Artan teknoloji bağımlılığımıza paralel olarak kulaklıklar artık bir takı gibi vazgeçilmezimiz oldu. Birkaç işi aynı anda yapabilmek, müzik dinlemek, cep telefonuyla daha rahat konuşabilmek için her an her yerde artık ellerimiz serbest ama kulaklarımız dolu. Pandemi ile artan online toplantılar ve tercihlerin değiştiği kalabalık evlerde artan kişisel izolasyon ihtiyacı bizi kulaklıklarımızla ayrılmaz bir ikili haline getirdi. Konforumuz ve kişisel alanımız gelişirken, sağlığımızla ilgili sorular da gündeme gelmeye başladı. Yoğun kulaklık kullanımı ve yüksek ses seviyesi sağlığımız açısından riskli olabilir mi?

İşitme kaybına sebep olabilir mi?

Ses dalgaları, dış kulak yolu üzerinde ilerler ve kulak zarı ile orta kulakta bulunan üç küçük kemikçiği titreştirir. Bu titreşimler de spiral şekilli koklea olarak bilinen ve sıvı ihtiva eden bir yapı içinde hareket ederek buradaki tüylü hücreleri hareket ettirir. Bu yolla ses, kulaktan beyne iletilir. Aşırı yüksek ses, bu tüy hücrelerin yapısal zarara uğramasına neden olur, volümü ve sürekliliği arttıkça da hasarın kalıcı olma riski yükselir. Tüylü hücreler zarara uğramasa bile beyne ileten ağda hasar oluşabilir. Kısacası çok yüksek ses kulak yapısına ya da sinir hücrelerine zarar verebilir.

Yüksek sesten ne anlıyoruz?

Ses desibel (dB) birimi ile ölçülür. Fısıltı 30 dB civarındadır, normal konuşma sesi 60 Db, motor sesi 95 desibeldir. 70 dB üstündeki seslere uzun süre maruz kaldığımızda hasar riski oluşur. 105 dB ila 110 dB sese beş dakika maruz kalmak ise kesin hasara neden olabilir. 120 dB ve üstü ise çok hızlı bir şekilde hasar oluşturabilir. Kişisel dinleme cihazlarının veya kulaklıkların maksimum ses seviyesi, hasarın meydana geldiği bu eşiğin üzerindedir.
Yeni doğan bir bebek ortalama 16 bin tüy hücreyle doğar. Bu hücrelerin yüzde 30-60’ı zarar görünceye kadar bu kayıp durumunu anlamayabilirsiniz. Duyma kaybını fark ettiğinizde maalesef çoğu hücreleriniz çoktan ölmüş olur ve bir daha tamir edilemez. Bir konserden veya futbol maçından çıktığınızda bir süre eskisi gibi duymadığınızı fark edersiniz; bu durum birkaç saat veya gün devam edebilir; ne kadar süreceği maruz kaldığınız ses seviyesi ve süreyle orantılıdır. Geçici ses kaybı dediğimiz bu durumlardan sonra tüylü hücreler ve duyma yine eski formuna kavuşabilir. Ama tekrarlayan durumlarda duyma kaybı kalıcı hale gelecektir. Tüylü hücreler kadar duyma sinirleriniz de yüksek sesten zarar görebilir.

Güvenli dinleme önerileri

Ses seviyesi kadar ne kadar süre maruz kaldığınızın da önemli olduğunu unutmayın, gerekirse molalar verin. Çok yüksek sesli ortamlara girmeniz kaçınılmaz olduğunda kulak tıkacı ya da kulaklık kullanmanız yararlı olabilir. İş yerinde sekiz saat boyunca 85 dB’den daha yüksek volüme maruz kalan çalışanların mutlaka kulak koruyucu kullanması gerekir. Ses seviyesini makul seviyelerde tutmaya çalışın; yüksek sesle müzik dinlemenin daha zevkli olması bu keyfin uzun yıllar sürmesine engel olabilir.

Bluetooth kulaklıklar

Yapılan araştırmalar ve Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği, bluetooth kulaklıklardan yayılan elektromanyetik dalganın, DNA mutasyonu yapacak kadar etkili olmadığını belirtiyor. Özellikle telefon konuşmaları sırasında, telefonla doğrudan konuşarak maruz kaldığımız radyasyondan çok daha az olduğu düşünülürse, bluetooth kulaklıklar kullanmak daha mantıklı olabilir. Elimizde, bluetooth kulaklıkların direkt kanserojen etki yaratabileceğine dair bir veri yok; ancak melatonin seviyesini azalttığına dair yayınlar bulunmakta. Melatonin seviyesinin de kanser oluşumunda etkili olduğunu artık biliyoruz.
Kabloları sürekli birbirine karışsa da cep telefonlarını normal kulaklıklarla kullanmak en sağlıklı yol. Bu kablo karmaşasına katlanamıyorsanız bluetooth kulaklık kullanmanın cep telefonunu direkt kulağımıza dayamaktan daha iyi olduğunu bilmelisiniz. Gıdalar, içecekler ve daha bir sürü konuda dilimde tüy bitiren uyarımı tekrarlıyorum; lütfen unutmayın, iletişimin bile aşırısı zarar... Bayram sevinciniz devam etsin, sağlıkla kalın...