Ailesel kanserler deyince aklımıza ilk gelenlerden biridir. Ülkemizde görülme sıklığı açısından hem erkeklerde hem de kadınlarda üçüncü sırada yer alıyor. Bu kadar sık görülen bir kanser olması sebebiyle kolon kanserlerini iki gün boyunca tüm ayrıntılarıyla anlatmak istedim. Hayat tarzında yapılan küçük değişikliklerle aslında engellenebilecek olması, tarama programları arasında yer aldığı için erken teşhisinin mümkün olması bu kanseri daha yakından tanırsak önleyebileceğimizi veya en az zararla atlatabileceğimizi gösteriyor.
Kolon kanserleri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte daha çok 50’den sonra görülüyor. Belirtilerini herhangi bir hastalıkla karıştırmak çok kolay; karında şişlik, gaz sancısı, bağırsak alışkanlığında değişiklik, normalde olduğundan daha ince dışkı, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk hissi, kusma ve anemi (kansızlık) ilk akla gelen belirtiler arasındadır.

50 yaşında başlar

Ailede kolon kanseri öyküsü olması, en önemli risk faktörlerinden biridir. Aile ağacında kolorektal kanser olanlar, diğerlerine göre 2-3 kat daha yüksek risk altındadır. Eğer ailede erken yaşta kolorektal kanser görüldüyse risk 3-6 kat artar. Polipler, bağırsaklarda ortaya çıkan parmaksı mukozal uzantılardır. Familyal adenomatöz polipozis (ailesel polipozis) ve herediter non-polipozis (kalıtsal polipozis dışı) gibi sendromları taşıyan ailelerde, polip oluşumuna ve kolon kanserine genetik eğilim bulunmaktadır. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı, aşırı kilolu olmak, beslenme alışkanlıkları, sporsuz bir yaşam ve her zamanki gibi alkol ile sigara diğer risk faktörlerindendir.
Kanser taramaları içerisinde yer alan kolon kanserleri; 50 yaşında başlar. Sağlık Bakanlığı’nın önerisi; iki yılda bir kez dışkıda gizli kan testi, 10 yılda bir kolonoskopidir. Ancak kişinin birinci derecede akrabalarında; kolorektal kanser, adenamatöz polip, kalıtsal polipozis, polipozis dışı sendrom, ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi bir bağırsak hastalığı varsa, tarama 40 yaşında başlamalıdır. Dışkıda gizli kan testinin negatif olması gerekmektedir. Pozitif olması durumunda bir uzman hekimin, bu sonucun basur gibi bir sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını değerlendirmesi ve gerekirse kişiyi kolonoskopiye yönlendirmesi gerekmektedir. Sonuç belirsiz ise, test birkaç gün sonra tekrar yapılır.

Teşhis

Teşhis için ilk yapılan dışkıda gizli kan testidir. Dışkıdan küçük bir örneğin mikroskopta incelenmesiyle yapılır, delici veya kesici olmayan, kolay ve tekrarlanabilen bir testtir. Pozitif çıkması kanser anlamına gelmediği gibi negatif çıkması da herhangi bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Ayrıca yalancı pozitiflik dediğimiz; dışkıda kan olmadığı halde testin pozitif çıkması durumu da görülebilir. Bunu engellemek için testten üç gün önce kırmızı et yemeyi, C vitamini takviyesi içeren ilaçları ve ağrı kesicileri kesmek gerekmektedir. Aspirin ve benzeri kan sulandırıcıları kullananların ilaçları kesip kesemeyecekleri konusunu doktora danışması tavsiye edilebilir.

Görsel testler

Kolonoskopi: Kalın bağırsakların iç yüzeyinin, ışık ve kameranın bağlı olduğu esnek bir tüp yardımıyla incelenmesidir. İşlem sırasında biyopsi de alınabilir, polipler çıkartılabilir, mukozektomi denilen işlemle erken dönem kanserler tedavi edilebilir. İyi bir inceleme için kalın bağırsakların boş ve yeterince temiz olması gerekmektedir; bunun için işlemden bir gün önce, müshil adını verdiğimiz ilaçların alınmasıyla bağırsak temizliği yapılır. Operasyon için damardan sakinleştirici ilaçlar verilir ve kişi 20-25 dakika uyutulur. İşlem boyunca kalp atışlarınız ve solunumuz izlenir, ayrıca operasyon öncesinde en az altı saat boyunca aç kalmanız istenir. Kolonoskopi sırasında ağrı veya acı hissedilmez; sadece işlem sırasında bağırsaklara hava verildiği için sonrasında gaz sancısı çekilebilir.

Sanal kolonoskopi: Bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme cihazları ve özel bir bilgisayar programı aracılığıyla bağırsakların üç boyutlu görüntülerinin elde edilmesidir. Kolonoskopide olduğu gibi işlem öncesinde bağırsak temizliği gerekir ve görüntü kalitesini artırmak için makattan bir tüp aracılığıyla hava verilir. Ancak kolonoskopi aleti kullanılmadığı için işlem daha konforludur ve sedasyon gerekmediğinden de kişi günlük aktivitelerine daha hızlı döner. En önemli dezavantajı, biyopsi alma gibi işlemlere izin vermemesi ve kuşkulu bulgu olduğunda yine kolonoskopi gerektirmesidir. Bu nedenle çok tercih edilen bir yöntem değildir. Yarın da tedavisini ve biraz daha ayrıcalıklı, rektum olarak adlandırılan bağırsağın son kısmının kanserlerini inceleyelim.
Sağlıkla ve biraz daha evde kalın...