Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başlıyor. Ülkemizin tüm öğrencilerini ve benim öğrencilerimi uykusuz geceler, sadece çalışmakla geçecek günler ve sınavlar bekliyor. Pandeminin hayatımıza girmesiyle özellikle dersleri ve bilgiyi ulaştırmada zorlandık. Bu acemilik artık ilk günlerde olduğu gibi devam etmeyecek ama bir süre daha hissedilecek. Sonu yakın olsa da bu etkileşim zayıflığı, tarafları biraz rahatlatıyor. Özellikle liseli öğrencilerimizde belli bir zaman bolluğu gözlemlenebiliyor. Bu durum teselli gibi de olsa, aklıma bir Mark Twain özdeyişini getiriyor: “Okulunuzun, eğitiminize engel olmasına izin vermeyin.”

Hayır, bir akademisyen olarak kendi kuyumu kazmaya çalışmıyorum; yeni uzaktan eğitim modelinin yarattığı ve öğrencilerin bile sevmediği geçici konforun değerlendirilebilir olduğunu hatırlatmak istiyorum. Okul öncesi ve sonrası için harcanan onca zaman, bazı kentlerde ulaşıma harcanan zaman, bakım hazırlık, kahvaltı vs. derken geçen zamanlar yanımıza kaldığında birikiyor. Öğrenim sürecinden arta
kalan bu zamanı eğitime harcamayı teklif ediyorum. Kitaplara, sanata, kültürlenmeye ve belki de spora... Unutmayın, hayat normale döndüğünde zamansızlığımız da normale dönecek.

Bu dönem, üniversitede okuyan ya da bir lisede ilk gençliğini yaşayan öğrenci dostlarım için unutulmaz bir yol ayrımı. İleride bugünleri anarken, iyi şeylerin başlangıç sebebi olarak hatırlamalarını diliyorum. Emin olduğum tek şey, çok belirgin biçimde anacakları ve yaşantılarının bir biçimde, 2020’nin izlerini bütün derinliğiyle taşıyacağı...

MOSO AĞACI GİBİ

Benzersiz bir çaba

Sosyal medyanın dili ve söylemleriyle pervasızca keskinleştiğimiz, etiketlerle (hashtag) iyiden iyiye kutuplaştığımız bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir süreçle eş zamanlı yaşanan ‘dokunma, sarılma, yaklaşma’ dönemi sanki ilahi bir hatırlatma, kıymet bildirme dönemi gibi. Her öğrencimin bir hayali var biliyorum; hepsi dünyayı değiştirmenin ya da en azından biraz daha güzelleştirmenin umuduyla başlıyor. Geleceğin dünyasını hayal ederken bu küçük şeyleri de benim için ekler ve başarırlarsa sevinirim; dokunalım, sarılalım ve yakınlaşalım. Dünya böyle çok sıkıcı!

Haftaya ‘öğretmen’ kalemiyle yazarak başlamışken iki çift lafla ‘başarıdan’ bahsetmeden geçmeyelim.

Özellikle tıp fakülteleri gibi emeği yoğun ve uzun bölümler için... Başarı yolculuğunu, özellikle bizimki gibi tıp fakültelerindeki başarı yolculuğunu bir moso ağacına benzetirim. Moso ağacının bir özelliği var; tohumlarını toprağa verip en iyi şartları sağladığınızda bile beş  yıl, tam beş yıl boyunca hiç hareket etmez. Hiçbir gelişme gözlenmez. Tohumu diken de, mosonun kendisi de büyük bir sabırla bekler… Beş yıl sonra ilginç bir şey olur ve moso ilk filizlerini vermeye başlar. Günde tam 50 cm. büyür ve iki ay içerisinde 30 metre gövdeye sahip, dev bir bambu haline gelir. Bu bir şans mıdır ya da büyü müdür? Beş yıl boyunca hiç hareket etmeyen tohumlar, beş yıl sonra neden  birden coşarlar?

Hiçbir şey birden olmaz, bir sürü şey gibi mosonun da çabası ayan beyan görülmek zorunda değildir. Toprağın dışında gözlemlenmeyen o beş yıl, toprağın içinde benzersiz bir çaba ve emekle geçmiş olabilir.

Başarılı ve güçlü kalın!

Eğitim yolculuğunu, özellikle de tıp fakültesi eğitiminin gelişimini moso ağacına benzetebiliriz. Çok uzun yıllarımızı, belki de hiçbir bölümde harcanmayan emeği, sabrı, bu kutsal mesleği en iyi şekilde icra etmek, insanların hayatlarına en doğru şekilde dokunabilmek için harcıyoruz. Öğrencilik yıllarımız, mosonun ilk beş yılı gibi geçiyor. Sadece çalışıyor ve yıpranıyoruz. Zaman zaman emeğimize yeteri kadar özen gösterilmediğini, bizlere fazla yüklenildiğini düşünüyoruz. Moso sahipleri de sık sık umutsuzluğa düşermiş. Ama o mucizevi kuluçka bittiğinde dünyanın en güzel, ruhu en çok tatmin eden mesleğine sahip oluyor ve her gün benzersiz biçimde büyüyoruz.

Çok bunaldığınızda, herhangi bir zamana değil, insanların hayatlarına dokunacağınız bir zamana hazırlandığınızı aklınıza getirin. Bu görkemli işin karşılığında harcadığınız zamanı ve sabrı (zor ama) gözünüzde büyütmemeye çalışın.
O görkemli, gölgeli ve yaşam dolu bambu ormanını aklınızdan çıkarmayın. Bilimin ışığında huzurlu, sabrın ve umudun sayesinde başarılı ve güçlü
kalın. Her engelin, sizi yenilmez yapacağı bir eğitim öğretim yılı diliyorum.