanseri: 20 yaşından sonra her kadının ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapması gerekir. Doktor muayenesi ise 35 yaşından sonra her kadına yılda bir, 40-69 yaş arası her kadına da iki yılda bir mamografi çekilmelidir.

Akciğer kanseri: Sigara içenlerde yıllık kontroller sırasında düz akciğer grafisi çekilmesi önerilir. Ortalama 30 yıl boyunca sigara içen 55-75 yaş arası kişilere de düşük doz akciğer tomografisi önerilir.

Prostat kanseri: 50 yaşından sonra yılda bir kez, ailede prostat kanseri hikayesi varsa daha erken yaşta, kanda prostat spesifik antijen (PSA) taraması yapılması önerilir.