Babalar ve oğullar...
Orhan Kemal’in oğlu sevgili Işık Kemal, Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin ve Rıfat Ilgaz’ın oğlu sevgili Aydın Ilgaz, ‘Aykırı Sorular’a konuk olmuşlar.
Aynı dönemin çocuklarıyız diyeyim. Basınköy’den komşum Işık; biz giriş katında, onlar üçüncü katta otururlardı. Anıları dile getirdikçe, eski günlerin ortak hikayelerini, ortak isimlerini tekrar hatırlamak hoş...
Ahmet Nesin, bir 12 Eylül sonrası anısını anlatıyor; “Darbenin üzerinden 4 ay geçmiş Haydarpaşa Garı’nda içiyoruz, Atilla Tokatlı ve ben. Genç biri bizim masanın ilerisine oturdu; bir duble rakı söyledi. Bir de bond çantasını açıp içindeki teybin kayıt düğmesine bastı. Millet görüyor olan biteni; adam güya ajan.”
Enver Aysever; “RTÜK kuralları gereği” diye cümleye girdi. Hani gerçek ile mizah arası gibi bir hal; “Burada sadece bir hikaye anlattığı icin sevgili Nesin, rakıyı o günü tasvir etmek için söyledi. Yoksa, biz burada kimseyi teşvik etmiyoruz. RTÜK kuralları gereği bu uyarıyı yapmak zorundayım. Çünkü, bundan dolayı çok ceza yiyorum...”
Artık iş RTÜK’te!
Haydarpaşa’ya lokantaya bir uğramakta fayda var. Ahmet Nesin, iyi ki hatırlattın. Valla özendim izlerken RTÜK!

TARAFSIZ’IN ÜÇ GÜLÜ

Ergenekon, Balyoz ve devamı davaların konu olduğu, Ahmet Hakan programlarının vazgeçilmezleri; Reşat Petek, Faruk Mercan ve Ahmet Gündel...
Son programda (yani geçen cuma) birbirlerine düştüler. Birden nasıl da ‘fikir’ değişebiliyor örneği. Efendim ilelebet böyle gitmeyecek tabii ki. Zamana göre değişmeler yeniden yaşanabilir.
“Biz onları unuttuk çoktan” günlerini görebiliriz. Siz izlemeye devam edin. Ömürler yettikçe, bu program devam ettikçe ve uzun yıllar içinde onlar konuk oldukça, görürüz...

ŞİMDİ ANKARA’YA BAĞLANIYORUZ
Radyodan maç dinleme keyfinin başlıklarındandır; “Şimdi Atatürk Stadı’na bağlanıyoruz. Durum nedir?” heyecanı.
Ortada tartışma programı varsa bu bağlanma pek keyifli olmuyor.
‘Tarafsız Bölge’de böyle bir durum vardı; çok yazdım, “Farklı şehirlerden bağlanma tartışma programlarında olmuyor” diye. Ver parasını gelsin; yoksa katılmasın. Katılımcıların ‘olsun yeter ki görüneyim’ merakı da bir başka sorun.
Ahmet Gündel evindeydi sanırım. Düşünün, bir sürü kablo, ışık ekibi, kamera evde. Bütün mahalle Ahmet Bey’i konuşuyor; şöhret olmanın bir başka yolu. Lafını edememiş; olsun, bakkal, kasap, manav seni konuşacak...

KARABÜKSPOR’A AYIP ETTİLER

Karabükspor tarihinde ilk defa Avrupa Kupası için mücadele ediyor. Rosenborg’tu rakibi; 1917’de kurulmuş Norveç takımı. Bugüne kadar Norveç liginde 13 kez şampiyon olmuş, ülkenin en marka takımı; onu eledi.
İşsiz güçsüz programlar diye yana yakıla ortalarda gezen birçok kanal mevcut; bir tanesi el atmadı.
Peki TRT Spor? İyi ki Dünya Kupası’nı yayınladı TRT, sabah akşam eski maçlar.
Bu maçı veremez miydi? Üstüne üstlük bir de tur atladı Karabük. Bu ülkenin takımları Avrupa’da maça çıkıyorsa ve kanallar maç yayınlamaya bu kadar meraklıysa, bunu da yayınlayacaklar. En azından Karabük şehri; evinde, kahvede, pastanede izlerdi bu maçı. Şimdi Saint Etienne ile oynayacaklar. ‘Emekçilerin takımı’dır Saint Etienne ve bir efsanedir. İşçi sınıfı takımlarının maçını, bakalım bir kanalımız verecek mi?

SULTANLAR BUZLU

Söz TRT Spor’dan açılmışken:
Bayanlar voleybolunun yıldız organizasyonu 2014 FIVB Dünya Grand Prix elemeleri birinci ve ikinci ayak maçları Ankara’da oynanıyor. Maçları TRT Spor veriyor.
Maç görüntülerine bakınca,1980 yılında oynandığı izlenimi veriyor; nostalji maçlarının soluk renkli görüntüleri.