Kanser konusundaki farkındalığı artırmak, erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla 1-7 Nisan tarihleri, 1956 yılından itibaren Ulusal Kanser Haftası olarak anılmaktadır.
Hep kanseri, kanserli hastaların durumlarını konuştuk, yazdık ama bugün pandemi gündeminde hasta yakınlarına, o cefakâr insanlarımıza yazmak istiyorum. Hasta yakını olmak, çoğu zaman hasta olmaktan da zordur. Ancak bugünlerde tedavi sürecinin içindeki önemleri katbekat arttı.
Ülkemiz özelinde olduğunu düşündüğüm, kültürel yapımızdan kaynaklı hâlihazırda handikap olabilecek refakatçi tutum ve davranışları her zaman vardı. Gündeme özel tedbirlerden bahsetmeden önce bunlara kısacık da olsa değinmek, hasta yakınlarına bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum.
- Hastanın psikolojisinin şekillendirdiği ortamı dikkate almamak! Örneğin hastanın o anki psikolojik durumunu göz ardı ederek, aslında göremeyerek sürekli neşeli, eğlenceli ve komik olmaya çaba göstermek. Bu iyi niyetli çaba, stresli bir insan için hem çok zor hem de faydasız... Oysa hastanın psikolojisi gözlenerek takınılacak tavır, hastanın da kendi düşünceleriyle iletişim kurmaya cesaret edeceği, stresin homojen olarak dağılacağı daha sağlıklı bir ilişki ve ortam yaratır. Hem hasta yakını daha az yorulur hem de hasta rahatlamış olur.
- Yanıtlar konusunda hakim olmadığı durumlarda da kendisini, hastaya veya dışarıya cevap vermek zorunda hissetmek, sürekli benzer teselli cümleleri kullanmak...
Bu durum yine ziyadesiyle yorucu ve size karşı oluşan algının kapanmasına yol açan bir durum. “Bilmiyorum” demek, anında (kesinlikle) hekimle veya ilgili uzmanla iletişime geçerek çaba göstermek ve bunu yaparken sakin olmak çok daha rahatlatıcı. Sürekli teselli etmekten daha faydalısı ise (hastaya karşı) iyi bir dinleyici olmak ve teselliye çabalamadan ya da bunu hissettirmeden dinlemek.
- Toplum olarak üzerinde durmadığımız bir konu ise şu: Vücut dilimiz ve ifademiz. Kanserli hasta yakını olmak, en az ilgili uzman kadar bilinçli, dikkatli ve her anın kontrol altında tutulmasını gerektiren bir mesai. Tıpkı bazı emniyet birimlerinde bulunan ‘negotiation’ uzmanları yani intihar vb. olaylarda devreye giren arabulucular gibi. İfadenize, vücut dilinize ve kelimelerinize hakim olmanız gerek. Çünkü aynı adli durumlarda olduğu gibi ‘kendisinden vazgeçmeye çok yatkın olan’ birisiyle iletişimdesiniz. Panik ve korku içindeki bireyin detaylı ve aşırı alıngan bir psikolojiyle gözlem yaptığının farkında olmalısınız.
- Hasta yakınları da en az hastanın kendisi kadar psikolojik baskı altında yaşar, her şeyi halletmek, her yere yetebilmek gibi bir baskıyı kısa zamanda deneyimler.
İmkanın olduğu durumlarda duygusal bir boşalma yaşamadan; psikolojik destek almak, kesinlikle doktorla veya bir üçüncü kişiyle, iletişim kurmak kendilerine iyi gelecektir.
- İnternetteki kaynakların, bilgi kirliliğinin içinde boğulmak... Daha vahimi, her duyumu hastayla da paylaşmak. Bizler kanser mücadelesinde, kendimizi, ekibimizi, hasta yakınını ve hastayı, tek bir ekip görerek çalışırız. Yani bu ekibin her üyesi, çözüm sürecinin eşit ağırlıklı parçalarıdır. Bizim bilimsel gerekliliklerle bile fevri davranmadığımız bir durumda hasta yakınları da en az bizim kadar dikkatli ve sağduyulu olmalılar.
Bugün ise yeni bir etkenle birlikte bu süreci yaşamayı deneyimliyoruz. COVID 19 tehlikesi içinde kanser tedavisi.

Hasta izole edilmeli

Yukarıda saydığım her öneri yine geçerli olmak kaydıyla, teknik disiplin çok önemli.
Şunu demek istiyorum; pandemi ortamında hasta yakınları hem refakatçi hem de duyguları alınmış güvenlik görevlileri gibi davranmalı. Temizlik konusunda son derece ketum ve disiplinli, özellikle ziyaretçi ve hastayla iletişim kurmak isteyen diğer yakınlar konusunda neredeyse aşılmaz bir kale gibi durmalı.
Bunun söylendiği kadar kolay olmadığını biliyorum, ama riskin hastayı kaybetmek olacağını düşünerek, ben de bütün duygusuzluğumla dile getirmek istiyorum. Hasta cam bir fanusta herkesin dokunmak isteyip dokunamayacağı bir mücevher gibi korunmalı. Ona en yakın kişilerden başlayarak, önce söylenmesi en zor olanlara “Hayır” diyebilmeli, sonrasında ise hastayı kusursuz izole etmelisiniz. “Falancayı çok görmek isterdi, filan arkadaşına izin vermezsek çok kızar” gibi duygusal zayıflıklara kapılmamalı ve bunu da saf tedavinin bir parçası olarak kabul etmelisiniz. Çünkü tedavi olarak tanımlanan sürece bu durum da dahil.
Mutlu günlere ulaşmak, önümüze çıkan zorluklara ve korkulara eş fedakârlıklar istiyor. Bunu şikayetsiz gerçekleştiren tüm hasta yakınlarını da hayranlıkla selamlamak ve kanser haftalarını unutacağımız günlere inancımı yinelemek istiyorum.
Sağlıkla ve bugünlerde evde kalın.

Daha fazla ve detaylı bilgiyi ‘50 SORUDA KANSER’ kitabında bulabilirsiniz. www.berrinpehlivan.com