VİTAMİN TAKVİYESİ ALMAZSAM NE YAPARIM?

Bugünlerde herkeste bir vitamin takviyesi çılgınlığı var; her soruna hazır bir iksir bulma gayretimiz bu durumu körüklüyor. Alacağımız tek bir vitamin veya besin takviyesinin, tüm kötü beslenme alışkanlıklarımızı, boş verdiğimiz sporu, uyumadığımız uykuyu telafi edeceğini düşünüyoruz. Gerçekten böyle sihirli bir reçete olabilir mi? Vitamin takviyeleri alarak sağlıklı ve uzun yaşayabilir miyiz?

Vitamin kelimesi, Latince ‘vita’ kökünden doğmuştur ve yaşam anlamına gelmektedir. Adlarıyla müsemma, vücuttaki yaşamsal olayları düzenler. Bu sebeple, vitaminleri göz ardı ederek sağlıklı bir yaşamdan söz etmek imkansızdır. Normal şartlarda, vücudumuzun ihtiyacı olan vitaminleri, gıdalar aracılığıyla alırız. Ancak besin değerlerindeki yetersizlik, yanlış beslenme alışkanlıklarımız ve her gün medyada gördüğümüz ‘pazarlama karakterleri’, bizleri bu vitaminleri ilaç yoluyla almaya teşvik ediyor.

Doktorunuza danışın

Vitamin takviyesini ilaçlarla almaktansa tükettiğimiz gıdalardan almak çok daha doğru bir yol çünkü vücutta yeteri kadar emilmesi için diğer bileşiklerle etkileşime girmesi gerekiyor. Ayrıca ilaç takviyelerinin biyoyararlanımının ne olduğunu, yani bağırsaklardan hücrelere ne miktarda geçtiğini bilmiyoruz. Kan testlerinde yüksek değerlerde karşımıza çıkan bu tarz takviye vitaminleri, moralimizi düzeltse de hücrelere geçip geçmediğini ve hücre tarafından kullanılabildiğini de bilmiyoruz. Özetle, tüm tedbir ve önlem türlerinde olduğu gibi bu eksikliğimizi giderirken de odağımız, kolayımıza gelen değil, olması gereken olmalı.

Sebze-meyveler, sadece vitamin kaynağı değil, en az onlar kadar yararlı olan lif, antioksidan ve mineraller içerirler. Diyetteki lif, sağlıklı bir sindirim sistemi için gereklidir ve bağırsak kanseri riskini azaltır. Antioksidanlar ise, serbest radikallerin vücuttaki etkisine karşı koruyucudur. Yapılan çalışmalarda, ekilen ürünleri; sebze-meyve ve tahılları tüketenlerin daha az kansere yakalandığı belirtilmektedir. Ama bu ürünlerin hangi özelliklerinin kanser olmayı engellediği henüz bilinmemekte... Şu an için ilaçlar yoluyla alınan vitamin takviyelerinin kanser riskini azaltmak bir yana daha çok  artırdığına dair veriler bulunmaktadır. Sayıları giderek artan çalışmalar, vitamin takviyelerinin, bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklardan ölüme varan geniş bir risk yelpazesine sahip olduğunu göstermiştir.

1930’lu yıllarda, riket ve skorbüt gibi hastalıkların D ve E vitamin eksikliğine bağlanıp takviye verilmesiyle başlayan alışkanlık, günümüzde çok farklı seyrediyor. Ekonomik gücü yüksek, özel sağlık sigortalı bir kesim bu ilaçları yaşlanmamak, daha sağlıklı olabilmek amacıyla sıklıkla ve fevri biçimde kullanıyor. Takviye olarak alınan vitaminlerin, doğal yolla alınanlarla aynı etkiyi yarattığına dair herhangi bir çalışma bulunmamaktadır ve hali hazırda bu uyarılarımın tümü keyfi kullanımlar  içindir. Çünkü mutlaka vitamin takviyesi almasını önerdiğimiz gruplar vardır ve üzerine basarak söylemeye çalıştığım konu da zaten budur: Lütfen doktorunuza danışmadan tedavi yöntemi belirlemeyin.

Keyfi kullanımlara dikkat!

Vitamin B12, emilim bozukluğu olan hastalar,

Hamileler,

0-12 yaş grubu çocuklar

Bu gruplar dışında keyfi kullanımlar, bulantı, kusma yapabilir, karaciğer fonksiyonlarınızı bozabilir, kanamaya eğiliminizi artırabilir, özellikle sigara bağımlılarında kanser riskini artırabilir. Bunların hiçbiri olmadan, vücudunuzdaki hücrelere hiç uğramadan atılmaları ve sadece biraz masraflı tuvalete çıkmış olma ihtimali de yüksektir.

Lütfen tüm diğer ilaçlar ve yöntemler gibi; vitamin takviyesine de bir doktorla birlikte, kan ve diğer testlerin eşliğinde karar verin. Doktorunuz testlere bağlı olmadan direkt önerdiğinde, gerekliliğini ve biyoyararlanımını sorgulayın. Vücudunuz, telafisi ve yedeği olmayan çok değerli bir armağan. Onunla ilgili her şeyi sorgulamaktan çekinmeyin. Sağlıkla ve bilimin ışığında kalın.

Daha fazla ve detaylı bilgiyi ‘50 SORUDA KANSER’ kitabında bulabilirsiniz.www.berrinpehlivan.com