Çok tanıdık geldi hikaye... ‘Mustafa Çiftçi’nin hikayelerinden esinlenilmiştir’ diye girişte yazıyordu ‘Gönül Dağı’nda. TRT’nin yeni dizisi... İzlerken eşimin Selendi’de geçen çocukluk ve sonrası hikayeleri aklıma geldi. İlk Ford marka traktörü ilçede o almış. Sonra hacca gitmiş.. Ve ‘Hacı Ford’ olarak SHP’den belediye başkanı olmuş. ‘Hacı Ford’u anlatır durur eşim. Hâlâ Demokrat Parti ile Cumhuriyet Halk Partisi mücadelesi devam eder ilçedeki yaşlılar arasında. Şimdi ne kadar parti adı değişse de işin aslı oraya gider. Kimler kimler yoktur ki hikayelerinde! ‘Dallas’ı izleyen ilçeden bir Ceyar çıkmış mesela. Sonra ‘Çikin Ahmetler’. Annesi oğluna nazar değmesin diye “Çikin Ahmet” diye severmiş adı oradan kalmış. ‘Garaşlar’ varmış bir de. Sonra dedesinin sabahlara kadar kahve içip, sohbet ettiği ‘Karaahmat’. Helvacılar varmış mesela.

BİR ZAMANLAR KÖYLER KASABALAR VARDI

Üç yaramaz...

Veysel, Ramazan, Tamer dizinin üç kahramanı. Çocukluk yılları muzurlukları izlerken bizim kayınço aklıma geldi. O yıllar radyo günleri. Evlerde radyo var. Merak ediyor ses nasıl çıkıyor diye. Bu merak epey bir radyoya mal olmuş. Dedesinin köstekli saati de aynı akıbete uğramış. Sonra televizyon dönemi....

Yabancı kanalları izleyeceğiz diye çatıya çıkar eşim ve kardeşleri aşağıda televizyon başında, ‘Görüntü geldi mi, oldu mu?’ bunun takibinde günler öyle geçermiş. Uzun uğraşlar sonucu Yunan televizyonu karlı da olsa bulunmuş, o sırada aşağıda bakkal dükkanını kapatıp yukarıya dinlenmeye, kayınpeder gelmiş. Televizyon bir türlü eski haline gelmiyor. Foya meydana çıkmış. ‘Gırbaşların Turgut ağbi’ elektrikçi, onu çağırmışlar üstüne de malum ceza! Yine de büyük tencere kapaklarını evdeki antenin ucuna bağlayarak çanak anteni, 70’li yıllarda bizim kayınçonun keşfettiği de söylenir. Hâlâ çanak anten merakı devam ediyor, tabii uzman oldu.

Güzel ayrıntılar

“Sinema vardı bizim kasabada, kahve sinemaydı. Oynatanın da lakabı sinemacı oldu” diyor eşim. Sonra okul. Dizide Veysel diyor ya yavuklusu Cemile’ ye; “Ortaokuldan beri alnıma yazılmış 163 Cemile” diye. İzmir’den Selendi’ye bir gidişte otobüste şoför ile selamlaştı eşim. “Sınıf arkadaşım Mehmet” dedi. Doktor olanı da var, memur olanı da...

İzlerken ‘Gönül Dağı’nı hani böyle de çok taze bir hikayeler bütününü yakın zamanlarda dinlemiş biri olarak, çok etkilendim. Güzel ayrıntılar var. ‘Dondurmam Gaymak’ ya da ‘İftarlık Gazoz’ filmlerinin hikayeleri ile ortak dili taşıyan bir hali de mevcut. TRT’nin hem ‘nükteli’ hem de ‘efendi’ olabilecek kıvamda sürpriz dizisi.