Eurosport ta ‘Giro d’İtalia’ yani İtalya Bisiklet Turu... Bisiklet hikaye, manzara şahane durumu. Bu turdan haberi olmayan köy yokmuş İtalya’da. Spikerlerden biri anlattı, olaya şahit olmuş. Güzergah üzerinde bulunan bir köyde vatandaşlar masayı kurmuş sabahtan. 15 dakikada bir bisikletçiler oradan geçiyormuş. Her geçişte ‘ayağa kalkıyorlarmış’. Altıncı turun sonunda, kimsenin kalkacak hali kalmamış. Ne keyif ama!

Oturan haberci yok

Haber kanallarında ve bültenlerinde sunumu yapanlar ayakta. Kimi bir oraya, bir buraya yürüyor, kimi saksı misali sehpaya dirseğini koyuyor haber bitene kadar mecburen, ayakta. Yürürken estetik olmak lazım, yaylana yaylana gideni var...
Ne güzel oturup sunuyorlardı haberleri! Onların içinde ‘Acaba ne derler?’ tedirginliği olmuyor mu?

İktidar zengin olsun ben fakir olsam da

CNN Türk’te Kılıçdaroğlu’nun evinde eşi ile birlikte mutfakta geçirdiği zaman fotoğrafları üzerine konuşmalar... ‘Kitleler acaba kendi yaşam standartlarını süren siyasetçileri mi sever, yoksa daha yüksek potansiyelle ve kendi yaşamlarını o yüksek potansiyele taşıyabilme ihtimalleri olan siyasetçileri mi sever?’ diye dolambaçlı ‘fakir zengine oy verir’ cevabının sorusunu sordu Hande Fırat. Hulki Cevizoğlu fakirin zengine oy verme halini örneklerle anlattı. “-izm’ler önemli değil, hepsi aynı konuda birleşiyor” diye özetledi. Düzen böyle... Biri durumu fark ediyor marksizm; diğeri zaten bu durumu yaratan kapitalist!

Bayram hikayeleri bitti

KRT’de Lütfü Türkkan, çocukluk yılları bayramını anlatıyordu. Cerrahpaşa’da oturuyorlarmış. “İlk elbiseyi 11 yaşındaydım Cerrahpaşa’da terzi Raif Efendi dikti” dedi. Birden hayal ettim. Mahallenin köşesinde küçük bir dükkan. Gözlükleri burnunun üstüne düşmüş Raif Efendi. Elinde sabun ve cetvel kumaşın üzerine eğilmiş. Bazen Singer’in başında. Bir 40 yıl sonra anlatacak ne olabilir “Eski bayramlar” diyerek ekranda bugüne dair?