Farkındayım, şu sıralar ‘ekranda film’ olayına takmış durumdayım.

D-Smart’ta ‘Sokak Kedisi Bob’ filmi vardı. Uyuşturucu bağımlısı sokak şarkıcısı bir gençle, bir kedinin biraz duygusal, biraz hüzünlü ve çokça gitar soslu öyküsünü anlatıyor. Muhteşem bir hikaye ve çok samimi bir anlatım. Hani ‘ahlak, aile ve hayattan ders çıkarma’ işlerine pek meraklıyız ya, illa böyle filmler olsun hesabı, al işte tam da öyle bir yapım... Göster bir açık kanalda. ‘Bip’leyeceğin bu kardeşimizin içtiği nesnenin adı olacak, onun dışında bir sorun yok, garanti veriyorum!

BU FİLMİ NİYE GÖSTERMEZLER

ŞARKI SÖYLEMENİN NE GÜZEL TARİFİDİR

Biri için “Ne güzel söyledi!” deriz, diğerine “Olmamış”, söylenen bir şarkının ardından seslendiren için. İkisi arasındaki farkın ne olduğuna, ‘Müslüm’ filmindeki bu sahnede denk geldim. Limoncu Ali (Erkan Can) küçük Müslüm’ün akıl hocası Adana Halkevi’nde. ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ı okuyor Müslüm. “Olmadı mı hocam?” diyor. “Olacak” diyor Limoncu Ali, başlıyor anlatmaya, “Uzun ince bir yol nedir oğlum? Hayattır, hayat. Bir ucunda doğum, bir ucunda ölüm olan ince uzun bir yol. Koca Veysel öyle demiş (...) Bu türküyü kim okusa, başka başka okur. Kendi yolunu anlatır. Her türkü, her şarkı bir hikayedir. Öyle kuru kuruya okunmaz.” ‘Şarkının ruhu’ dedikleri şey...

TOHUM, BİR ULUSUN KİMLİĞİDİR!

Tohumu böyle bilmezdik. Ne zamanki ekmekler bozuldu, o zaman öğrendik önemini. KRT’de Serdar Akinan ‘Kaçış Planı’nda böyle bir konuyu anlatıyordu. İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in eşi Neptün Soyer’in toprakla olan hikayesini. Köye, tarıma ve toprağa adanmış bir ömür. Kara kılçık buğdayı konuşuldu. “Bu toprakların 50 sene önceki en değerli tarım ürünü yani ekmeğimiz” dedi Soyer. ‘Atalık tohum’ için söyledikleri tam da yukarıdaki cümlenin özeti gibiydi, “Bakanlık buna sertifikasyon verirse, satabiliyorsunuz. Biz satmıyoruz takas ediyoruz ve çoğaltıyoruz.” Bizim tohum, bu toprakların tohumu ve durum bu. Bağımsızlık dedikleri aslında tohum, yani ekmeğin.