Duygusal sahneleriyle etkilemek... Bütün dizilerin, filmlerin ve şarkıların hayalidir. Bir sahne, bölüm ve şarkı sayısız görüntü ve notaların içinden çıkar ve alıp götürür. Çok nadir ve çok kıymetlidir aslında ağlatmak. Ağlamanın ne olduğunu çok iyi bilen çok derinden yaşayan bir ülkeyiz aslında.
Sevinçlerin ama çokça acıların gözyaşlarıdır. Çok konuştum, nereye geleceğim? ‘Hekimoğlu’nun son bölümüne... Küçük kanserli kız Elif (Gökçen Bilge Çiftçi) ile Hekimoğlu arasındaki konuşmalar, çok riskli bir ameliyatın öncesinde. “Ölmek isteyip istemediğimi mi soruyorsunuz?” diyor Elif. “Kimse ölmek istemez. Mühim olan nasıl öleceğin. Ne kadar acı çekeceğin?” diyor Hekimoğlu ve soruyor, “Bitsin ister misin bütün bunlar?” Yanıt: “Ben sırf yoruldum diye annemi terk edemem.” Sözcükler ne kadar özenle seçilse de inandırmıyorsa olmaz o gözyaşı akmaz. Ben sonradan izledim bu bölümü. Sabahın altısıydı. Ve farkında olmadan gözyaşlarının yanağımdan yolunu bulup, soğuk soğuk aktığını hissettim.

AĞLATAN SAHNE ÜZERİNE...

İki saat müzikli dizi

Bizim diziler uzun. Ve müzikleri neredeyse her kareye girer. Bu şekilde izleyicinin olan ilgisinin daha da artacağı zannedilir. Hani bir yerde ‘şimdi sevineceksin’, ‘şimdi üzüleceksin’ , ‘birazdan gerileceksin ona göre’ gibi bilinçaltı operasyonlar için de kullanılır müzik. Böyle olunca ortaya ‘kimliksiz melodiler’den oluşan bir müzik deposu çıkar. Ama bazı yapımlar kendi özellikleri buna isyan eder. “Bir rahat bırak beni kendi sahnemi oynayayım” diye debelenir.
‘Masumlar Apartmanı’ onlardan biri. Jenerik dahil iki saat 40 dakika. Ve müzik bu zaman içinde susmadı. Dizinin bir gidişatı, hikayesi var. Müziğin öyle bir derdi yok. Her sahneye bir ‘motif bulalım’ bölük pörçük bir hal. Bunda müziği yapan arkadaşlarımızın bir payı olduğunu zannetmiyorum. “Böyle olacak” diyorlar öyle yapılıyor. Ama lütfen yönetmen ve ekip bir oturup son bölümü izlesinler.
Kaç tema var müzik olarak dizinin kişiliğini ortaya koyan? Hiç olmazsa müzikleri azaltın, diyaloglar nefes alsın.