Karaciğer, vücudumuzdaki en büyük ve önemli organlardan biri ve kanseri son derece sinsi seyredebiliyor. Vücudumuzun filtresi de diyebileceğimiz karaciğerin; aldığımız tüm besinleri, içtiğimiz ilaçları metabolize etmek gibi bir özelliği var. İşlevini yapmadığı durumlarda toksik maddelerin vücudumuzda birikmesi ve neredeyse bir çöp tenekesine döndürmesi mümkün.
Karaciğer çok fonksiyonel bir organ olsa da kanserleri çoğu zaman ileri evrelere kadar bulgu vermiyor. Bu organda bir şeyler yolunda gitmediğinde, karnınız aç olduğu halde midenizi dolu hissedebilirsiniz, kaburganızın altında bir şişlik, ağrı, rahatsızlık hissedebilirsiniz, açıklayamadığınız halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı yanı sıra idrarınızda, ciltte ve gözlerde sararma, gaytanızda beyazlık görebilirsiniz. Bu şikayetlerin çoğunun herhangi bir nedene bağlı olabilmesi sebebiyle erken dönemde karaciğer kanserinden şüphelenilmez ve hastalar çoğu zaman geç dönemde karşımıza çıkar.
Ayrıca hepatit B veya C taşıyıcılığı, bilinen bir siroz hastalığı, alkole bağlı olmayan bir yağlı karaciğer rahatsızlığı ya da hematokromatosisi gibi doğuştan gelen bir karaciğer hastalığı riski taşımak da mümkün. Uzun yıllar, önemli miktarda alkol tüketimi alkolik siroza ve süreçte de karaciğer kanserine zemin hazırlayabilir. Yine sirozun tek sebebi alkol veya hepatit virüsleri değil; obeziteniz veya şeker hastalığınız varsa, alkolden bağımsız bir yağlı karaciğer ve süreçte kanser geliştirebilirsiniz.

Toksinler: Aflatoksin, uygun koşullarda saklanmayan mısır, baharatlar, kuruyemişlerden salgılanabilir. Suda arseniğe rastlanılabilir ya da plastik yapımında kullanılan vinil klorid gibi toksinler karaciğer kanseri yapabilir. Karaciğerin kendi hücrelerinden kaynaklanan primer dediğimiz kanserlerinden en sık hapatoselüler karsinomu görüyoruz. Ancak başka organ kanserleri de bu organa metastaz yapabilir. Önceden nereden köken aldığını bilmek çok önemliydi çünkü tedavi ve hastalığın gidişatı buna göre belirlenirdi. Lokal tedavi seçeneğini kullanabilme adına bu halen geçerli olabilir. Ancak artık tümör agnozi çağında yaşıyoruz ve artık kanserin taşıdığı genetik mutasyon, köken aldığı organdan daha belirleyici.

Tanı koyma süreci

Görüntülemelerde bir kitle görüntüsü varsa, tanı koymak için yapılacak en iyi şey biyopsi almak olacaktır. Kanser tanısı alırsanız da tabii ki hastalığın yaygınlığını değerlendirmek gerekir. Bunun için de PET-BT, manyetik rezonans görüntüleme ve tomografi kullanırız.

Tedavi şekilleri

Tümör çok büyük veya odakta değilse cerrahi yapılabilir. Burada önemli noktalardan biri tümör veya tümörler çıkarıldıktan sonra geride kalan karaciğer dokusunun hayatı devam ettirecek durumda olup olmayacağıdır. Aksi durumda girişimsel radyolojinin, nükleer tıbbın uygulamaları veya radyoterapi tercih edilebilir.

Ablasyon: Alkol enjeksiyonu, dondurma, ısı veya radyofrekans ile tümör hücreleri öldürülmeye çalışılır.

Embolizasyon: Karaciğer iki ana damardan kanlanır, ancak tümörler genellikle hepatik arter dediğimiz tek bir damardan beslenir. Buraya bir tüp yerleştirilip buradan kemoterapi verilebilir.
Karaciğer nakli, kanser durumunda tercih edilmez. Yapılsa da sadece yayılmamış, organa sınırlı tümörlerde tercih edilir.

Engellenemez mi?

Hepatit B aşısı son derece önemli. Üç doz halinde yapılır. İkinci doz ilk ayda, üçüncüsü ise altıncı ayda uygulanır. Spor yapın ve ideal kilonuzu koruyun, bunu zayıflamak olarak değil; ideal kilonuzda kalmak olarak algılayın.
Alkol ve sigarayı bırakın veya sınırlayın. Yiyecek içecekleri uygun saklama koşullarında bekletin. Dövme ve piercing gibi uygulamaları son derece hijyenik, güvenilir yerlerde yaptırın. Güvenli cinsel yaşam da hepatit virüsleri açısından çok önemli.
Kanseri engellemek tedavisinden daha kolay, lütfen bu durumun bilincinde olalım.
Bilgili, maskeli, sağlıklı ve mutlu kalın.