İpek, “Sen git biraz dinlen karar verirsin” dediğinde Selin’e ev ahalisi, “Yoksa ayrılmıyor mu?” diye tedirgin oldu. Gideceğini biliyorlar da, ‘Bir hafta daha mı kalır?’ diye şüpheye düştüler.
İzni bitince Hekimoğlu’nun yanına gidip, “Ben kalacağım” dedi Selin. ‘Gerçekten gitmiyor mu?’ diye telaşlandı bizimkiler. Neyse ki Hekimoğlu ‘Benden bir cacık olmaz’ mesajını verince karakterimiz, diziden uçuverdi.
İş insanı Vahap Ergün (Güven Kıraç) hikayeleri ilgi uyandırıyordu. Karakter, ‘Hepimizin merak ettiği eşi kim?’ sorusuna cevap oldu. Oldu da Belçim Bilgin’di galiba, tam kesmeyen... Bu arada duyduğum, uzun bir süre diziye hasta ve yakını dışında, misafir oyuncu gelmeyecek.

‘MASUMLAR APARTMANI’; BİZİM ÇÖP EVLERİMİZ

Son bölüm, kendi ev hallerimize bir öz eleştiri gibiydi. Han’ın İnci’ye gösterdiği “İşte benim gerçeğim” diyerek, odadaki dağ gibi poşetler... “O poşetlerde hem hiçbir şey yok hem her şey var” bu söz kendi evimizin her köşesindeki bir hikayenin anlamı oluyor. Çöp ev dedikleri sıra dışı değil. Her evin bir kendi çöp evi vardır. Atılmaz, saklanır. Kapıyı açıp girdiğinizde size ait olanların belki de
özeti bu cümle... Millet Ezgi Mola için “Ben de acayip etkilendim” diyor da bir Merve Dizdar var aslında bu dizide.
Yani Gülben.
Bu arada zaman zaman müziğin ‘ambiyans müziği’ olup, boşluk doldurduğu hissine kapılıyorum. Her sahneye müzik bizim yerli dizilerin kuralı! ‘Masumlar Apartmanı’ daha başka olabilirdi daha içi dolu bir dizi olabilirdi diye düşünüyorum. Halimizden memnunuz, seyirci de öyle diyor ki reytingler ortada. Her şey ‘reyting’ mi? İzlerken bende bu his oluyor. Apartmanın ve karakterlerin gizemi ne güzel de süslenirdi, daha derinlere gidebilirdi hissi...

‘BABİL’ FİNAL YAPIYOR

Güzel hikaye, çok iyi kadro ve kendisi sıkılan bir senaryo. İyi ve kötünün anlamını ‘Neye ve kime göre?’ sorusu ile taçlandırması, akılda kalıcı ayrıntısı olacak bu dizinin.