Defalarca yazdım, her akşam üçlü beşli toplanmalar ve konuşmalar, koronavirüsle ilgili kafa karıştırabiliyor. İzleyici, daha net ve anlaşılır şekilde aklındaki sorulara yanıt arıyor. İşte o durumlardan birine CNN TÜRK’te rastladım. Semiha Şahin soruları çıkarmış, Bilim Kurulu Üyesi Ateş Kara cevaplıyordu. ‘Aşı çalışmaları ne durumda?’, ‘Salgın ne zaman azalacak?’ bir fikir vermesi açısından önemli ve yine ‘Salgın yazın devam edecek mi?’ sorusu da önümüzü görmek açısından değerli. Hocanın söylediği ‘yüzde 100 doğrudur’ demiyorum. Hemen yanında bir başka Bilim Kurulu üyesi olsa, farklı cümleler de kurabilirdi. Ama en azından bir rehber, bir yol gösterici olma açısından, tek ağızdan sorulara, net yanıtlar duymak önemliydi.

PARASIZ KALMAK!

‘Teke Tek Bilim’de korona günlerindeki belirsizlikler ve onun getirdiği stres konuşuldu. ‘Virüs bitince gidebileceğim bir işim olacak mı?’ en baştaki belirsizlik. Fatih Altaylı bunu sordu. Psikiyatrist İrem Yaluğ Ulubil, “Stresi kafaya takma” gibi saçma bir cümle kurulamayacağını söyledi ve ekledi: “Stresi yönetmemiz lazım.” Peki nasıl? “İşsiz kalınacak, paramız yeterince olmayacak şu an bunu karalar bağlayıp, düşümenin hiçbir efektif tarafı yok” dedi. “Hayatı anlamlı kılacak şeyler yapmak lazım” diye ekledi. Sonra örnek verdi: “Ben ailemle bu kadar dip dibe olmamıştım, çocuklarımla bu kadar uzun konuşmamıştım. Bu bir hapis olarak değerlendirilmemeli, bu bir armağan” dedi.
Bir baba düşünelim lokanta kapanmış ve işsiz. Çıkarken patronu üç kuruş verdi, hadi biraz kıyıda köşede birikmişi var az da olsa. Ama belirsizlik. Çocuk evde. Bir şeyleri daha fazla istemenin bol zamanı. Ve isteklerin karşılıkları boş. Bir güvence bir umut var mı bu stresi götürecek? Hocamızın deyimiyle “Hasarı minimal atlatmak gibi” bir şansı var mı? Mesela ‘sosyal devlet’ hiç konuşulmadı. İşin ‘sosyal devlet’ tarafı halledilip, karantinanın ‘psikolojik’ tarafının da psikiyatristlere bırakılması daha güzel olmaz mı? Hocamın söyledikleri, bu şartlar gerçekleştiğinde çok yerinde ve öğretici!