Tıp biliminin genelinde de, rutin tedavi ajandamızda da şu zorunlu handikap her zaman var: Yan etki. Uygulanan her tedavinin, teknolojinin ve ilacın yan etkisi olsa da bunların da ünlü olanları ve göze çarpmayanları var. Radyasyon, bu uygulamaların içinde yan etkileriyle ünlü bir tedavi yöntemi ve hastalarımızın bu konuyla ilgili tedirginlikleri hep gündemde. Tomografi veya mamografi istediğimiz her durumda o bildik soru daima hazır: “Radyasyona maruz kalmayacak mıyım, ne gerek var?”
Tüm hastalarımız, meslektaşlarım konusunda rahat olsunlar. Çünkü hayatımızın neredeyse tamamı, insan bedeni üzerinde fayda-zarar hesabı yaparak geçiyor. Önerdiğimiz ilaçta da, teknolojik yöntemde de elde edeceğimiz fayda, olası zarardan fazlaysa doktorlar durmuyor. Bunun tersi, yani zararın fazla olabileceği bir durumda ise hareket etmeleri imkansız oluyor. Unutmayın, sağlık yaşamla yapılan bir sözleşmedir ve biz sizin yerinize, genellikle en altta olan ve pek kimsenin bakmadığı o küçük yazıları da okuyoruz.

Bilgisayarlı tomografi ne işe yarar?

Tomografi, X ışını aracılığıyla vücudun incelenmesi gereken bölgesinin kesit olarak görüntüsünü elde ettiğimiz bir görüntüleme yöntemidir. X ışını demetinin vücutta geçtiği kısımlar ve özellikleri, bir bilgisayar tarafından işlenir ve tüm dokuların birbiri ardına katmanlar halinde görüntüleri oluşturulur. Bu yöntem, hedef bölgenin ayrıntılı görsel fizyonomisini elde etmemize yardımcı olduğu için, kanser dahil birçok hastalığın tanısında ve
takibinde kullanılır.

Mamografi nedir, kanser yapar mı?

Mamografi meme kanserinin erken döneminde, yani fizyolojik bulgu vermeden yakalanması için yapılan bir tetkiktir. X ışınları kullanılır. Memede bir kitlenin ele gelecek kadar büyümesi için çok uzun yıllar geçmesi gerekmektedir. Ancak mamografi ve ultrasonla, kitleler çok daha erken dönemde fark edilebilir. Ele gelen kitle, meme cildinde portakal kabuğu görüntüsü ya da meme başında akıntı, çekilme gibi sorunları olan hastalarda ise tanısal amaçla yapılabilir.
İşlem sırasında vücudun maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kadınlar mamografi çektirmekten kaçınabiliyor. Bildiğimiz üzere radyasyon, genlerde mutasyona yol açarak kansere neden olabiliyor. Ancak hayatımızın her alanındaki gibi burada da miktar önemli. Mamografi veya tomografiyle verilen radyasyon, teknolojinin bu kadar gelişmediği yıllarda daha fazlaydı.
Yayınlarda mamografilerin kansere sebep olduğu raporlandı ama günümüz teknolojisinde bir mamografiden alınacak radyasyon, doğal kaynaklardan birkaç haftada alınan radyasyondan fazla değildir. Yeni cihazlar, hastanın alacağı radyasyon miktarını en az düzeyde olacak şekilde üretilmiştir. Burada elde edilecek fayda düşünüldüğünde, radyasyon miktarı göz ardı edilebilir.

Yapılması gerekenler

Radyoloji cihazlarının kalibrasyonlarının doğru yapılması önemlidir. Kalibrasyonda, bir cihazın belirttiği değerlerle referans sistemlerden elde edilen sonuçlar arasındaki ilişki incelenir ve ne kadar sapma olduğuna bakılır. Kalibrasyon ve kalite kontrolleri yeteri kadar yapılmamış cihazlarda, hem hastanın hem de tetkikleri çeken sağlık personelinin maruz kaldığı radyasyon miktarı artabilir.
Ülkemizdeki radyoloji merkezlerinde veya hastanelerdeki radyoloji cihazlarının kalibrasyonları periyodik yapılıp cihazlar etiketleniyor, ancak standartlara uygun olmayanlara ne yapıldığı, bu cihazların çalışmalarının engellenip engellemediği konusunda çok net bilgi yok. Bu sebeple doktorunuzun istediği tetkikleri yaptırmak için güvendiğiniz merkezlere başvurmanızda fayda var. Herhangi bir yerdeki herhangi bir cihazın hem görüntü kalitesi kötü
olabilir ve tanı koymada zorluk çekilebilir hem de kişiye verdiği radyasyon miktarı limitlerin çok üzerinde olabilir.
Alınabilecek en iyi önlemlerden biri de tekrar eden gereksiz tomografilerden kaçınmaktır. Mamografinin, 50 yaşından sonra şüpheli bir durum yoksa, sadece kontrol amaçlı üç yılda bir kez çekilmesi gerekiyor.

Gebelikte uygulamalardan uzak durmakta fayda var!

Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise gebelik dönemi; anne vücudunda hücre deviniminin en yüksek seviyede bulunması ve X ışınının hızlı çoğalan hücrelere etkisinin daha fazla olması, bu hassasiyeti zorunlu kılıyor. Gebeliğin her dönemi için olsa da özellikle ilk üç ayın, gerek bebek gerekse anne için önemi tartışılmaz. Düz röntgen filmleri dahil olmak üzere bu dönemde tüm X ışınlı uygulamalardan uzak durmakta fayda var.
Sonuçta sağlıklı bir yaşam, dönüp dolaşıp bize aynı kuralları dayatmaya devam ediyor.
Ön yargılardan bağımsız, mutlaka uzmanlarla ve danışarak hareket etmek, hayatın her alanında ‘miktar’ yani dozun öneminin farkındalığında olmak. Bilgili, maskeli, sağlıklı ve mutlu kalın...