‘Masterchef Türkiye’de Serhat, mavi takım olarak yaptıkları yemeklerin hikayesini anlattı: “Bizi at gözlüğüyle gören ülkelerin protokolü geliyor. Biz de onlara çeşitliliğimizi, uluslararası yeterliliğimizin olduğunu göstermek için, uluslararası kültürlerden menü yaptık.” ‘Avrupa, Avrupa duy sesimizi!’ durumu yani.
Soner şef, “Gastro diploması” dedi. Mehmet şef, “Devlet sorunları en iyi yemek masasında çözülür, değil mi?” diye sordu. Valla şefim, bizim hayli zengin bir ‘menü’ sunduğumuz bir gerçek, bazen devlet erkanının davetlerdeki yemek listesini gazetelerden okuyoruz. Öteki tarafı bilemeyiz tabii çözüp, çözemediğimizi...

GRAFİTİLER BUZLANIR

Ev ahalisinin izlediği diziler listesinde olan ‘Masumlar Apartmanı’nda bir sahne şaşırttı. Birkan Sokullu ve Farah Zeynep Abdullah merdivenlerden iniyorlar. Duvarları ‘grafitiler’ süslüyor. Fakat buzlu. Bol buzlu bir televizyon dönemi yaşıyoruz her anlamda.
Benzer bir operasyon Steve Martin’in pek hoşumuza giden ‘Pembe Panter’inde karışımıza çıktı. Futbol maçının oynandığı stadın reklamları ‘gizli reklam’ diyerekten örtülmüş. Maç Fransa’da oynanıyor bu arada! Dedim ya buzlu dönem ‘Neme lazım başım belaya girmesin’ tedirginliği...

GÖZYAŞLARINı TÜKETMEK ÜZERİNE...

‘Menajerimi Ara’da Ahsen (Ayşenil Şamlıoğlu) ağlayan Dicle’ye (Ahsen Eroğlu) söylüyor, “Gözyaşlarının belli bir kapasitesi vardır. Diyelim kişi başına iki litre. Bunu önceden tüketecek olursan, gerçek acılara ağlayamazsın.” Hayatı yaşamak, görmek ve geçirmek dedikleri böyle bir şey...