Mesleğimde 20’nci yılımı dolduruyorum. Bir insan 20 yıl boyunca her gün yaptığı bir işle ilgili ne düşünür? Bu kadar süredir çalışan sanatçılar, icracılar, siyasetçiler vb. meslekten insanları dinleme fırsatımız oluyor ama kendimizi dinleme fırsatımız pek olmuyor... Kendi kendimize ‘Yaptığını beğendin mi?’ demek pek aklımıza gelmiyor. Mesleğimde 20’nci yılımı dolduruyorum. Bir insan 20 yıl boyunca her gün yaptığı bir işle ilgili ne düşünür? Bu kadar süredir çalışan sanatçılar, icracılar, siyasetçiler vb. meslekten insanları dinleme fırsatımız oluyor ama kendimizi dinleme fırsatımız pek olmuyor... Kendi kendimize ‘Yaptığını beğendin mi?’ demek pek aklımıza gelmiyor. Benim hikayem, tıp fakültesi son sınıf öğrencisiyken, henüz 23 yaşında bir intern (stajyer) olarak Boston Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü’ne adım attığımda başladı. İlk zamanların olağan şaşkınlığının dışında, günler geçtikçe gördüğüm ve zihnimi berraklaştıran asıl detay, uygulanan tedavi yöntemiydi: Radyoterapi. Ekip arkadaşlarımla dokunduğumuz birçok insanın geleceği... ‘Dönüp arkaya bakmak’ deyimi genellikle 40’lı meslek yıllarına yakıştırılsa da şu mütevazı 20 yılda geriye bakarak, “Haklı çıktım” diyebilmek çok tatmin edici bir durum. Hayatım boyunca gıpta ettiğim insanlar, meslektaşlarım, durumlar olmuştur. Ancak en çok saatlere özendim. Mümkün mertebe sessiz, keskin, gecikmeden, sistemli bir biçimde işlerini yapan saatlere... Sonuçta anladım ki radyoterapi tam da benim gibi hasletleri olanlara göre biçilmiş kaftandı; kesindi, netti, dikkat, özen yetiyordu ve gelecekçiydi. İşimizin titizlikle yapılması gerçekten çok önemli. Eğitim verdiğim öğrencilere veya ekip arkadaşlarıma bıkmadan söylediğim bir şey var; uygulanan talihsiz bir cerrahi yöntemini bile sıklıkla onarma şansınız olabilir ama hastanızı tekrar yatırarak verdiğiniz radyasyonu geri alamazsınız.Radyoterapi, kanser tedavisinde kullanılan ana tedavi yöntemlerinden biridir. Kanser hastalarının yüzde 70’ine hayatlarının bir döneminde radyoterapi uygulanmaktadır. 2015 yılında yayınlanan bir analizde, hastaların yüzde 49’unun cerrahiyle, yüzde 40’ının radyoterapi, yüzde 11’inin ise kemoterapiyle tedavi edildiği belirtiliyor. Burada şu değişkene dikkatinizi çekmek isterim; söz konusu bilimsel analiz, eski radyoterapi teknolojisi ve onkolojik yaklaşımından bahsediyor. Radyoterapinin gelişen teknolojiyle giderek daha çok tercih edilen bir tedavi yöntemi haline geldiği ve değişen onkolojik yaklaşımlarla daha fazla hastaya uygulandığı düşünülürse, bu oranların radyoterapi lehine değişmiş olması gerekiyor. Söz konusu gelişim ve geri dönüşler, Amerika Birleşik Devletleri’nde de yankı buluyor, 2018 sağlık bütçesinin yüzde 18’i radyoterapiye ve bu payın da büyük bir kısmı proton yatırımlarına aktarılıyor. 

Nasıl uygulanır?

Radyasyon, dalgalar ya da parçacıklar tarafından taşınan özel bir enerji türüdür. Yüksek dozdaki radyasyon enerjisinin tedavi amacı için kullanılmasına ‘radyoterapi’ ya da ‘ışın tedavisi’ adı verilir. Yüksek dozdaki radyasyon, hücreleri öldürebilir veya bölünüp çoğalmalarını engelleyebilir. Radyasyon tedavisinde normal hücreler de etkilenebilir; ancak kanser hücreleri normal hücrelere göre çok daha hızlı bölünüp çoğaldığından, radyoterapi kanser hücreleri üzerinde çok daha etkili oluyor. Ayrıca normal hücrelerin toparlanıp, eski haline gelmeleri kanser hücrelerine göre çok daha kolay ve hızlı gerçekleşiyor. Bazı kanser tiplerinde radyoterapi, tek tedavi yöntemidir. Bazen cerrahi müdahale öncesinde tümörü küçültme amacıyla uygulanırken, bazı tümörlerde ise cerrahi müdahale sonrasında kalması olası kanser hücrelerini temizleme amacıyla uygulanır. Cerrahi müdahale esnasında radyoterapinin uygulandığı yöntemler olduğu gibi, cerrahi müdahale olmadan radyoterapinin tek başına ya da kemoterapiyle birlikte direkt uygulandığı kanser türleri de olabilir.Yaygın inanışın tam aksine, radyoterapi hastalığın son döneminde başka yapacak bir şey kalmadığında uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Rahatsızlığın her aşamasında ve her gün artan sayıda hastaya, tek tedavi yöntemi olarak, ağrısız ve acısız bir biçimde uygulanmaktadır.

Bilimsel gelişmeler

Gelişen teknoloji, tıp biliminin tüm disiplinlerini olumlu anlamda etkilemiş olsa da, radyoterapi bu gelişme sürecinden biraz daha fazla yararlanan bölümlerin başında geliyor. Radyoterapi cihazlarındaki gelişmeler, her geçen gün daha hedef odaklı, daha minimal, çevre dokuları koruyan uygulamalar yapmamıza izin veriyor. Bu müdahale keskinliğiyle yan etkiler azalırken, doğru ve yüksek dozda uygulamayla kabiliyetimiz artıyor. Radyocerrahi tekniğiyle birçok hastamız ağrısız, acısız ve kansız bir şekilde tedavi görebiliyor ve cerrahi seviyesinde sonuçlar alınıyor. Prontoterapi ve yakın gelecekte sahada kullanılmasını beklediğimiz flaş radyoterapi gibi teknikler daha da azalacak yan etkilerle, birçok vakada elimizi çok daha güçlendirecek.
Bilimsel gelişmeler, bugün radyoterapi lehine olduğu gibi her dönem farklı farklı disiplinlerde sıçramalar, nispeten daha dikkat çekici ilerlemeler kaydetmemize fırsat veriyor. Bu yüzden tedavi yöntemlerinde farklı disiplinden uzmanlardan görüş almanızı öneriyor ve önemsiyorum. İyi bir teknolojik yapıya entegre çalışabilen, uzman ellerin uyguladığı radyoterapi, verimli bir tedavi almanızı ve bunu yaşarken hayat kalitenizi korumanızı sağlayacaktır.
İlerleyen günlerde farklı radyoterapi tekniklerini ve tedavi süreçlerini anlatmaya çalışacağım.
Sağlıkla ve bugünlerde biraz daha evde kalın...