‘HEKİMOĞLU’NDA GÖNÜL DURUMLARI

18 Eylül 2020

Ev ahalisinin hani bir severek izledikleri, bir de ‘arada baktıkları’ diziler var. Ama hemen söyleyeyim şöyle sarsacak yeni sezon işi yok gibi. ‘Kırmızı Oda’, ilk bölüm sarstı. İkinci bölüm, “Bulduk Meliha’nın hikayesini iş yaptı” diyerek fena halde sarıldılar hissine kapıldık. Tamam, muhteşem bir bölümdü Evrim Alasya ile Binnur Kaya arasında geçen. Kıvamında mı bırakmak gerekirdi? ‘Hekimoğlu’na gelirsek, eşi Selin’i yeni sezonda bizlere tanıttı. Hekimoğlu’nun karşılaşması izleyicinin “Acaba eşi nasıl?” sorusuna cevap niteliğinde...
Timuçin Esen, Ebru Özkan ve Okan Yalabık üçlüsünü izlemek gerçekten keyif veriyor. Kaan Yıldırım, Damla Colbay ve Aytaç Şaşmaz’la ilgili bazı eleştiriler geliyor “Yeterli değiller” diye. Katılmıyorum. Ekibin içindeki ‘görülmezse, boşluk olacak üçlü’sü onlar. Hekimoğlu ile Zeynep arasındaki medcezir ilgi görüyor. Yine Belçim Bilgin’le ilgili, “Başkası olsaydı” eleştirileri gördüm. Valla bizlerle olduğu ilk bölüm kıvamındaydı.
Eşini merak ediyordu izleyici, eh öyle hemen gitmek yok, bir süre bizlerle olacak.

Metin Kurt’a gönderme

Galatasaray, Metin Oktay’la anılır. Bir başka unutulmaz Metin daha vardır bizde; Metin Kurt... ‘Hekimoğlu’ dizisinde Selin’in eşi Metin Kurt... Sordum, “Tesadüf mü?” diye. “Yok, bir hatırlatma, bir saygı” dediler.

Dizi müzikleri; her yer keman

Yeni sezon işlerin müziklerine baktığımızda şöyle bir tablo var; maşallah hepsinde ‘Paul Mauriat Orkestrası’... Senfoni orkestra ‘plugin’leri iş başında.

Yazının devamı...

‘İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE’...

16 Eylül 2020

Elçin Sangu, hayranı bol bir oyuncu. Hani tek başına götürüyor diyelim. Şampuanla çıksa, reyting yapar durumu. Peki bu dizi olunca ne oluyor? Başka unsurlara da ihtiyaç var. Senaryo, oyunculuk vs... ‘İyi Günde Kötü Günde’ için hallice bir romantik-komedi diyelim. ‘Benzer’ tonda yapımların olduğu bir günde. Mesela ‘Zümrüdüanka’, total izleyicide 5’inci, AB grubunda ilk 10 içinde yok. Yani ilk intiba, biraz ‘Yeşilçam dram’la başlayıp, sonra neşeli romantik- komediye dönüp, sonra tekrar ‘Yeşilçam drama’ bağlayacak ve ikisi arasında gidip gelecek bir proje...
Şahsen ömrü uzun olmayacak diyorum.

DİZİ NASIL?

“Dizimiz nasıl?” sorusu için bir sahne dikkatimi çekti. Öner Hoca (Cezmi Baskın) öğrencilerle bahçede; “Çocuklar, bu topraklar binlerce yıldır savaşlara, kaoslara, medeniyetlere tanıklık etmiş... Bunun sebebi de bu bölgede dünyanın en büyük manyetik alanının bulunması. Hamile kadın ölümlerini bu perspektiften görmek lazım...”
‘Atiye’ de işte bu sarmalın içindeki çözümdür. Fazla da ayrıntıya gerek yok, hoca durumu ortaya koydu. Şaman kültürü, Anadolu’daki şifacılar, Şahmeran hikayesi, Sirius Yıldızı, bunlar bizim ‘bilim kurgu’ sahnesine sunacağımız zenginlikler. Bu dizi, “Ben ilk oldum, hepsini de verdim” diyerek bir paket sunuyor. Derinlik yok. Oyunculuk, onu oyunculara sormak lazım “Siz nasıl buluyorsunuz?” Mehmet şefin dediği gibi, “Yemekte tuz var mı?” Tüm bunlara karşın Beren Saat merakı, diziyi hâlâ izlenen ve alaka görenler arasında göstermeye yetiyor. “Bakalım ne olacak?” dedirtmeye devam ediyor. Siz hani bu kadar zengin bir Anadolu’dan daha görkemli bir iş bekliyorsunuz sorun bu. Keşfedilmeye bekleyen 1 milyon höyük var Anadolu’da, öyle dipsiz bir kuyu.

HEYECAN YOK!

‘Yasak Elma’nın kendine has bir üslubu vardı; bir yanda ‘telenovela’nın tüm kuralları işliyordu öte yandan, bu kurallarla dalga geçen bir hali vardı. Diziyi özel kılan da bu yakalanan ayrıntıydı. Yeni sezona “Nerede kalmıştık?” diyerek başladılar. Bu ‘Nerede kalmıştık’ ile ‘Biz aslında sıkıldık’ sanki birbirinin içine girmiş gibi... Belki de dizinin zamanı doldu ya da şöyle bir hamle edip silkinecekler. Önümüzdeki bölümler gösterir.

Yazının devamı...

EZİLENLERİ KURTARMAK

15 Eylül 2020

Sadece bir sahnesi ‘Arıza’nın mesajının özeti gibiydi... ‘Ohh, içimin yağları eridi ne dövdü adamı’ sahnesi. Burak, (Olgun Toker) mafya ortamının psikopat karakteri. Babasının can dostu Haşmet’in (Ahmet Mümtaz Taylan) kızı Halide’ye aşık. Kahramanımız Ali Rıza, bir taksi şoförü. Otomobiline binen kızımız Halide’yi “Bir konuşalım” diyerek zorla arabadan indiriyor ve darp ediyor. Şoförümüz dışarı çıkıyor korumalar ve kendisi dahil, tümünü bir güzel dövüyor. Ali Rıza, komando olarak askerlik yapmış, üzerine bir de Genelkurmay’dan madalya almış biri. Zenginler güçlüler ve de kötü yoldan para kazananlara karşı bizim adımıza ‘halk kahramanı olarak’ duruyor Ali Rıza. Severiz böyle hikayeleri. Sonuçta hayatın içinde yok mu bunlar? Haberlerde okumuyor muyuz? Ekip, Tolga Sarıtaş, Ahmet Mümtaz Taylan, Olgun Toker, Levent Can, Cavit Çetin Güner ve Ayça Ayşin Turan’la iyi bir ‘başrol ekibi’ kurmuş. Ekip için AB de izleyebilir bir süre.

HAKEMLER MAÇLARA YETİŞECEK Mİ?

Maç yayınları başladı. beIN SPORTS’un hakem yorumcusu Deniz Çoban ilginç bir tablo çizdi. “Bu kadar çok maça hakem yeterli mi?” Sorusuna cevap aradı. “Her hafta 35 hakem lazım, bu çok zor” dediği, icabında üç yolculuk yapmak zorunda kalacağı haftalardan söz etti. Bir de salgın durumu var. “Bu hafta üç hakemin testleri pozitif çıktı, birinci lig hakemleri açıklanamadı mesela” dedi. Hakem kararları bir yana, hakemlerin maçlara yetişmesi, buna hazırlıklı olması psikolojik olarak çok zor olacak. Bu da tabii performansı etkileyecek anladığımız.

Sahalar muhteşem!

Sezon açıldı böyle sahalar taze olsun filan ister insan izlerken... Antalya, Kayseri hatta Trabzon’da zeminler iç açıcı değil. Yeni stadlar bunlar. Madem futbolun büyük oranda geliri yayınlar, izleyiciye güzel çim sahalarda maç izlettirmek işin kurallarından biri.

Yazının devamı...

MAÇLAR AÇIK KANALDA OLSUN

14 Eylül 2020

Erman Hoca sezonu açtı. ‘Bakalım ne diyor?’ diye seyrettik. Galatasaray-Gaziantep maçını anladığımız dışarıda izlemiş. “16 yere telefon ettim 15’incide yer buldum. Yoksa buraya gelip ‘Kusura bakmayın maçı izleyemedim’ diyecektim” dedi. Telefon açtıklarının dertlerini de paylaştı. “Dijital kutulara inananılmaz zam var. Mesela Şişli’deki cihazla Kasımpaşa’daki cihaz farklı fiyatlarda.” Yani fiyat değişiyor. Semte göre çay parası da değişiyor!

‘Gittiğim yerde mesafe yoktu’

Aradığı mekanlardan gelen şikayetlerden biri de kapasiteyle ilgili... “Benim sandalye 100 kişilik. Sağlık Bakanlığı ‘40 kişi oturacaksın’ diyor. Aldığım para gidiyor. Yarın kapalı yerler yasaklanırsa paramı geri alamayacağım, niye cihaz alayım’ diyorlar’’ dedi Erman Hoca... “Dün gittiğim yerde mesafe yoktu sandalyeler arasında” diye durumu ortaya koydu.

İnsan sağlığı için önemli...

“Bu maçları açık kanalda vermeye mecbursunuz insan sağlığı için” dedi, çözümü böyleydi... Mesela iki hafta sonra Galatasaray-Fenerbahçe maçı var. Öte yandan hasta sayısı giderek artıyor ve artık iktidar-muhalefet hemfikir salgın tehlikeli boyutlarda. Mekanlar için en bereketli gün derbi günü. Ne olacak alt alta üst üste? Ha bir de 100 küsur bu maçları izlemek için para verenler var.

UZAKTAN EĞİTİM VE TV

Uzaktan eğitim, bazı okullar açılsa da devam edecek ve ediyor. Daha çok özel okullar bu konuda etkin bir servis veriyor. Devlet okulları “TRT’den izleyin” diyor. Ortaya iki sorun çıkıyor; internet ve televizyonu olmayan evler. Buna bir de ilave bilgisayar satın alma mecburiyeti. Fox haberlerde gördüm, Ankara Sincan’da bir araştırma yapılmış ve bin 61 evde televizyon olmadığı saptanmış. Milli Eğitim Bakanı da açıklamıştı “1.5 milyon öğrencinin erişiminde sorun var” diye. Sendikaların verilerinde bu sayı 6 milyonu buluyor. İnternet ayrı bir dert. Olmayanı var, olanın da çekmeyeni var. Yani uzaktan eğitim altyapısı tam olmadan sen istediğin kadar EBA TV’yi aç, çözüm değil. Bir de tabii mesela televizyon salondaysa, kadın programları iptal, çünkü çocuk ders dinleyecek ve izleyecek!

Yazının devamı...

‘HEKİMOĞLU’ VE ‘BİR DERDİM VAR’

11 Eylül 2020

Mor ve Ötesi’nin her dinlediğimde hani böyle içine saplanan şarkısıdır. Grup, gitar riff’leri ve özenle seçilmiş tonlarıyla oya gibi işler şarkıyı... ‘Hekimoğlu’nun geçmişiyle hesabı ve aslında sakat ayağın esrarı da aralandı ‘Mor ve Ötesi’ şarkısında... Eski eş Selin’in gelişi duygusal rüzgarlarda gezintiye çıkacağımızın mesajını verdi. Su gibi akıyor oyuncular. Belçim Bilgin kendine verilen görevi yerine getiriyor ilk bölümde...

Dizilerin fazla müzikleri

Diyeceğim bazı yapımlar lastik gibi uzar, bazıları özenlidir ve kırılır. ‘Hekimoğlu’, bu ikinci kategoriye giriyor. Bu kadar uzun, dolu diyaloglar ve çok şey anlatan sözcüklere fazla yük bindiriyor. Ha bir de şu müzik işi. Yeni sezonda dikkatimi çekti ‘Çukur’ da aynı durumda. Sahneleri götüren oyuncuların ağırlıklarını hissettirdikleri özel dizilerin, her tarafını müziğe boğmaya hiç gerek yoktur. Ufak dokunuşlarla yardım etmek yeter. ‘Hekimoğlu’ da böyle bir yapım. Çok güzel temalar bulunmuş zaten. Yeri geldiğinde bize hatırlatıyor. Fakat her kareye bir müzik, oyunculara, diyaloglara ve oynanan sahneye yazık ediyor.

MAÇ YAYINLARI NE OLACAK?

Bugün beIN Sports Süper Lig yayınları başlıyor. Çaykur Rizespor-Fenerbahçe açılışı yapıyor. Yayın hizmetininin büyük bölümünü veren Saran Holding ile Digitürk arasında ipler koptu. Saran Group, bir basın bildirisiyle ilişkisini kestiğini duyurmuştu. “Geçmişe dönük yükümlülüklerin yerine getirilmediği ve geleceğe yönelik olumlu adımlar atılmaması nedeniyle
S Sport kanalının platformdaki yayınlarını durduk” açıklamasını yapmışlardı. Altından yayın hizmetlerini bu kuruluşun verdiği, sorunun da buradan kaynaklandığı ortaya çıktı. Peki şimdi ne olacak? Gelen bilgilerde, bu sezon yayını İspanyol şirketi MediaPro Turkey gerçekleştirecek. beIN’in İspanya’daki işlerini onlar yapıyor.

Soru işareti, bu kadar yüklü bir maç yayın programını kaldıracak yeterli araç ve ekipman kuruluşta mevcut mu? Yayın kalitesinin yanı sıra başka sürprizlerle karşılaşma durumu olabilir mi? Biz yine de -şahsen ben- ödediğimiz abonelik ücretinin karşılığı keyifli yayın izleme umudumuzu yitirmek istemiyoruz!

 

Yazının devamı...

HABERDE YENİ YÜZLER

10 Eylül 2020

Ana haber bültenleri, yeni yüzleriyle tanıştı. TRT 1’de Ersoy Dede başladı. FOX Ana Haber’de Selçuk Tepeli... Fatih Portakal’dan sonra başlamak kolay iş değil. Ev ahalisi, Tepeli’nin “Niye beni seçtiler çünkü evim kanala yakın’” esprisiyle “Geçişi zekice yaptı” diye yorumladı. Edindiğim izlenimde “Ben farklı bir şey yapmalıyım ama nasıl?” telaşı da yok değildi. Dede, özel televizyon geçmişi ve de hayli polemik tecrübesi olan bir isim. TRT’nin haber akışına bir sunum zenginliği de getirir. Daha ‘sansasyonel haberler’le kabuk değişimi olabilir. Ama klasik TRT haber izleyenini tatmin eder mi, bilemem.

Güven veriyor...

Deniz Bayramoğlu başladı dikkat ettim, mutlaka her gün bakıyor Kanal D Ana Haber’e ev ahalisi. “Güven veriyor” özetle söyledikleri... Kanımca son zamanlarda Kanal D Ana Haber’e ilgi artmıştır diyebiliriz. Psikolojik olarak izleyici soru soran, gündelik yaşamındaki sorunlarına değinen haberlere ilgi gösterir. Sunum bir yerde ‘meddahlık’tır. Bir vücut dili olayı vardır. Haberi anlatmak, cümleleri seçmek, ses tonu, iyi Türkçe, geniş bilgi birikimi bunlar önemlidir ve yetenek ister. Genel olarak bir değerlendirmedir belirteyim.  

PROFESYONELLERİN YARIŞMASI MI?

Son bölümde Berker ile Esra’nın arasında geçen bir konuşma, sorunu gün yüzüne çıkardı. Eleme turun sırasında geçti. Esra, “Siz profesyonel mutfakta çalışan insanlar” diye bir cümle kurdu. Berker, “O zaman buraya gelmeseydin. Sen sürekli bunu söyleyeceksen bu platforma gelmeseydin” dedi. Sonra Esra’nın başarılı olduğunu filan söylüyor elbette. ‘Masterchef Türkiye, profesyonellerin yarışması oluyor. Yabancı formatta ise ‘amatör’lerin... Ama çok iyi yemek yapan amatörlerin. Amaç, bu yarışmadan sıfırdan bir ‘usta’ yetiştirmek. Bizde okulunu okumuş, otel lokanta vs. çalışanların bir araya geldiği yarışma oluyor. Bu vesileyle tekrar gündeme geldi bu durum.

 

Yazının devamı...

‘KIZIMI HAMİLE BIRAKTI’ HİKAYESİ

9 Eylül 2020

'Maria ile Mustafa’da Gonca (Tuğba Tutuğ) ile Mustafa (Hilmi Cem İntepe) arasındaki diyaloga ev ahalisi “Yine bildik bizim dizi işleri” dedi. Nedir? Kadının hamile bırakılması! Mustafa geçmişe gidiyor. Babası Kudret (Tamer Levent) ile Gonca’nın babası Haşmet Yalçınoğulları Haldun Boysan) iki aile arasında sulh olsun diye bir evlilik yapılmasına karar vermişler. Mustafa’nın abisi Halil’le Kudret’in kızı Gonca sözlenmişler. Mustafa’nın ablası Nadire’nin (Ezgi Çelik) eşi Halit’i, Yalçınoğulları’nın oğlu Nihat öldürüyor istemeden.

Geçmişten bir diyalog geliyor ekrana. “Başın sağ olsun Kudret” diyor Haşmet. Kudret, “Gonca nasıl?” diye soruyor. “Gonca iyi, bebek de iyi. Biz aile arasında sulh olsun diye bir evlilik inşa etmek istedik. Evlenene kadar bekleyememiş oğlun, kızımı hamile bırakmış.”  Ve Mustafa Gonca ile ‘mecburen ailenin şerefini temizlemek’ için evlenmişler. Senaryo Maria (Jessica May) ile yaşanacak aşk öncesi ‘erkek tarafına’ bu ilişkiye ‘icazet’ verecek ortamı sağlıyor. “Naapsın adam, aile şerefi için katlanıyor. Ee genç sevmeye de hakkı var.” Öte yandan Gonca’nın “Ne yaparsan yap, senden vazgeçmeyeceğim, üstüne sinen başka kadınların kokusu seni benden vazgeçiremez” sözleri. Yapımların kadın karakterlere verdiği rol. Dizilerin ve de gerçek hayatların ‘tüm olanlardan habersiz’ tek karakteri oluyor, çocuklar. Dizimizde de Melek (İpek Yiğit) aynı durumda.

Total izler

Hikaye kendini merak ettiriyor. ‘Telenovela’ kurallarını yerine getiriyor dizi... Total izleyicide karşılığını alır. 

İzlerken duygular

Bu dizinin çekimleri sırasında hayatını kaybetti Haldun Boysan. Sahneleri geldiğinde sanki yaşıyormuş gibi, sanki oradaymış gibi hissediyor insan. Nur içinde yatsın.

Haşmet devam edecek mi?

Rahmetli Haldun Boysan’la ilgili üç bölümün çekildiğini öğrendim. NTC Medya ile görüştüm, “Karakteri devam ettirmeyi planlıyoruz” dediler.

Yazının devamı...