Hep kullanırım bu sözü... Ekran gerçeğin şovudur aslında. “Senaryosu olmayan, gerçek yaşamdan kaydedilmiş dramatik ve mizahi durumları ekrana yansıtan ve karakter olarak profesyonel aktörler yerine, gerçek kişileri kullanan, bir televizyon programı çeşididir” diye tarifi verilmiş ‘Reality Show’ yani ‘Gerçeğin Şovu’. Örnekleri göstermiştir ki durum hiç de öyle masum değildir. Gerçeğin şovunu ‘MasterChef’ yarışmasında yaşadık. Genç kuşak yarışmacılar vardı.

GERÇEĞİN ŞOVU

BİRDEN OLAY OLDU!

Pek öyle fazla kavga gürültü olmuyordu yarışmada. Kendi aralarında ‘genç işi rekabet’ hali vardı. Ve beklenen oldu! Yarışmacılardan Uğur’un 2013 yılında attığı küfürlü tweet’ler bulundu. 21 Kasım tarihinde Acun Ilıcalı, yarışmacıyı diskalifiye ettiğini duyurdu. Altı bölümde daha Uğur’u izledik. Ev ahalisi, “Bu kadar eleme atlamış bir isim yedi yıl önce küfretti diye atılamaz bunu daha önce bulacaklardı” diyordu zaten. Daha saf ve temiz buluyorlardı yarışmayı. Hatta yemekler ile ilgili yapılan sohbetlerin yararından bahsediyorlardı.

“Bant çekim” diyecekler. Sen altı bölüm yemek yaptıracaksın biz de “Şimdi mi atarlar? Yok bugün değilmiş” diye izleyeceğiz. Birden tam pota günü “Arkadaşlar siz yukarı, Uğur sen kal!” diyerek, “Suçluya kararını şimdi okuyacağız” diyeceksin.

Sonra yarım saat reklam ile bir güzel ‘gerçeğin şovu’ yapacaksın. Ardından gözyaşı ve ver müziği durumu... “Uğur’un yer aldığı bölümleri yayınlamayacaktın, madem diskalifiye ettin” dedi ev ahalisi. ‘Atılan tweet’leri’ kimsenin hoşgördüğü filan yok.

“Twitter maalesef bir küfretme yeri. Etmeyen yok. Bizde de dünyada da böyle” dediler. Uğur’un öyle mahkemede yargılanır gibi ekranda yargılanması ve kararın yüzüne okunması ev ahalisini pek bir üzdü. Zaten ‘gerçeğin şovu’ da bunun içindi.

Uğur cephesinde ne olur? Türkiye burası, seneye bugün unutulur. Uğur iyi bir aşçı ise yoluna devam eder. Instagram hesabında özür mektubu duruyor, takpiçisi 200 bini geçti. Yarışma için ev ahalisi, “Bizim için bitmiştir. Keyfi kalmadı işin” dediler. Gönüllerinde Serhat vardı.