.

Yeni yeni duymaya başlasak da yakın gelecekte hayatımızın tam ortasına yerleşecek iki kavram var; nutrigenetik ve nutrigenomik. Bu iki kelime besinlerle aramızdaki çift yönlü etkileşimi anlatıyor, yani genlerimiz hem besinlere verdiğimiz tepkiyi belirliyor hem de gen ifadelerimiz tükettiğimiz besinler tarafından değiştiriliyor. Besinler, farklı bireylerde farklı etkiler yaratıyor. Aramızdaki genetik farklılıklar nedeniyle, bazılarımıza çok iyi gelen bir gıda, bazılarımızda sindirim bozukluğu yaratabiliyor. Kimisi protein ağırlıklı beslenip iyi hissederken, kimisi hayvan ürünü ile halsizleştiğinden bahsediyor. Birbirimiz arasındaki farklılıklarımızı her geçen gün daha çok deşifre ettiğimiz modern yaşamda, beslenmeye karşı farklılıklarımızın da bilim dünyasında aydınlanmaya başladığı bir dönemdeyiz. Bu aydınlanmanın ilk basamakları da nutrigenetik ve nutrigenomik yani genlerimize göre beslenmenin farklılaşması.

Nutrigenetik ve nutrigenomikBP Klinik Diyetisyeni sevgili Esin Başkaya’ya bu konuyu bize ayrıntılı anlatmasını rica ettim. İşte Esin Hanım ve cevapları… 

- Nutrigenetik ve nutrigenomik arasındaki fark nedir?

Nutrigenetik, vücudumuzun genlerimiz sebebiyle farklı besin maddelerine verdiği farklı tepkileri inceler. Nutrigenomik ise besin maddelerinin gen ifadesini nasıl değiştirdiğini araştırır. Gen ifadesi değişimi çok kompleks gibi duyulsa da aslında hayatımız boyunca deneyimlediğimiz bir durumdur. Sebze ve meyveyi bol tüketen kişilerin vücutlarında inflamasyon düşüktür çünkü sebze ve meyvelerin içerisindeki besin maddeleri anti-inflamatuar gen ifadesini artırır. Nutrigenomik bu anlamda kişiler arası farklılık göstermez. Besin maddeleri ve gen ifadesi değişimlerini kişilerden bağımsız olarak inceler.
Nutrigenetikteki durum ise kişileri birbirinden ayıran kısmı inceler. Vücudumuz, karşılaştığı her şeye genlerimize göre tepki verir. Hangi besin maddelerine de ne tepki verileceği genlerin kontrolündedir. Bu sebeple genlerimizin farklılaşması, besin maddelerine verdiğimiz tepkinin de farklılaşmasını sağlar. Genlerimizi öğrenmek ve nutrigenetiğimiz hakkında bilgi edinmek bu sebeple nasıl beslenmemiz gerektiğine dair büyük bir yol göstericidir.
- Aslında her iki kavram da hayatın çok içinden, sanki bilim adını yeni koydu ama biz tarih boyunca bunu deneyimledik. Neden bu kadar yavaş gelişiyor?
Bilim, 2003’te İnsan Genom Projesi ile vücudumuzda 22 bin gen olduğunu keşfetti. Bu genlerin her birinin incelenmesi, birbirleri ile etkileşiminin bulunması, farklı değişkenler altında etkilerinin saptanması, ifadelerinin gözlemlenmesi uzun soluklu fakat insan sağlığına olan bakış açısında büyük değişimler yaratacak bir süreç. Sadece beslenmede değil tabii ki tüm tıp dünyasında. Genler hakkında bilgimiz gün geçtikçe artıyor ve biz bu bilgiyi yaşama aktarmaya çalışıyoruz. Nutrigenetik ve nutrigenomiğin içi doldukça yaşama daha çok entegre edilmeye başlandı. Her yeni araştırma ve sonuç, genler ve besinler konusunda bizi daha da aydınlatıyor.

- Kişinin kendi nutrigenetiği bilmesi ne kadar fayda sağlayabilir?

Nutrigenetik alanında literatüre girmiş 20’nin üzerinde gen var. Bu genlerdeki mutasyonlar sizin farklı besin maddelerine vücudunuzun nasıl tepki verdiğini etkiliyor. Örneğin TXN geninde bir mutasyonunuz varsa E vitamini eksikliği abdominal yağlanma yapabiliyor. TCF7L2 genindeki bir mutasyon ise doymuş yağların metabolik sendrom riskinizi diğer kişilere göre daha çok artırdığını gösterebiliyor. Detayı fazla gibi dursa da nutrigenetik analiz kişiye uygulanabilir ve nokta atışı değişiklikler önerebilmede elimizi çok güçlendiriyor. Hatta kişiye özel bir beslenmenin ilk basamağı olarak nutrigenetik incelemenin gerektiğini söylemek günümüz bilim ve teknolojisinde yanlış değil. Vücudunu dinlemeye zamanı olmayan, deneme yanılma yöntemi ile kendi beslenme doğrularını öğrenmeye mesai harcayamayacak her kişinin nutrigenetik analizden çok fayda sağlayacağını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.