'Şarkı yazmak benim ağlama duvarım'

9 Ocak 2022

Sena Şener’le konuştuk bu hafta. Sesinin pek çok isme benzetilmesini sordum. “Bu kadar farklı ve alakasız vokale aynı anda benzeyen birinin var olması, mümkün değil. Durum buysa belki de, benzeyen kişinin, gerçekten kendine has bir yorumu vardır. Bilmem anlatabildim mi?” dedi

Sena Şener... Dinlediğinizde mutlaka çekiyor sizi. Uçlarda bir ses. Bu haftayı kendisine ayırdık. Tam da yeni teklisi "Çok Geç Kaldın"ın çıktığı zaman diliminde. Havanın öyle kolay aydınlanmadığı tadında bir parça...

İlk soruyu tam da yukarıdaki yorumdan hareketle sordum. "Sesim filtresiz ve olduğu gibi. Yani bir yorum oturtmaya çalışmadım hiçbir zaman. Sesim en çok sahnede şekillendi. O yüzden birileri sesimi seviyorsa da sesimden hoşlanmıyorsa da bu duyguları, doğal bir bütüne karşı duyuyorlar. Kendini bir aralığa, bir tarza sığdırmaya çalışan, vokal değilim" diye başlıyor söze.

Sesini Norah Jones'a benzeten olmuş, “Björk” diyen olmuş, “CocoRosie” diyen de. Merak ediyorum Şener ne diyor bu ses benzeme işine. "Onur verici isimler kabul ediyorum" diyor ve ekliyor: "Bu kadar farklı ve alakasız vokale aynı anda benzeyen birinin var olması, mümkün değil. Durum buysa belki de, benzeyen kişinin, gerçekten kendine has bir yorumu vardır. Bilmem anlatabildim mi?" Kendi müzik hikâyesinin tarifini net veriyor bu arada: "Şarkıları ile kendini ifade ederken müziği araç olarak kullanan bir anlatıcıyım."

Karanlık, zamansız ve markasız

Sena Şener için "Ne yaşadı ki, bu sözleri yazdı?" diye bir yorum dikkatimi çekmişti. Ona bu yorumu hatırlatınca "Şarkılarım kişisel duygularımı barındırıyor. Önemli olan, bu duyguların ne kadar çok insan tarafından benimseniyor ve zaten biliniyor olması" diye anlatıyor Şener. Sonra bir ipucu daha veriyor sözlerle ilgili ve "Kederli ifadeler için var olan dağarcık, mutluluğu ifade ederken kullanılanlardan çok daha büyüktür” diyor. “Şarkı yazmak benim ağlama duvarım" yorumu ise koyduğu son nokta.

Ne kadar çok konser versen fark etmez, o hissi hep duyarsın: Heyecan. Konser mekânına gidiş öncesi başlayan, oraya varınca iyice tavan yapan bir his. Bu kadar sene geçti, ben hâlâ öyle hissediyorum. Evdekiler "Koptun gittin yine" derler. "Aynı duyguları paylaşıyorum" diyor Sena Şener ve nedenini çok net tarif ediyor: "Yalnız ve kendi küçük çemberi içinde yaşamayı tercih eden biri olarak, o kadar fazla insanın beni görmeyi bekliyor olması, olağanüstü ve alışamadığım bir duygu."

Yazının devamı...

NE DEDİYSEK...

4 Ocak 2022

Yılbaşında en çok izlenen program listesi yayınlandı. Biz de bir tahminde bulunmuştuk. ‘Şarkılar Bizi Söyler’ sürpriz yapar demiştik. Yıl içinde ilk 10’da oldu. Ama şöyle bir fırlayamadı program. Yılbaşı akşamı sezonun en iyi derecesini yaptı. AB izleyicisinde ikinci oldu mesela. Total’de  dördüncü. Yeni yıl bir ivme kazandırabilir programa. Yeniden keşfetme durumu.

Ata Demirer o kesimde yok

Bir diğer merakla beklenen de ‘Ata Demirer Gazinosu’ydu. Sosyal medyada çok konuşuldu. Ama reytingler öyle söylemedi. Total izleyicide ilk 10 içinde yoktu. Merakım acaba dijital platformlarda yer alan Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan açık kanalda olsaydı durum ne olurdu?

Mahsun bir durum

16 yıl sonra şarkı söylemek ve hem de Mahsun Kırmızıgül olarak, karşılığı böyle mi olmalıydı? Çok para harcanmış bir prodüksiyon. “Şatafatlı olsun” demişler biraz da öykünmeci bir kurgu yapmışlar (hem türkü, hem saz, hem piyano kuyruklu, senfoni orkestrası, hatta DJ). Yanlış zamanda yayınlandı diyebilir miyiz?

‘BÖRÜ 2039’ HALİ

Bizim ev ahalisi ‘Börü’ dizisini beğenerek izlemişti. Bu köşede epey bir yazı yazdım. Merakla Blu TV’deki ‘Börü 2039’un ilk bölümünü izlemeye başladık. Valla bir yarım saat sonunda, bırakmak zorunda kaldık. Bilim Kurgu ile aramız pek iyi değildir. Bir kenara bıraktık, gelecek zaman teknoloji gösterisi de açmadı. ‘Hollywood’ta alası var’ lafı vardır. Eh biraz o kategoriye girmiş. Şaşırdık tabii. Umarım ikinci bölüm amaçlanan ayakları yerer basar bir şekilde olur.

AMAN DİKKAT!

Yazının devamı...

Yeni albümler geliyor

2 Ocak 2022

Doğan Duru hem solo albümünün müjdesini verdi hem de Redd’in yeni çalışmasının...

Redd grubunun bas gitarcısı Doğan Duru kendi çalışmalarına devam ediyor. Duru, Instagram hesabından yeni albümünün haberini verdi. Öte yandan Redd ise konserlerine devam ediyor. Duru’yla hem albümünü hem de grubun yeni projelerini konuştuk. Önce albüm… Duru albümü “İlk solo albümüm ‘Epoch’da olduğu gibi, kendi solo kayıtlarımda söz, müzik, düzenleme ve miksler bana ait. İki şarkının davulları Berke Özgümüş tarafından çalındı. Albümün görsel dünyasını Mahir Uysal ile birlikte yürüttük, ayrıca Uysal, 'Off’un videosunun yönetmenliğini yaptı. İlk single olan 'Taraf’ın videosu ise çok sevgili Pınar Öğün’ün imzası taşıyor. Uzaklardan bana destek verdi” diye anlatıyor. Albümün ismi belli ama Duru sürprizi kaçırmak istemiyor: “Albüm mart ayının ilk günlerinde çıkmış olacak. Zaten beş şarkıyı önden yayınlamış olacağım. Söz konusu beşlinin son single'ı ise 'Öyleyse Ölürüm'. Ocak ayının son haftası tüm platformlarda yayınlanacak.”

Uyumlu kardeşler

Doğan Duru’nun şarkılarında Redd esintileri var. “Olur tabii, normal” diyor Duru. “Çünkü Redd’in sound’unda ve yaratım sürecinde katkım çok fazla, zaten neredeyse tüm şarkıların söz ve müzikleri bana ait” diyerek devam ediyor. Kendi çalışmalarındaki farklılığı ise şöyle tarif ediyor: “Kendi solo projelerimde çok daha özgür bir alan yaratmaya çalışıyorum yani bir konsept, sound veya müzikal bir noktada sıkışmışlık yok. Albüm çıktığında içinde çok fazla türü barındırdığını göreceksiniz.”

Redd’e gelirsek… Redd çok üretken bir grup. Bu üretkinlikte Doğan ve Güneş Duru'nun 'uyumlu kardeşler' olmasının rolü büyük. Berke Özgümüş de sound’a davul yorumunu yerleştirmiş ve kabul ettirmiş. “Redd 2022’de yeni albümünü yayınlayacak, stüdyoya girdik ve bazı kayıtlar yaptık” diyor Doğan Duru. 6 Ocak / Dorock XL Kadıköy / İstanbul

Bizde akbil değil Rockbil geçiyor

“Eğlenceli bir müzikal kabare yapıyoruz” cümlesi Retrobüs’ü özetliyor. Logoları bir ‘Vosvos minibüs’...

Yazının devamı...

Erken finaller; uyarlamalar tutmadı

30 Aralık 2021

‘Erken final’ yapan dizi sayısı fazla oldu bu yıl. ‘Tutmadı yayından kaldırıldı’nın daha kibarcısı oluyor. “Uyarlamalar kesin tutar” sanırım, bu yıl pek yerini bulmadı. ‘Yalancılar ve Mumları’ BBC yapımı ‘Mistress’ uyarlamasında Birce Akalay, Elçin Sangu, Şafak Pekdemir, Burçu Gölgedar uyuşamadı. Beşinci bölümde final yaptı. ‘Misafir’ çok izlenen Japon dizisi ‘Oassis’ uyarlaması. Hazal Kaya ve Buğra Gürsoy ile vitrinde iddialı yapımda, sıradan oldu. O da beşinci bölümde final yaptı.

Anlaşılamayanlar

Ev ahalisinin “Millet anlamadı” diye final yapmasına pek bir kızdıkları iki dizi oldu; ‘Kağıt Ev’ ve ‘Yalancı’... İngiliz ‘Liar’ uyarlaması olan yapım için “Tam kıvamında bitti yoksa bayardı” diyenler de var. Onuncu bölümde final yaptı. Salih Bademci bu yılın en iyi performanslarından birini sergiledi. Burçin Terzioğlu da ayak uydurdu. ‘Kağıt Ev’ konusu ile sezonun en özgün yapımlarından biriydi. Bizim açık kanal izleyici profiline uymadı. Bir de ‘iki saatlik dizi’ formatında değildi. Sekizinci bölümde final yaptı. Bu arada ev ahalisinin finalini izlediği tek diziydi diyebilirim.

Yüksek beklentileri olanlar

‘Masumiyet’, Hülya Avşar, Deniz Çakır ve Mehmet Aslantuğ gibi hayli iddialı isimleri bir araya getirdi. “Benim zorlamamla uzadı” diye Candaş Tolga’ya konuşmuştu Avşar. Onüçüncü bölümde final yaptı. Geriye ‘yüzü filtereden mi geçti?’ tartışmasıyla Avşar kaldı!
‘Sana Söz’ yine beklentisi yüksekti. Nehir Erdoğan’ın Müge Anlı’nın aynısının tıpkısı olarak rol yaptığı üzerine sosyal meydayada konuşuldu. Erkan Petekkaya sanki pek istekli değildi. Yedi bölüm dayandı. “Bu işi de tutar” gözü ile bakılan Özcan Deniz dizisi (İrem Helvacıoğlu ile birlikte oynadı) ‘Seni Çok Bekledim’ altıncı bölümde final yaptı.

Kısa ömürlüler

‘Cam Tavanlar’ (Sekiz bölüm), ‘Elbet Birgün’ (altı bölüm), ‘Kahraman Babam’ (Sekiz bölüm), ‘Uzak Şehrin Masalı’ (beş bölüm), ‘Benim Hayatım’ (altı bölüm)... Bu kısır döngünün yeni yılda da devam edeceğini öngörmek sanırım pek yanlış olmaz!

Yazının devamı...