Bu haftaki meselemiz hayatımıza çoktandır girmiş olsa da, hak ettiği değeri ve özeni pek görmediğini düşündüğüm iki terim: Wellness ve wellbeing. Bunlardan ilki biraz daha fiziksel görünümle ilgili bir dikkate ve özene odaklansa da ikincisi olan wellbeing yani ‘iyi hissetme’ olarak çevirebileceğimiz terim aslında herkesi ilgilendiriyor. Çünkü wellbeing kişinin kendisini iyi hissetmesi, bedensel, ruhsal ve zihinsel olarak tam bir iyilik halini ifade ediyor. Yani hepimizin peşinde olduğu bir yaşam biçimini özetliyor.
Bu özeti sizin için biraz açayım isterseniz; wellbeing, sağlıklı yaşamayı seçmeyi ve bunun için de bilinçli, istekli ve kararlı olmanızı salık veriyor. ‘Tedavi etmeye alışmış’ sağlık sistemine karşı, hasta olmamayı tercih eden günümüz insanının sloganı haline geliyor. Malumunuz, hasta olmamak, uzun yaşamak, iyi, kaliteli ve dinç kalmak da emek, zaman, disiplin ve rasyonel seçimler gerektiriyor.
Pandemi öncesi sağlıklı yaşama arzusu bir tür moda gibiyken, pandemi ile zorunluluk haline geldi. Bu durum umarım yıllar sonra pandemiden bize kalan bir değişim olarak devam eder. Artık hastalıkların pek azının kalıtsal olduğunu, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın sebebinin seçimlerimiz olduğunu biliyoruz. Yine bildiğimiz bir gerçek, sağlığımızı dedikodulara göre değil, farklılıklarımıza göre davranarak yoluna koyabileceğimiz. Hayat tarzımızı, stilimizi, yediklerimizi, içtiklerimizi ve deneyimlediğimiz her şeyi şuna buna değil de gene göre seçmemiz gerektiği. Yani hepimize iyi gelecek bir ilaç, bir tedavi, bir yaklaşım yok! Wellbeing dediğimiz ‘iyi hissetme’ durumunun bir şartı var; hepiniz diye bir kolaycılık yok, her biriniz diye bir çözüm var. Bu çözüm için de yapmamız gerekenler çok zor değil.
En basiti, algımızı komşumuzdan, falanca hanımdan, filanca hastadan ayırıp kendimize çevirmek. Vücudumuzun, beynimizin, bünyemizin sevmediğini zorla içeri almamak. Bunun bir adım ötesine gidebilecek maddi-manevi gücümüz varsa genetik testlere başvurmak ve kendimizi, hücrelerimizi biraz daha iyi ve net tanımak. Yani 21’inci yüzyıl bilim ve teknolojisinde ‘iyi hissetme’ avantajını genetiğimize göre sağlamak.

Wellness, Wellbeing, velhasıl

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genetik testler ile ne yapıyoruz?

Öncelikle genel sağlık durumunuzu; kilonuzu, detoks kapasitenizi, kalp damar, kemik sağlığınızı, fiziksel ve ruhsal zindeliğinizi analizlerle ayrı ayrı belirliyor, bir sağlık haritası gibi masaya açıyoruz. Ardından yaşam şekliniz ve genetik geçmişiniz ile genel durumunuzun analizini yapıyoruz. Tüm bu bilgiler, hayat tarzınızın ve beslenmenizin ne şekilde devam etmesi gerektiğini gözlerimizin önüne seriyor.
Kalıtımsal durumunuzu yani ailenizden size aktarılan genleri değiştiremiyoruz ama seçimlerinizle zaten mutasyona uğrayan ve hastalıkları yaratan genlerinize en uygun yaşam şeklini yaratabiliyoruz. Genetik testler ışığında belirlediğimiz ideal gereksinimleriniz ile genlerinizin optimal aktivasyonunu sağlayabiliyoruz.
Hayat kalitemizi, sağlığımızı, yaşlanma sürecimizi belirleyen zaman içerisinde genlerimize nasıl davrandığımızdır. Vücudumuza aldığımız besinlere veya karşılaştığımız kimyasallara nasıl tepki vereceğimizi genlerimiz belirler.
Hücrelerimizde milyonlarca enzimatik reaksiyon olmaktadır ancak bu hepimizde aynı işlemiyor. Nasıl işlediğini veya bazı mekanizmaların işlemediğini önceden belirlemek sizin yaşam biçiminizi en doğru şekilde seçmenizi sağlayacaktır. Neyi yiyip neyi yememeniz gerektiğini, aldığınız ilaçlardan ne kadar faydalanacağınızı ve daha bir sürü detayı bırakın genleriniz söylesin! Çünkü onlar, sosyal medyada ve ekranlarda her gün neler yapmanızı ve ne tüketmeniz gerektiğini söyleyen üçüncü şahıslardan daha bilgili ve daha çok ‘olayın içinde’.
Genetik testlerin nerede nasıl yapıldığı ve yorumlayan kişilerin bilimsel ehliyeti ve geçmişi de dikkat edilmesi gereken bir diğer konu. Biz halihazırda genetik biliminden fazlasıyla yararlanmaya başladık. Genetik hakkında bildiklerimizin tüm testleri ve yorumcuları standardize etmesini sağlayacak kadar da gelişmediğini, bu yüzden de güvenilir laboratuvarlara ve analiz okuyucularına ihtiyacınız olduğunu özellikle eklemem gerek.
Unutmayın yönetim sanatı, yönettiğiniz kütleyi tüm nüveleriyle dinlemeyi ve dikkate almayı gerektirir. Sağlığınız ve bedeniniz kusursuz yönetiminize ihtiyaç duyan en hayati varlığınızdır. Tüm zerreleriyle dinlemeli, durumu berrak bir zihinle anlamalı, çözümü profesyonellere paylaştırmalı ve keyfinize bakmalısınız. Bilgiye, sağduyuya maskeye ve mesafeye lütfen devam ama genlerinize mesafe koymadan...