Bugün yazmak istemiyorum. Çünkü Umur Talu yazdı: “Orada enkaz altında gazeteciler var. Kan ter içinde koşturmuş muhabirler. Deprem ve ölümün kadrolu mu kadrosuz mu... 212’li mi, 1475’li mi diye bakmadığı bizim çocuklar...”
O çocuklar artık yok. Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz kurtarılamadı. Geriye ‘hafızalara kazınan’ haberleri kaldı. Televizyonlar canlı yayınlardaydı. Haber kanalları hele, teyakkuz halindeydi. A Haber kanalı da o sırada ‘Uykusuz Her Gece’ programındaydı. Gülay Özdem sunuyordu. Cem Emir’in bedeni tam o yayın sırasında Van’da enkaz altında cansız çıkarılmıştı. Gülay Özdem ne söyleyeceğini bilemez cümlelerle anlatmak istedi. Ve köşede, hemen sağ köşede Cem Emir’in resmi geldi ekrana. ‘Meslektaşımızı kaybettik’ yazısıyla. Burada o koydu bu koymadı meselesini yapmıyorum. Sadece ne bileyim, bir refleks diyorum. Kimse kimseden ne daha az ya da ne daha çok seviyordu, tanıyordu gibi ‘popülist’ cümleler kurmayacağım. Sadece sonra bir gezdim diğer kanalları. Bir küçük resim aradım...

BiR TEK O KANAL HATIRLADI

REHBERiM

DAHA ÇOOK DİZİ EKRANA VEDA EDER!
‘Ay Tutulması’ zorunlu finalini yapıyor. Peki bu dizi başarısız mıydı? Ya da benzer konuları işleyen onlarca yayındaki diziler başarılı mı? Ya da bu diziyi onaylayan, “Hadi başlayın” diyen kanalın sorumluluğu yok mu? Peki, bu dizi için milleti toplayıp (oyuncu, yönetmen, senarist, teknik ekip vs.) sonra “Olmadı, başka diziye” diyen yapımcının sorumluluğu? Galiba es geçtiğimiz sorun burada. Dizilerin keyfe göre yayından kalkamayacağı, kaldırılmayacağı bir düzeni kurmak işin püf noktası. Yoksa daha çok ‘ay tutulur’! (STAR / 20.00)

KIZIL KARANFİL DEVRİMİ
‘22 Nisan Devrimi’ kısaca Portekiz’de Salazar diktatörlüğünün bitişini anlatıyor. İzledim ‘ajitasyon’ çekmiyor. Politik filmler artık bizde peynir ekmek gibi. 24 ‘Tematik Film Kuşağı’ bu anlamda önemli. Tek eksik, görüntü. Şöyle HD kalitesi olsaydı. (21.30)

KORKU BU OLSA GEREK
‘American Horror Story’ dizinin adı. Dylan McDermott, Jessica Lange ve Connie Britton başrollerde. “Dibine kadar korku, ama çok zekice” ortak yorum. Bu akşam FX kanalında başlıyor. Kanal, dizinin ikinci sezonunu da bağlamış hatırlatayım.

NOT DEFTERiMDEN

EKRANDA DEPREMLER HEP AYNIYDI!
Geçmişteki depremler ve televizyona yansımalarına bugün bakınca değişen fazla bir şeyin olmadığı görülüyor. Tartışmalar, konular uyarılar kafa karışıklıkları... İşte bir demet;
ALO REHA YETİŞ: Depremde yakınlarını kaybeden küçüklerin haberi Show TV’de. Haberin sonuda evlat edinmek isteyelerin ‘Alo Reha Muhtar Telefon Hattı’na başvurabilecekleri açıklanıyor (10/09/1999)
EMRAH TAPUYU VERDİ Mİ?: Yer Savaş Ay’ın ‘A Takımı’ programı. Deprem konuşuluyor. Emrah, Savaş Ay’a telefon etmiş. “Evin tapusunu depremzedelere vereceğim” demiş. Programda söylenmiş. Aynı Emrah elinde tapuyla başka kanallarda görülmüş! (06/09/1999)
BİZİM GEMİ DE BİLİR: 1999 yılında depremden hemen sonra Fransız deprem araştırma gemisi ‘le Nadir’ gelmiş ve araştırma yapmış. Sonuçları da hemen açıklanmış. Pofesörler birbirine girmiş. Şener Üşümezsoy MTA’nın sismik araştırmasına yer verilmemesini kızmış. “İlla Fransız olunca mı önemli?” demiş. Oğuz Gündoğdu hocamız Hakan Aygün’e “Yedi günde Marmara’nın morfolojisi nasıl çıkar?” diye sitemde bulunmuş. (23/09/1999)
İZMİT UÇABİLİR: TGRT’de Beyza Güdücü, “İzmit her an uçabilir” demiş. Sonra; “Belki uçmaktan kurtulabilir” diye eklemiş. (19/08/1999)
KEŞKE BU FİLMİ İZLESEYDİK: Star ‘Deprem Yarın’ adlı bir belgeselle ilgili haberinde; “Keşke bu filmi izleseydik” diye bir altyazı geçmiş! (05/09/1999)
ADANA DEPREMİ VE KOLONLAR: Adana depremi (1998) sonrası Kanal D’de bir tartışma programı yapılmış. Programa katılan inşaat mühendisleri, kirişlerin arasına yarım metre aralıklarla tel sarılması gerektiğini, bundan haberi olmayan inşaatçıların olduğunu açıklamış! (01/07/1998)