Dermatolog Dr. Canan Öztürk, “Hemen her yerde saçımızı görmeye başladıysak, azalma, incelme ve kırılmalar arttıysa mutlaka doktora başvurmalıyız” dedi

"Saçım güzel olmayınca kendimi güzel hissetmiyorum” dilimize yerleşmiş reklam sloganlarından biri. Ama gerçekten kendini böyle hissetmeyen kaç kişi vardır ki... Hal bu olunca sevgili ve çok başarılı arkadaşım Dermatolog Dr. Canan Öztürk’e saç dökülmesini sormak istedim. Söylemeden geçmeyelim, Canan Öztürk yazılarımın bazılarının mutfağındaki isimlerden; konu cildiyeyi ilgilendirince, fikrini almadan yazmadığım birkaç arkadaşımdan biri. Bilgisine ve tecrübesine ben güvenirim, siz de güvenin derim...

Saç dökülmesi günümüzde giderek artan sıklıkta, hem kadınlarda hem erkeklerde görülmektedir. Ne zaman saç dökülmesinden korkmalıyız?

Saç kıllarının bir yaşam döngüsü vardır. Bu nedenle belli bir zaman sonra dökülebilirler. Günde 100 tel saç dökülmesi normal kabul edilmektedir. Banyo esnasında bu dökülme 150 tele kadar çıkabilmektedir. Tabii ki bunu saymak çok mümkün değildir. Bu nedenle hemen her yerde saçlarımızı görmeye başladıysak, saçlarımızda azalma, incelme ve kırılmalar arttıysa mutlaka doktora başvurmalıyız.

Saç dökülmesi sadece zamana veya yaşa mı bağlıdır? Neden saçımız dökülür?

Saç dökülmesinin tipleri bulunmaktadır, öncelikle dökülmenin tipi belirlenip, ona göre tedavi planlanmalıdır.

Telojen Effluviyum: En sık görülen saç dökülmesi tipidir. Doğum sonrasında (ortalama ikinci ay başlar, bir yıl devam eder), önemli bir ameliyat geçirmek veya ateşli hastalıklardan sonra, troid hastalıkları, vitamin eksiklikleri (B12, çinko, D vitamini, biotin) saç dökülmesini artırmaktadır. Yine demir eksiliği nedeni ile kansızlığınız varsa saçınız dökülebilir. Bazı psikiyatrik ilaçlar, tansiyon ilaçları saçta dökülmeyi artırabilir. Hızlı kilo vermek saç dökülmesini artırabilir.

Alopesi Areata: Eğer yuvarlak para gibi bir açılmamız var ise saçkıran (alopesi areata) olarak bilinir. Özellikle saçta, bazen de sakalda, aniden ortaya çıkan yuvarlak keskin sınırlı lezyonlardır. Genellikle ani bir stres sonrası ortaya çıkar. Bazen hormonal bozukluklar da bu duruma neden olabilmektedir.

Anajen: Özellikle kemoterapi alanlarında görülen ani saç kaybıdır. Kemoterapi tedavisi bittikten sonra saçlar tekrar geri gelmektedir.

Erkek tipi saç dökülmesi (Androgenetik alopesi): Özellikle erkeklerde gördüğümüz ancak yakın zamanlarda kadınlarda da görülen, genetik olarak ortaya çıkan dökülmedir. Saçların ön kısmından arkaya doğru başlamaktadır. 20’li yaşlardan sonra giderek artmaktadır. Genelde ailede bu tarz bir dökülme mevcuttur. Kadınlarda özellikle adet düzensizliği eşlik ediyorsa mutlaka polikistik over sendromu açısından değerlendirilmelidir. Son dönemlerde insülin direnci giderek artmaktadır. Yine insülin direnci de erkek tipi dökülmeyi artırabilmektedir. Saçımızda dökülme fark ettiğimizde öncelikle bir cildiye hekimine başvurmak ve muayene olmak gerekir. Erken dönemde başlanan tedavilerde başarı şansı yüksektir.

Beslenmenin saç dökülmesine etkisi var mı?

Saç dökülmesinde beslenme önemli bir yer tutmaktadır. Beslenmede et, tavuk, balık, sebze-yeşillik, avokado, zeytinyağı, somon, elma, portakal, ceviz, nohut ve mercimek gibi bakliyatlar mutlaka olmalıdır. Özellikle insülin direncini artıran beyaz un, şeker gibi yiyeceklerden, fastfood gıdalardan uzak durulmalı. Yine asitli gıdalardan, şeker içeriği yüksek içecek ve yiyecekler mümkün olduğu kadar tüketilmemeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır.

Gerek estetik gerekse sağlık, hayatımızı daha mutlu kılacak her şeyin, beslenme-yaşam aktivitemizdeki hareket ve dinginlik dengesine bağlı olduğunu unutmadan yaşamaya dikkat edelim. Bu güzel söyleşi için teşekkürler.

SAÇIMIZ DÖKÜLMESİN…

‘En az iki günde bir yıkanmalı’

Kullandığımız şampuan, boya ve kimyasallar ile düzleştirme gibi işlemler saçımızı döker mi?

Mümkün olduğunca saç yapınıza uygun olan, sülfatsız, parabensiz ve katkısız şampuanlar tercih edilmeli. Saç dökülmesine eşlik eden bir saç derisi problemi varsa buna göre şampuan kullanılmalı. Boya seçerken organik olanlar tercih edilmeli. Düzleştirme ve fön işlemleri saçımızda hem dökülme hem de kırılmalara neden olmaktadır. Bu işlemleri sık kullanmayınız. Ayrıca saçın her gün yıkanması uygun değildir. En az iki günde bir yıkanmalıdır.

Saç dökülmesi tedavisinde nasıl bir yol izlemeliyiz?

Saç dökülmesinde öncelikle altta yatan bir hastalık, vitamin eksikliği ya da hormon bozukluğu varsa bu tedavi edilmelidir. Tedavide saçı besleyen ve güçlenmesini sağlayan, saçımızın yapısına uygun şampuanlar, dökülme tipine göre destek sprey-losyonlar ve gerekirse saç için özel üretilen vitaminlere başlanır.

Saç dökülmesinde kolajen kullanımı yaygınlaşıyor, gerçekten etkili bir yöntem mi?

Son dönemde saç dökülmesi tedavisinde kolajen kullanılmaktadır. Özellikle çinko, biyotin gibi ek içeriğe sahip kolajenler tercih edilmelidir. Balık ya da sığır kolajeni kullanılabilir. Vücutta emilimini artırabilmek için, hidrolize peptid formunda olduğuna dikkat etmeliyiz. Bu takviyeler en az 2.5 gr kolajen içermelidir. Kolajenlerin üç ayrı formu mevcuttur; tablet, sıvı ve toz, tercih ederken yaşımıza göre kullanmalıyız. Etki görebilmek için kesintisiz 12 hafta kür halinde devam etmeliyiz. İçtiğimiz kolajen saç dökülmesini azaltacağı gibi, cildimize de destek olacaktır. Saç dökülmesi erken dönemde ve uygun bir şekilde tedavi edilirse durdurulabilir. Düzenli yaşam, sağlıklı beslenme, destek tedavilerle daha sağlıklı ve canlı saçlara kavuşmak mümkün olabilir.